fleafloating island
/ 29
fleafloating island
flea[n]

pire

flea beetle[n]

alticini

flea circus[n]

pul pire gösterisi

flea market[n]

bit pazarı,flea market

fleabag[n]
fleapit[n]

eski tiyatro salonu

fleche[n]

sivri çatı

fleck[n][v]

parça,kırıntı • beneklemek,noktalamak

flecked[adj]

benekli,serpiştirilmiş

fledgling[n][adj]

kuş yavrusu • toy

flee[v]

kaçmak

fleece[n][v]

yün • kırkmak,yününü kesmek

fleece jacket[n]

polar ceket,fleece ceket

fleeceable[adj]

kandırılabilir,dolandırılabilir

fleer[n][v]

alaycı gülüş,aşağılama • küçümseyerek sırıtmak,alaycı bir şekilde gülmek

fleet[adj][n][v]

hızlı,çevik • filo • yok olmak

fleet of foot[phrase]
fleeting[adj]

geçici

fleetly[adv]

hızla,çevikçe

flesh[n][v]

et • etini sıyırmak,deriyi temizlemek

flesh and blood[phrase]

sıradan bir insan

flesh fly[n]

yumurtalarını ete bırakan kara sinek

flesh out[v]

dolgunlaşmak,şekil almak

fleshy[adj]

etli ve sulu

fletching[n]

tüy,kanatçık

flex[v][n]

kasılma,bükme • bükme,kasılma

flex muscles[phrase]

güç gösterisi yapmak

flex nib[n]

esnek uç,flex uç

flexibility[n]

esneklik

flexible[adj]

esnek

flexible ruler[n]

esnek cetvel,esnek metre

flexibly[adv]

esnek bir şekilde,kolayca uyum sağlayarak

flexile[adj]

esnek,bükülebilir

flexing[n]

flexing (dans)

flexion[n]

fleksiyon

flexitarian[n]

fleksitaryen

flexitime[n]

çalışma saatleri esnekliği

flexor[n]

fleksör kas

flick[n][v]

film,sinema • fırlatmak,savurmak

flick through[v]

bir dergiye vb göz atmak

flicker[v][n]

titremek,yanıp sönmek • titreme,yanıp sönme

flickering[adj]

hafifçe yanıp sönen

flier[n]

el ilanı,broşür

flight[n][v]

uçuş • sürü ile uçmak

flight archery[n]

uçuş okçuluğu,mesafe okçuluğu

flight attendant[n]

hostes

flight control[n]
flight crew[n]
flight deck[n]
flight engineer[n]
flight feather[n]

kanat tüyü

flight number[n]
flight of fancy[phrase]
flight of stairs[n]

merdiven,merdiven basamağı

flight path[n]
flight plan[n]
flight recorder[n]
flight shame[n]

uçuş utancı,uçmanın verdiği suçluluk

flight simulator[n]

uçuş simülatörü

flight suit[n]

uçuş giysisi

flightless[adj]

uçamaz,uçamayan

flightless bird[n]
flimsy[adj][n]

dayanıksız • ince kâğıt,hafif kâğıt

flinch[v][n]

irkilmek • irkilme,üşüme

fling[v][n]

fırlatmak,atmak • anlık heves,kısa süreli tutku

fling into[v]

atılmak,dalmak

fling off[v]

hızla çıkarmak,fırlatıp atmak

flintknapping[n]

taş işleme sanatı

flip[v][n][adj]

ters yöne dönmek • takla,flip • kayıtsız,saygısız

flip book[n]

çevirmeli defter

flip chart[n]

Flipchart yazı tahtası

flip out[v]

çıldırmak,küplere binmek

flip over[v]

ters çevirmek,alt üst etmek

flip side[phrase]

işin öbür yüzü

flip the bird[phrase]
flip through[v]

göz atmak,hızlıca karıştırmak

flip trick[n]

flip hilesi,flip numarası

flip-flop[n][v]

geriye takla,ters takla • fikirleri bir anda değiştirmek

flip-flopper[n]

kararlarını menfaatine göre değiştiren kimse

flipbook[n]

çizgi film defteri

flippant[adj]

küstah

flippantly[adv]

kayıtsızca,umursamaz bir şekilde

flipped classroom[n]

ters yüz edilmiş sınıf,dönüştürülmüş sınıf

flipper[n]

yüzgeç

flipping[adj]

lanet,kahrolası

flirt[v][n][adj]

flört etmek • flört,kur yapma • orta koyu macenta

flirt with[v]

flört etmek,kısa süreliğine düşünmek

flirtation[n]

flört,kur yapma

flirtatious[adj]

flörtöz,cilveli

flirty[adj]

flörtöz,cilveli

flit[v][n]

uçmak • ani bir hareket,hızlı bir sıçrama

flitty[n][adj]

bir gay erkek,bir eşcinsel erkek • kadınsı,yapmacık

float[v][n]

batmadan yüzmek • yüzme kesesi,hava kesesi

float around[v]

dolaşmak,havada dolaşmak

float boat[phrase]

hoşuna gitmek

floatation[n]
floater[n]

yüzer sigorta,taşınabilir mal sigortası

floating[adj][n]
floating home[n]

yüzen ev

floating island[n]

vanilyalı muhallebi

LanGeek
Uygulamayı İndir