troll walltrustful
/ 35
troll walltrustful
troll wall[n]

Troll Duvarı,Troll Kayalığı

trolley[n]

tramvay

trolley car[n]

tramvay,vagon

trolleybus[n]

trolleybüs,elektrikli otobüs

trollface[n]

troll,çevrimiçi provokatör

trolling[n]

troll,troll avcılığı

trombone[n]

trombon

trombone player[n]

trombon çalan müzisyen,trombonist

trombonist[n]

tromboncu

tromp[v]

ağır adımlarla yürümek,gürültülü bir şekilde yürümek

trompe l'oeil[n]

göz aldatmaca

troon[n][v]

transseksüel,trans birey • geçiş yapmak,cinsiyet değiştirmek

troon out[v]

cinsiyet geçişi yapmak,cinsiyet değiştirmek

trooner[n]

bir transseksüel kişi,bir trans

troonism[n]

troonizm,transkimlikçilik

troop[n][v]

asker topluluğu • kalabalık halinde hareket etmek,birlikte yürümek

trooper[n]

polis memuru

troops[n]

askerler

troopship[n]

asker nakliye gemisi,asker taşıma gemisi

trope[n]

klasikleşmiş öğe

trophy[n]

kupa

trophy wife[n]

genç ve çekici kadın

tropic[n][adj]

dönence • tropikal,tropik

tropical[adj]

tropikal

tropical storm[n]

tropikal fırtına,tropikal siklon

tropicbird[n]

tropik kuşu

tropics[n]

tropikler

troponymy[n]

troponimi,bir bölgenin veya dilin yer adları topluluğu

troposphere[n]

troposfer,Dünya atmosferinin en alt tabakası

trot[v][n]

tırıs gitmek • tırıs,tırıs yürüyüşü

troth[n]

sadakat yemini,ciddi söz

trotter[n]

paça

troubadour[n]

ozan

trouble[n][v]

sorun • endişelendirmek,rahatsız etmek

trouble and strife[n]

eş,karı

trouble-free[adj]

sorunsuz,problemsiz

troubled[adj]

tedirgin

troubled waters[phrase]

karışık sular

troublemaker[n]

baş belası

troubleshoot[v]

sorun gidermek,problem çözmek

troublesome[adj]

baş belâsı

troubling[adj]

tedirgin edici

trough[n]

ani düşüş

trounce[v]

hezimetine uğratmak,azarlamak

troupe[n]

topluluk,kumpanya

troupe system[n]

oyuncu rotasyonu

trouper[n]

tecrübeli aktör

troupial[n]

venezuela kuşu

trouser suit[n]

döpiyes

trousers[n]

pantolon

trout[n]

alabalık

trowel[n][v]

küçük bahçe küreği • mala kullanmak,mala ile çalışmak

troy[n]

Truva

truant[n][adj]

okul kaçağı • izinsiz devamsız,kaçak

truc[n]

Truc kart oyunu

truce[n]

ateşkes

truck[n][v]

kamyon • nakliye etmek,kamyonla taşımak

truck camper[n]

kamyonet karavanı,kamyon kampçısı

truck driver[n]

kamyon şoförü,tır şoförü

truck stop[n]

kamyon durağı,tır dinlenme tesisi

trucker[n]

kamyoncu,şoför

trucking rig[n]

kamyon ve römork takımı,tır

truckle[n][v]

alt yatak,tekerlekli yatak • yaltaklanmak

truckload[n]

bir yığın,büyük bir miktar

truculence[n]

saldırganlık,düşmanca direniş

truculent[adj]

saldırgan

trudge[v][n]

ağır adımlarla yürümek,zorlukla yürümek • zorlu yürüyüş,çetin yürüyüş

trudgen[n]

trudgen,trudgen stili

true[adj][v][adv]

hakiki • hizalamak,ayarlamak • doğrudan,sapmadan

true as steel[phrase]

son derece güvenilir

true blue[adj]

koyu azur

true crime[n]

gerçek suç

true fir[n]

gerçek köknar,yayla köknarı

true pine[n]

gerçek çam,hakiki çam

true to[phrase]
true to life[phrase]
true-to-life[adj]

hayata uygun,gerçekçi

truffle[n]

yermantarı

truism[n]

bilinen gerçek

truly[adv]

gerçekten

trumeau[n]

pencere orta sütunu

trump[n][v]

koz • ilan etmek,fanfarla duyurmak

trump up[v]

uydurmak,uydurup atmak

trumpet[n][v]

trompet • ilan etmek,duyurmak

trumpet interchange[n]

trompet kavşağı,trompet şeklinde kavşak

trumpeter[n]

trompetçi

truncate[v][adj]

kesmek • kesik,budanmış

truncated[adj]

kesilmiş,budanmış

truncus pulmonalis[n]

pulmoner gövde,akciğer atardamarı

trundle bed[n]

çekmeceli yatak

trunk[n]

gövde

trunk hoses[n]

kısa balon biçimli pantolon

trunk shot[n]

bagaj çekimi

trunks[n]

şort,diz üstü pantolon

truss[n][v]

sert çerçeve • desteklemek,yapısal olarak desteklemek

truss bridge[n]

kafes köprü

trust[v][n]

güvenmek,inanmak • güven,vakıf

trust gut[phrase]
trustee[n]

mütevelli

trustful[adj]

güvenen,saf

LanGeek
Uygulamayı İndir