teleconferencetemporal deixis
/ 35
teleconferencetemporal deixis
teleconference[n][v]

telekonferans • telekonferansa katılmak

teleconferencing[n]

telekonferans

telefax[v]

fakslamak,telefaks göndermek

telefilm[n]

televizyon filmi

telegraph[n][v]

telgraf • telgraf çekmek,telgrafla bildirmek

telegraph pole[n]

telgraf direği,telefon direği

telegraph post[n]

telgraf direği,telefon direği

telegraphy[n]

telgraf

telemark[n]

bir telemark dönüşü,telemark virajı

telemark skiing[n]

telemark kayak,telemark

telemarketing[n]

tele pazarlama

teleological[adj]

teleolojik,erekbilimsel

teleology[n]

teleoloji,amaçların incelenmesi

telepathic[adj]

telepatik,görünür fiziksel sinyaller olmadan iletişim kuran

telepathically[adv]

telepatik olarak

telepathy[n]

telepati

telephone[n][v]

telefon • telefon ile konuşmak

telephone banking[n]

telefon bankacılığı

telephone book[n]

telefon rehberi,telefon dizini

telephone call[n]

telefon görüşmesi

telephone circuit[n]

telefon devresi,telefon hattı

telephone directory[n]

telefon rehberi

telephone line[n]

telefon hattı,telefon kablosu

telephone number[n]

telefon numarası

telephone pole[n]

telefon direği

telephone set[n]

telefon seti,telefon cihazı

telephoner[n]

telefoncu

telephony[n]

ses iletimi bilimi

telephoto lens[n]

teleobjektif

teleport[v]

ışınlamak

teleportation[n]

teleportasyon

telepresence[n]

tele varlık,uzaktan varlık

teleprompter[n]

akıl defteri (spiker)

telesales[n]

tele satış,telefonla satış

telescope[v][n]

teleskoplamak,iç içe geçmek • teleskop

teleselling[n]

tele satış,telefonla satış

teleshopping[n]

tele alışveriş

teletext[n]

teletekst

telethon[n]

bağış toplamak için düzenlenen uzun televizyon programı

televise[v]

televizyonla yayımlamak

television[n]

televizyon

television camera[n]

televizyon kamerası

television guide[n]

televizyon rehberi

television newscaster[n]

televizyon haber sunucusu,televizyon muhabiri

television program[n]

televizyon programı

television receiver[n]

televizyon alıcısı,televizyon

television set[n]

televizyon seti,televizyon cihazı

television show[n]

televizyon programı

telex[n][v]

telex,telex makinesi • telemek, telex ile iletmek

telex machine[n]

teleks makinesi

telicity[n]

bitmişlik

tell[v]

anlatmak

tell apart[v]

ayırt etmek,farkını görmek

tell fortune[phrase]
tell from[phrase]
tell future[phrase]
tell off[v]

azarlamak

tell on[v]

ele vermek

tell tales out of school[phrase]

sırları dışarı taşımak

tell the difference[phrase]
tell the time[phrase]
tell-all[adj]

skandal bilgiler içeren

teller[n]

banka memuru

telling[adj][n]

açık edici,anlamlı • anlatım,hikaye etme

telling-off[n]

azarlama,paylama

tellingly[adv]

anlamlı bir şekilde,açıkça

telltale[adj][n]

açığa vuran • dedikoducu,geveze

telly[n]

televizyon

telomere[n]

telomer,kromozom ucu

telophase[n]

telofaz,mitozun son aşaması

telugu[n]

Teluguca

temazepam[n]

temazepam

temblor[n]

deprem,zelzele

temerity[n]

cesaret

temp[n]

geçici işçi,geçici personel

tempeh[n]

tempeh

temper[n][v]

öfke krizi geçirme • sertleştirmek

tempera[n]

tempera

temperament[n]

mizaç

temperamental[adj]

mizaçla ilgili,huy ile ilgili

temperance[n]

ölçülülük

temperate[adj]

mutedil

temperately[adv]

ölçülü bir şekilde, sade bir şekilde

temperateness[n]

ılımlılık,ölçülülük

temperature[n]

sıcaklık

temperature gauge[n]

sıcaklık göstergesi,termometre

temperature reduction[n]

sıcaklık azaltma,sıcaklık düşürme

tempest[n]

fırtına,karışıklık

tempest in a teapot[phrase]

pireyi deve yapma

tempestuous[adj]

fırtınalı,azgın

template[n]

şablon,kalıp

temple[n]

tapınak

temple orange[n]

bir tür portakal çeşidi

tempo[n]

tempo

tempo run[n]

tempo koşusu,sürdürülebilir tempoda koşu

temporal[adj][n]

geçici • zamansal,zaman rolü

temporal bone[n]

şakak kemiği

temporal case[n]

zaman hâli

temporal cortex[n]

temporal korteks

temporal deixis[n]

zamansal işaretleme

LanGeek
Uygulamayı İndir