tiny-house movementto that end
/ 35
tiny-house movementto that end
tiny-house movement[n]

küçük ev akımı

tip[n][v]

uç,sivri uç • bir yana eğilmek

tip of the iceberg[phrase]

daha işin başı

tip off[v]

gizlice bilgi vermek,ihbarda bulunmak

tip over[v]

devirmek,yıkmak

tip the balance[phrase]

dengeyi lehine çevirmek

tip truck[n]

damperli kamyon,devrilir kamyon

tip-off[n]

bir ihbar,gizli bir bilgi

tip-top[adv]

mükemmel bir şekilde,harika bir şekilde

tipper[n]

damper,damperli kamyon

tipper lorry[n]

damperli kamyon,dökücü kamyon

tipper truck[n]

damperli kamyon,dökücü kamyon

tippet[n]

kürk boyun atkısı

tipping point[n]

dönüm noktası,kritik eşik

tipple[n][v]

fıçıdan bardağa konan miktar • ölçülü içmek

tippler[n]

içkici,eğlence düşkünü

tippytoe[v]

parmak uçlarında yürümek,ayak parmaklarının ucunda yürümek

tipster[n]

tipster,bahis danışmanı

tipsy[adj]

sarhoş

tiptoe[v][adv][n][adj]

parmak uçlarında yürümek • parmak uçlarında,sessizce • ayak ucu,parmak ucu • parmak uçlarında,sessizce

tiptoe around[phrase]

konunun etrafından dolanmak

tiptop[n][adj]

en üst nokta,zirve • mükemmel,en üstün kalite

tirade[n]

sert konuşma

tiramisu[n]

tiramisu

tire[n][v]

tekerlek • yorulmak

tire out[v]

yorulmak

tire pressure gauge[n]

lastik basınç göstergesi,lastik hava basıncı ölçer

tire rotation[n]

lastik rotasyonu,lastik pozisyon değişimi

tire swing[n]

lastik salıncak

tired[adj]

yorgun

tiredly[adv]

yorgun bir şekilde,bitkin bir halde

tiredness[n]

yorgunluk

tireless[adj]

yorulmak bilmez

tirelessly[adv]

yorulmadan, bıkmadan

tiresome[adj]

usandırıcı

tiring[adj]

yorucu

tiryns[n]

Tirins

tissue[n][v]

doku • dokumak,kumaş yapmak

tissue box[n]

peçete kutusu

tissue paper[n]

saman kâğıt,tülbent kâğıt

tit[n]

meme

tit for tat[phrase]

kısasa kısas

tit-tat-toe[n]

sıfır çarpı,tic-tac-toe

titan[n]

Titan,Satürn'ün en büyük uydusu; puslu bir nitrojen atmosferine sahiptir

titanic[adj]

devasa,muazzam

titanium[n]
titbag[n]

aptal,gerizekalı

titchy[adj]

minik,küçücük

tithe[n][v]

öşür,ondalık sunusu • öşür almak,onda bir vergi koymak

tithead[n]

aptal,salak

titi monkey[n]

titi maymunu

titillate[v]

uyandırmak,tahrik etmek

titillating[adj]

heyecan verici,uyarıcı

titillation[n]

gıdıklama,titreme

title[n][v]

unvan • isim vermek,başlık koymak

title of respect[n]

saygı unvanı,onursal unvan

title page[n]

başlık sayfası

title role[n]

ana karakter

titling[n]

başlık işleme

titlist[n]

unvan sahibi,şampiyon

titmouse[n]

baştankara

titration[n]

titrasyon,deneyleme

titter[v][n]

kıkır kıkır gülmek • gergin gülüş,tutuk kahkaha

tittle-tattle[n][v]

dedikodu,gevezelik • gevezelik etmek,çene çalmak

titty[n]

meme,göğüs

tlayuda[n]

tlayuda

tmesis[n]

sözcük aralama

to[prep]

[-a/-e/-ya/-ye]

to a fault[adv]

aşırı derecede,fazlasıyla

to a great extent[adv]

büyük ölçüde,önemli derecede

to a greater extent[adv]

daha büyük ölçüde

to a higher place[adv]

daha yüksek bir yere doğru,daha yukarı bir mekana

to a lower place[adv]

daha aşağı bir yere,daha alt bir mekana

to a point that[adv]

öyle bir noktaya ki,bir dereceye kadar ki

to a tee[phrase]

tamam

to all intents and purposes[phrase]

aslında

to and fro[adv][phrase]

ileri geri,bir o yana bir bu yana • gelgitli konuşma

to be honest[phrase]
to be precise[phrase]

aslını söylemek gerekirse

to begin with[adv]

başlangıç olarak,öncelikle

to cap it all[phrase]
to coin a phrase[phrase]

tabiri caizse

to date[adv]

şimdiye kadar

to death[phrase]

ölümüne

to die for[phrase]

uğruna ölünür

to fingertips[phrase]

iliklerine kadar

to go[adj]

kalan,yapılacak

to hand[prep]

el altında,hazır

to heart's content[phrase]

dilediğince

to liking[phrase]

zevkine göre

to mind[phrase]

kanımca

to my knowledge[phrase]

bildiğim kadarıyla

to no avail[phrase]

sonucu olmayan

to no effect[phrase]

etkisiz

to put it simply[adv]

basitçe söylemek gerekirse,kısaca söylemek gerekirse

to some extent[adv]

bir dereceye kadar,belli bir ölçüde

to start with[adv]

her şeyden önce

to tell the truth[adv]

doğrusunu söylemek gerekirse,gerçeği söylemek gerekirse

to that effect[phrase]

o anlamda

to that end[adv]

bu amaçla,bu hedefle

LanGeek
Uygulamayı İndir