tatteredtear a strip off
/ 35
tatteredtear a strip off
tattered[adj]

yırtık pırtık,eskimiş

tattily[adv]

eskimiş bir şekilde,yıpranmış bir biçimde

tatting[n]

düğümlü dantel örme

tattle[v][n]

ispiyonlamak,gammazlamak • dedikodu,gevezelik

tattler[n]

polinezya cırlakkuşu

tattoo[n][v]

dövme • dövme yapmak,kalıcı mürekkeple işaretlemek

tattoo artist[n]

dövmeci

tatty[adj]

gösterişli,çarpıcı

taunt[v][n]

başına kakmak • alay,taşlama

taupe[n][adj]

top rengi,gri kahverengi • boz kahverengi

tauromachy[n]

boğa güreşi

taut[adj]

sıkı

tautologic[adj]

totolojik,gereksiz tekrarlı

tautological[adj]

totolojik

tautology[n]

gereksiz yineleme

tavern[n]

meyhane,taverna

tawdrily[adv]

gösterişli bir şekilde,ucuz ve zevksiz bir şekilde

tawdry[adj]

zevksizce süslenmiş

tawny[adj]

sarımsı kahverengi

tawny owl[n]

alaca baykuş

tawny-brown[adj]

kahverengimsi sarı,taba rengi

tax[n][v]

vergi • vergi almak,vergilendirmek

tax evasion[n]

vergi kaçakçılığı

tax haven[n]

vergi cenneti

tax-free[adj]

vergiden muaf

taxable[adj]

vergilendirilebilir,vergiye tabi

taxation[n]

vergilendirme

taxi[n][v]

taksi

taxi dancer[n]

kiralık dansçı

taxi driver[n]

taksi şoförü

taxi rank[n]

taksi durağı

taxi squad[n]

taksi takımı,yedek oyuncu grubu

taxi stand[n]

taksi durağı

taxi station[n]

taksi durağı

taxicab[n]

taksi

taxidermy[n]

tahnitçilik

taximan[n]

taksici,taksi şoförü

taximeter[n]

taksimetre,taksi sayacı

taxing[adj]

vergilendirme

taxistand[n]

taksi durağı,taksi park yeri

taxiway[n]
taxonomic[adj]

taksonomik,sistematik

taxonomical[adj]

taksonomik

taxonomy[n]

taksonomi

taxpayer[n]

vergi mükellefi,vergi ödeyen

tay-sachs disease[n]

Tay-Sachs hastalığı

tayberry[n]

tayberry

tayra[n]

tayra

tazza[n]

ayaklı tatlı tabağı

tchotchke[n]

ucuz süs eşyası,gösterişli takı

tchoukball[n]

tchoukball,hentbol ve voleybol unsurlarını birleştiren bir takım sporu, oyuncular bir topu sektirme filesinden sektirerek sayı kazanır

tcp[n]

TCP

tea[n]

çay

tea bag[n]

poşet çay

tea biscuit[n]

az şekerli sade bisküvi

tea bread[n]

çay ile yenilen ekmek

tea ceremony[n]
tea filter[n]

çay filtresi,çay süzgeci

tea gown[n]

çay elbisesi

tea leaf[n]

çay yaprağı

tea maker[n]

çay makinesi

tea parlor[n]

çay bahçesi,çay evi

tea parlour[n]

çay evi,çay bahçesi

tea room[n]

çay bahçesi

tea rose[n][adj]

çay gülü,çay rozeti • soluk sarımsı pembe rengi

tea sandwich[n]

çayın yanında yenen sandviç

tea service[n]

çay takımı

tea set[n]

çay takımı,çay servis takımı

tea strainer[n]

çay süzgeci

tea table[n]

çay sehpası

tea towel[n]

kurulama bezi

teacake[n]

az şekerli sade bisküvi

teach[v]

öğretmek

teach a lesson[phrase]

dersini vermek

teach grandmother to suck eggs[phrase]

ustaya iş öğretmek

teacher[n]

öğretmen

teacher trainer[n]

öğretmen eğitmeni,öğretmen eğiticisi

teacher training[n]

öğretmen eğitimi,öğretmen yetiştirme

teacher's pet[n]

öğretmenin gözdesi

teachers die but books live on[sentence]

bir kitap, bin öğretmendir

teaching[n]

öğretim

teaching assistant[n]

öğretim asistanı,ders asistanı

teaching hospital[n]

eğitim hastanesi

teacup[n]

çay fincanı

teahouse[n]

çay evi

teakettle[n]

çaydanlık,çay demleme su ısıtıcısı

teal[adj][n]

göl mavisi • çamur ördeği

team[n][v]

takım • işbirliği yapmak,takım olarak çalışmak

team manager[n]

takım yöneticisi,takım sorumlusu

team player[n]

takım oyuncusu,ekip oyuncusu

team spirit[n]

takım ruhu

team sport[n]

takım sporu

team up[v]

takım oluşturmak

teammate[n]

takım arkadaşı

teamster[n]

arabacı,at arabası sürücüsü

teamwork[n]

takım çalışması,işbirliği

teapot[n]

çay demliği

teapoy[n]

çay masası

tear[n][v]

gözyaşı • yırtmak

tear a strip off[phrase]

birini fena azarlamak

LanGeek
Uygulamayı İndir