take the caketalk therapy
/ 35
take the caketalk therapy
take the cake[phrase]

hepsinden beter olmak

take the easy way out[phrase]

kolay yolu seçmek

take the edge off[phrase]

etkisini hafifletmek

take the fall[phrase]

suçu üstlenmek

take the field[phrase]
take the flak[phrase]
take the flank[phrase]
take the floor[phrase]

dansa çıkmak

take the gilt off the gingerbread[phrase]

tadını kaçırmak

take the initiative[phrase]
take the l[phrase]
take the law into hands[phrase]

adaleti kendi eliyle sağlamaya kalkmak

take the lead[phrase]

yönetimi ele almak

take the lid off[phrase]

rahatsız edici gerçeği ortaya çıkarmak

take the mick out of[phrase]

biriyle dalga geçmek

take the offer[phrase]
take the pitch[phrase]
take the plunge[phrase]

cesaret edip atılmak

take the rap[phrase]
take the reins[phrase]
take the stage[phrase]

ön plana çıkmak

take the sting out of[phrase]

acısını hafifletmek

take the trick[phrase]
take the wheel[phrase]
take the wicket[phrase]
take the wind out of sails[phrase]
take the wrong way[phrase]

yanlış anlamak

take through[v]

yol göstermek,açıklamak

take time[phrase]

zaman almak

take time by the forelock[phrase]

fırsatı hemen değerlendirmek

take time off[phrase]

izne çıkmak

take to[v]

birinden veya birşeyden hoşlanmak

take to court[phrase]
take to heart[phrase]

bir şeyi ciddiye almak

take to heels[phrase]

tabana kuvvet kaçmak

take to like a duck to water[phrase]

hemen alışmak

take to the cleaners[phrase]

birini ezip geçmek

take to the mat[phrase]

zıt düşmek (biriyle)

take to the next level[phrase]

gelişme kaydetmek

take to the woods[v]

kaçmak,ormana sığınmak

take turns[phrase]

sıra ile yapmak

take umbrage[phrase]

gücenme

take under advisement[phrase]

bir şey hakkında iyice düşünmek

take under wing[phrase]

kanatları altına almak

take up[v]

devam etmek

take up a notch[phrase]

bir seviye yukarı taşımak

take up on[phrase]
take up the cudgels[phrase]

canla başla savunmak

take up the gauntlet[phrase]

meydan okumayı kabul etmek

take up with[v]

kendini adamak,başlamak

take upon[phrase]
take with[v]

yanında götürmek,beraberinde almak

take with a grain of salt[phrase]

ihtiyatla yaklaşmak

take with a pinch of salt[phrase]
take word for it[phrase]

sözüne inanmak

take words out of mouth[phrase]

aklındakini söylemek

take-away[adj]

paket servis

takeaway[n]

paket servis

takedown[n]

ezici söz,ağır eleştiri

takeoff[n]

kalkış

takeout[n][adj]

paket servisi • paket servis,götürme

takeout food[n]

paket yemek,paket servis yemek

takeover[n]

ele geçirme

takin[n]

takin

takoyaki[n]

takoyaki

talapoin[n]

talapoin

talaria[n]

kanatlı ayakkabı

talc[n][v]

talk pudrası • (vücuduna) talk pudrası uygulamak,talk pudrası ile tozlamak

talcum[n]

talk,talk pudrası

talcum powder[n]

talk pudrası

tale[n]

öykü

talent[n]

yetenek

talent manager[n]

sanatçı yöneticisi

talent show[n]

yetenek yarışması

talented[adj]

yetenekli

talisman[n]

tılsım

talk[v][n]

konuşmak • konuşma

talk a big game[phrase]
talk a blue streak[phrase]

durmadan konuşmak

talk around[v]

konunun etrafında dolanmak,kaçamak konuşmak

talk at[v]

birine konuşmak,döktürmek

talk behind back[phrase]
talk down[v]

küçümseyici konuşmak

talk ear off[phrase]

birinin başının etini yemek

talk into[v]

ikna etmek

talk like a book[phrase]

kitap gibi konuşmak

talk of the town[phrase]

dillerde olmak

talk out of[v]

vazgeçirmek

talk outside neck[phrase]
talk over[v]

müzakere etmek

talk radio[n]

izleyicilerle telefon bağlantısı kurulan radyo programı

talk sense[phrase]

mantıklı konuşmak

talk sense into[phrase]

birini aklıselime döndürmek

talk shit[phrase]
talk shop[phrase]

iş konuşmak

talk show[n]

sohbet programı

talk terms[v]

şartları görüşmek,koşulları tartışmak

talk the hind leg off a donkey[phrase]

durmadan konuşmak

talk the talk[phrase]

lafı iyi yapmak

talk therapy[n]

konuşma terapisi,sözel psikoterapi

LanGeek
Uygulamayı İndir