to grab
grab
græb
grāb
drabslabstabblab

"grab"kelimesinin İngilizce tanımı ve anlamı

to grab
01

elle tutmak

to take someone or something suddenly or violently 
Transitive: to grab sb by a body part or clothes
to grab definition and meaning
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
basit
eylem fiili
düzenli
şimdiki zaman
grab
3. tekil kişi
grabs
şimdiki zaman ortacı
grabbing
basit geçmiş zaman
grabbed
geçmiş zaman ortacı
grabbed
Örnekler
The police officer grabbed the suspect by the arm and pulled him away from the scene of the crime. 

Polis memuru şüpheliyi kolundan yakaladı ve onu suç mahallinden uzaklaştırdı.

02

kapmak, tutmak

to take hold of an object or surface rapidly or abruptly 
Transitive: to grab sth
to grab definition and meaning
Örnekler
He grabbed the railing tightly as he stumbled on the stairs, preventing himself from falling. 

Merdivenlerde tökezlerken kendini düşmekten alıkoymak için parmaklığı sıkıca tuttu.

03

kapmak, tutmak

to take or get something quickly or hastily 
Transitive: to grab sth
Örnekler
They grabbed a pizza on the way home from work since they didn't have time to cook dinner. 

İşten eve dönerken yemek pişirmeye zamanları olmadığı için bir pizza kapıverdiler.

04

kapkaç yapmak

to reach for or try to seize something with a quick motion 
Transitive: to grab at sth
Örnekler
She grabbed at the branch as she slipped on the muddy trail, trying to prevent a fall. 

O, çamurlu patikada kayarken düşmeyi önlemek için dalı kaptı.

05

dikkatini çekmek

to attract or hold someone's attention or interest 
Transitive: to grab sb
Örnekler
The movie's intriguing plot and captivating visuals grabbed the audience from the very beginning. 

Filmin ilgi çekici konusu ve büyüleyici görselleri, seyirciyi en başından yakaladı.

06

kapmak, ele geçirmek

to acquire something opportunistically or unethically 
Transitive: to grab an advantage
Örnekler
The corrupt politician used his position to grab land from unsuspecting citizens for his personal gain. 

Yozlaşmış politikacı, kişisel çıkarı için hiçbir şeyden haberi olmayan vatandaşlardan toprak kapmak için konumunu kullandı.

Grab
01

yakalama

the act of seizing or catching something with the hands 
dil bilgisi bilgileri
canlılık durumu
soyut
biçimbilimsel yapı
basit
sayılabilir
çoğul biçim
grabs
Örnekler
He made a quick grab for the falling book. 

Düşen kitap için hızlı bir tutma yaptı.

02

kavrama, tutucu

a mechanical device designed to grip or hold objects 
Örnekler
The crane's grab lifted the heavy container. 

Vinçin kepçesi ağır konteyneri kaldırdı.

LanGeek
Uygulamayı İndir
langeek application

Download Mobile App

App Store