Ara
to tiptoe
01
parmak uçlarında yürümek
to walk slowly and carefully on one's toes
Intransitive: to tiptoe | to tiptoe somewhere
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
bileşik
hareket fiili
düzenli
şimdiki zaman
tiptoe
3. tekil kişi
tiptoes
şimdiki zaman ortacı
tiptoeing
basit geçmiş zaman
tiptoed
geçmiş zaman ortacı
tiptoed
Örnekler
To avoid being noticed, he tiptoed past his colleague's desk in the office.
Fark edilmemek için, ofiste meslektaşının masasının yanından parmak uçlarında geçti.
tiptoe
01
parmak uçlarında, sessizce
in a manner performed on the toes, often quietly or delicately
dil bilgisi bilgileri
Örnekler
Guests walked tiptoe down the narrow hallway.
Misafirler dar koridorda parmak uçlarında yürüdüler.
tiptoe
01
parmak uçlarında, sessizce
walking on the tips of the toes to move quietly
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
bileşik
niteliksel
derecelendirilemez
Örnekler
They advanced in a tiptoe manner along the hallway.
Koridorda parmak uçlarında yürüyerek ilerlediler.
Tiptoe
01
ayak ucu, parmak ucu
the tip or end of a toe
dil bilgisi bilgileri
canlılık durumu
cansız
biçimbilimsel yapı
bileşik
sayılabilir
çoğul biçim
tiptoes
Örnekler
Walking on tiptoe can strengthen the calf muscles.
Parmak uçlarında yürümek baldır kaslarını güçlendirebilir.
Leksikal Ağaç
tiptoe
tip
toe



























