fawningfeel up
/ 29
fawningfeel up
fawning[adj]

yağcı,dalkavuk

fax[n][v]

faks • faks göndermek

fay[n]

peri

faze[v]

şaşırtmak,tedirgin etmek

fazed[adj]

şaşırmış,rahatsız olmuş

fealty[n]

bağlılık yemini

fear[n][v]

korku • korkmak

fear for[v]

için endişelenmek,için korkmak

fear of missing out[phrase]

günceli kaçırma korkusu

fearful[adj]

korkmuş

fearfully[adv]

korkuyla,endişeyle

fearfulness[n]

korku,korkaklık

fearless[adj]

gözü kara

fearlessly[adv]

korkusuzca

fearlessness[n]

korkusuzluk

fearsome[adj]

ürkütücü

feasibility[n]

olabilirlik

feasible[adj]

uygulanabilir

feasibly[adv]

uygulanabilir şekilde,gerçekçi bir şekilde

feast[n][v]

yemek ziyafeti • ziyafette yiyip içmek

feast day[n]

bayram günü,dini bayram

feast eyes on[phrase]

gözlerini alamamak

feast for the eyes[phrase]

göze ya da kulağa ziyafet

feast of dedication[n]

Adanma Bayramı,Hanuka

feast of lights[n]

Işıklar Bayramı,Hanuka

feast of the dedication[n]

Adanma Bayramı,Hanuka

feasting[n]
feat[n]

başarı

feather[n][v]

tüy • dil ve olukla birleştirmek,geçmek

feather boa[n]

otriş

feather duster[n]

tüy toz bezi,tüy toz alma çubuğu

feather in cap[phrase]

övünç kaynağı

feather nest[phrase]

makamını kullanıp cebini doldurmak

feather step[n]

tüy adımı

featherboard[n]

testereyle çalışırken kesilecek parçayı sabit tutmaya yarayan ince tahta parçası

featherweight[n]

tüy siklet,tüy siklet boksör

feathery[adj]

tüylü,kuş tüyü gibi

featural writing system[n]

özelliksel yazı sistemi

feature[n][v]

nitelik • özellik taşımak

feature film[n]

uzun metrajlı film

feature-length[adj]

uzun metrajlı (film)

featured[adj]

öne çıkan,özel olarak sunulan

febricity[n]

ateş,vücut sıcaklığında yükselme

febrile[adj]

ateşli

febrility[n]

ateşlilik,febrilite

february[n]

şubat

fecal[adj]

fekal,dışkı ile ilgili

feck[v]

çalmak,aşırmak

feckless[adj]

etkisiz

fecklessly[adv]

beceriksizce,etkisiz bir şekilde

fecund[adj]

doğurgan

fecundity[n]

doğurganlık

fed up[adj]

bıkkın

fed up to the back teeth with[phrase]

gına gelmiş olmak

federal[adj][n]

federal • federal ajan,federal polis

federal blue[adj]

federal mavisi

federal bureau of investigation[n]

FBI

federal government[n]

federal hükümet,federal yönetim

federal law[n]

federal yasa,federal hukuk

federal reserve note[n]

federal rezerv notu,federal rezerv banknotu

federal work-study program[n]

Federal Çalışma-Çalışma Programı,Federal İş-Çalışma Programı

federalism[n]

federalizm

federalist[n]

federalist,federalizm yanlısı

federalize[v]

federalleştirmek,federal sistem altında birleştirmek

federally[adv]

federal olarak,federal düzeyde

federate[v][adj]

federasyon haline getirmek • federe,federal

federation[n]

federasyon,konfederasyon

fedora[n]

fötr şapka

fee[n][v]

ücret • bahşiş vermek,ödül vermek

feeble[adj]

zayıf,güçsüz

feebly[adv]

zayıf bir şekilde,güçsüzce

feed[v][n]

beslemek • akış,besleme

feed a small army[phrase]
feed back[v]

tekrar göndermek,yeniden iletmek

feed bar[n]

besleme çubuğu,çekme plakası

feed dog[n]

dikiş makinesi dişlisi

feed face[phrase]

tıka basa yemek

feed off[v]

beslenmek,güç almak

feed on[v]

ile beslemek

feed pass[n]

asist pası,besleme pası

feed the kitty[phrase]

para toplamak

feed to the wolves[phrase]

onu eleştirilerin ortasında bırakmak

feedback[n]

geri besleme

feeder[n]

besi hayvanı,şişmanlatılmak için uygun hayvan

feeding[n]

beslenme,yemleme

feeding bottle[n]

biberon,beslenme şişesi

feeding chair[n]

yüksek sandalye,bebek sandalyesi

feedstock[n]
feedwater heater[n]

besleme suyu ısıtıcısı,besleme suyu ısıtıcı

feel[v][n]

hissetmek • sezgi,his

feel blue[phrase]
feel for[v]

hissetmek,sempati duymak

feel free[phrase]

bir işi yapmakta izni olmak

feel honor-bound to[phrase]

onur meselesi haline getirmek

feel in bones[phrase]

içten içe hissetmek

feel like[v]

canı istemek

feel no pain[phrase]
feel sick[phrase]
feel the pinch[phrase]

maddi sıkıntıyı hissetmek

feel up[v]

ellemek,taciz etmek

LanGeek
Uygulamayı İndir