fuck holefull-day
/ 29
fuck holefull-day
fuck hole[n]

sikme deliği,cinsel delik

fuck noggin[n]

aptal,salak

fuck nugget[n]

değersiz herif,bok parçası

fuck off[v]

mastürbasyon yapmak,kendini tatmin etmek

fuck over[v]

kandırmak,ihanet etmek

fuck puppet[n]

cinsel kukla,sikme bebeği

fuck trophy[n]

sikme kupası,rastgele ilişki kupası

fuck trumpet[n]

şerefsiz,orospu çocuğu

fuck up[v]

berbat etmek,mahvetmek

fuck whistle[n]

alçak,değersiz kişi

fuck-up[n]

büyük bir hata,felaket bir yanlış

fuckass[n]

şerefsiz,piç

fuckbait[n]

cinsel yem,dikkat çekici

fuckboy[n]

manipülatif piç,serseri oğlan

fuckbucket[n]

şerefsiz,aşağılık

fucked[adj]

tamamen mahvolmuş,berbat olmuş

fucked in the head[phrase]
fucker[n]

orospu çocuğu,piç

fuckery[n]

saçmalık,manipülasyon

fuckface[n]

bok yüzü,sikik surat

fuckhead[n]

orospu çocuğu,piç

fuckle-bitch[n]

aptal aşağılık kadın,iğrenç budala

fuckload[n]

çok büyük miktar,kocaman bir yığın

fucklord[n]

kibirli pislik,aşağılık zorba

fuckmeat[n]

sikme eti,yatak eti

fucknose[n]

pislik,şerefsiz

fucknozzle[n]

aptal,salak

fucknut[n]

salak,aptal

fuckoid[n]

aşağılık,değersiz

fuckrod[n]

şerefsiz,kibirli herif

fuckskull[n]

aptal,salak

fuckstain[n]

pislik,alçak

fuckster[n]

alçak,aşağılık

fuckstruck[adj]

aşktan deli,cinsel çekimle büyülenmiş

fucktard[n]

aptal,salak

fucktoy[n]

seks oyuncağı,zevk aracı

fuckuppery[n]

berbatlık,karmaşa

fuckwaffle[n]

aptal,salak

fuckweasel[n]

sinsi alçak,aşağılık kişi

fuckwit[n]

salak,aptal

fucoid algae[n]

fucoit yosunları

fuddle[n][v]

karmaşa,düzensizlik • kafasını karıştırmak,şaşırtmak

fuddy-duddy[n]

eski kafalı,modası geçmiş

fudge[n][v]

bir çeşit yumuşak şekerleme • kaçınmak,sıyrılmak

fudge around[v]

kurcalamak,oynamak

fudge brown[adj]

kızıl kahverengi

fudge packer[n]

kremalı şeker paketleyicisi,fudge paketçisi

fudger[n]

düzenbaz,yalancı

fuel[n][v]

yakıt • yakıt vermek

fuel cell[n]

yakıt hücresi,yakıt pili

fuel gauge[n]

yakıt göstergesi,yakıt seviye göstergesi

fuel injection system[n]

yakıt enjeksiyon sistemi,yakıt enjeksiyonu

fuel tank[n]

yakıt deposu,benzin deposu

fuel-efficient[adj]

yakıt verimli

fugacious[adj]

kısa süreli

fugitive[n][adj]

firari,kaçak • geçici,kısa ömürlü

fugitive from justice[phrase]
fugly[adj]

çirkin,iğrenç

fugue[n]

fug

fuji[n]

Fuji,Fuji Dağı

fuji-san[n]

Fuji-san,Fuji Dağı

fujinoyama[n]

Fujinoyama,Fujiyama

fujiyama[n]

Fujiyama,Fuji Dağı

ful medames[n]

ful medames

fulcrum[n]

dayanak

fulfill[v]

gerçekleştirmek

fulfilled[adj]

memnun

fulfilling[adj]

tatmin edici

fulfillment[n]

tatmin,doyum

fulgent[adj]

parlak,göz kamaştırıcı

fulgid[adj]

parıldayan,ışıldayan

full[adj][adv][n][v]

dolu • tamamen,bütünüyle • dolunay,ayın dolgun hali • şişirmek,doldurmak

full animation[n]

tam animasyon

full as a tick[phrase]

tıka basa doymuş

full bathroom[n]

tam banyo

full board[n]

tam pansiyon,her şey dahil

full breakfast[n]

zengin kahvaltı

full course dinner[n]

tam menü yemeği

full cousin[n]

kuzen,amca çocuğu

full general[n]

ordu general,tam general

full house[n]

salonu dolduran seyirci

full meal[n]

tam öğün

full moon[n]

dolunay

full name[n]

ad ve soyad

full of beans[phrase]

baştan sona yalan

full of courtesy full of craft[phrase]

nezaket kurnazlığın maskesidir

full of life[phrase]

hayat dolu

full of the joys of spring[phrase]
full point[n]

nokta,son nokta

full professor[n]

tam profesör

full refund[n]
full rotation[n]

360 derece açı

full screen[n]

tüm ekran

full send[v]

tam gaz gitmek,sonuna kadar gitmek

full skirt[n]

kabarık etek

full stop[n]

nokta,son nokta

full stretch[phrase]

tüm gücüyle

full toss[n]

full toss,sekme yapmayan atış

full-bodied[adj]

gövdeli

full-day[adj]
LanGeek
Uygulamayı İndir