think forthread vein
/ 35
think forthread vein
think for[phrase]

yardım almadan fikir oluşturup karar almak

think highly of[v]

birine veya bir şeye çok değer vermek,birini veya bir şeyi çok takdir etmek

think little of[phrase]

biri hakkında kötü düşünmek

think nothing of[phrase]

bir şeyi mesele etmemek

think of[v]

düşünmek,göz önünde bulundurmak

think on feet[phrase]

hızlı düşünüp tepki vermek

think outside the box[phrase]

yaratıcı düşünmek

think over[v]

düşünüp taşınmak

think tank[n]

düşünce kuruluşu,fikir üretim merkezi

think the sun rises and sets on[phrase]

birini dünyası sanmak

think the world of[phrase]

birine çok değer vermek

think through[v]

dikkatlice düşünmek,her yönüyle ele almak

think twice[phrase]

iyice düşünmek

think up[v]

tasarlamak

thinkable[adj]

düşünülebilir

thinker[n]

düşünür,entelektüel

thinking[n][adj]

düşünce • düşünen,akılcı

thinking cap[n]

kafayı çalıştırmak

thinly[adv]

yüzeysel olarak,ikna olmadan

thinly veiled[phrase]

zar zor gizlenmiş

thinning[n]

seyreltme,inceltme

third[adj][n][adv]

üçüncü • üçte bir,üçüncü kısım • üçüncü olarak

third base[n]

üçüncü kale,üçüncü taban

third class[n]

üçüncü sınıf,üçüncü mevki

third class honours degree[n]

üçüncü sınıf onur derecesi,üçüncü sınıf şeref derecesi

third degree[phrase]

sıkı sorgu

third gear[n]

üçüncü vites,üçüncü dişli

third gender[n]

üçüncü cinsiyet,nötr cinsiyet

third party[n]

iki partili sistemde büyük partilere karşı kurulan siyasi parti

third rail[n]

üçüncü ray,trenlere elektrik sağlayan ek ray

third tonsil[n]

üçüncü bademcik,farinks bademciği

third umpire[n]

üçüncü hakem,video hakemi

third ventricle[n]

üçüncü ventrikül

third wheel[n][phrase]

fazlalık gibi duran kişi

third world[n]

üçüncü dünya,gelişmekte olan ülkeler

third-degree burn[n]

üçüncü derece yanık

third-person narrative[n]

üçüncü şahıs anlatımı

third-person shooter[n]

Üçüncü Şahıs Nişancı Oyunu

third-rate[adj]

üçüncü sınıf, kalitesiz

third-year[adj]

üçüncü yıl,üçüncü yıla ait

thirdly[adv]

üçüncü olarak

thirst[n][v]

susuzluk • susamak,susuzluk hissetmek

thirst trap[n]

ilgi tuzağı,iltifat tuzağı

thirstiness[n]

susuzluk,şiddetli arzu

thirsty[adj]

susuz

thirteen[n]

Thirteen (kart oyunu)

thirteenth[det][n]

onüçüncü • on üçüncü,on üçüncü pozisyon

thirties[n]

30-40 yaşları arası

thirtieth[n]

otuzuncu,otuzuncu sıra

thirty-first[adj]

otuzbirinci

thirty-second note[n]

otuz ikilik nota

thirty-two[n]

otuz iki,Nijerya dişleri

this[pron][det]

bu • bu

this and that[phrase]

ıvır zıvır

this evening[adv]

akşama

thisaway[adv]

bu tarafa,bu yönde

thistle[n][adj]

devedikeni,kenger • devedikeni rengi

thither[adv]

oraya,o tarafa

thong[n]

string

thor[n]

Thor

thorax[n]

göğüs kafesi

thorn[n]

diken,baş belası

thorn in side[phrase]

sürekli baş ağrısı

thornbill[n]

acanthiza küçük avustralya'ya özgü ötleğen kuşu

thorny[adj]

zahmetli

thorough[adj]

ayrıntılı

thoroughbred[n][adj]

safkan • soy,safkan

thoroughbred racing[n]

safkan yarışları

thoroughfare[n]

ana cadde

thoroughgoing[adj]

tam

thoroughly[adv]

çok dikkatlice

those[pron][det]

şunlar,onlar • şu

thot[n]

orospu,sürtük

thou[n][pron]

bin,biner • sen,siz

though[adv][conj]

rağmen • -a/e rağmen

thought[n]

fikir

thought police[n]

düşünce polisi

thought-out[adj]

iyice düşünülmüş,dikkatlice planlanmış

thought-provoking[adj]

düşündürücü

thoughtcrime[n]

düşünce suçu

thoughtful[adj]

düşünceli

thoughtfully[adv]

düşünceli bir şekilde,derin düşünceyle

thoughtfulness[n]

düşüncelilik

thoughtless[adj]

dikkatsiz

thoughtlessly[adv]

düşüncesizce,otomatik olarak

thousand[det]

bin,bir bin

thousand island dressing[n]

thousand island sosu

thousandth[n][det]

binde bir,bir binde bir • bininci,bininci olan

thrall[n]

köle,esir

thralldom[n]

kölelik,esaret

thrash[v][n]

dövmek,pataklamak • yüzme vuruşu,çırpma hareketi

thrash metal[n]

thrash metal

thrash out[v]

tartışmak,derinlemesine görüşmek

thrashcore[n]

öfkeli punk

thrasher[n]

diğer ötücü kuşları taklit eden, ardıç kuşu benzeri, amerika'ya özgü ötücü bir kuş

thread[n][v]

iplik • iğneye iplik geçirmek,ipliği iğneden geçirmek

thread seal tape[n]

boru sızdırmazlık bandı

thread sewn binding[n]

telle dikili ciltleme

thread to pull[phrase]
thread vein[n]

cilt yüzeyine yakın kırmızı veya mor renkli kılcal damar

LanGeek
Uygulamayı İndir