flapjackflay
/ 29
flapjackflay
flapjack[n]

tava keki

flapper[n]

flapper,kısa saçlı kadın

flare[v][n]

genişlemek • evaze

flare nut wrench[n]

rekor anahtarı

flare out[v]

genişlemek,açılmak

flare up[v]

alevlenmek,şiddetlenmek

flare-up[n]

alevlenme,patlama

flared[adj]

evaze

flares[n]

dizden aşağısı çan gibi genişleyen pantolon

flaring[adj]

dalgalanan,açılmış

flaring tool[n]

ağız açma aleti

flash[v][n][adj]

parlamak,ışık saçmak • parıltı,flaş • gösterişli,şatafatlı

flash back[v]

geri dönüş,flashback

flash by[v]

hızla geçmek,bir anda geçip gitmek

flash drive[n]

bellek aygıtı

flash fiction[n]

anlık öykü

flash flood[n]

ani sel,şimşek sel

flash in the pan[phrase]

tek sezonluk yıldız

flash memory[n]

flash bellek,elektrikle silinip yeniden programlanabilen bellek

flash mob[n]

flash mob

flash mobbing[n]

flash mob düzenlemek

flash synchronization[n]

flaş senkronizasyonu

flash up[v]

aniden belirmek,kısa süreliğine görünmek

flash-freeze[v]

ani olarak dondurmak

flashback[n]

geriye dönüş

flashcard[n]

bilgi kartı

flasher[n]

flaşör,yanıp sönen cihaz

flashforward[n]

filmsel zamanda geriye değil ileriye yapılan yolculuk

flashing[n][adj]

parıltı,flaş • yanıp sönen

flashlight[n]

el feneri

flashy[adj]

gösterişli

flask[n]
flat[adj][n][adv]

düz • düz arazi,ova • açıkça,doğrudan

flat arch[n]

düz kemer

flat broke[phrase]

beş parasız

flat brush[n]

düz boya fırçası

flat cap[n]

düz kep,sert kenarlı yün şapka

flat ceiling[n]

düz tavan

flat character[n]

tek boyutlu karakter

flat out[adv]

son hızda,tam gaz

flat racing[n]

düz yarış

flat roof[n]

düz çatı

flat sheet[n]

düz çarşaf

flat tire[n]

patlak teker

flat water[n]

düz su,sakin su

flat white[n]

flat white

flat-earther[n]

düz dünyacı,düz dünya teorisyeni

flat-headed cat[n]

yassıbaş kedi

flat-pack[n]

monte edilebilir koltuk

flat-screen[n]

düz ekran

flat-screen tv[n]

düz-ekran televizyon

flat-top[n][adj]

flat top saç modeli • düz üst yüzeyli,yassı tepeli

flat-topped[adj]
flatbed[n]

düz yatak,düz yataklı kamyon

flatbed trolley[n]

düz yataklı trolley,platformlu el arabası

flatbed truck[n]

düz yataklı kamyon,platform kamyonu

flatboat[n]

mavna,düz dipli tekne

flatbread[n]

yassı ekmek

flatcar[n]

düz vagon,platform

flatfish[n]

yassı balık

flatfoot[n]

düz taban,taban düşüklüğü

flathead screwdriver[n]

düz uçlu tornavida

flatland skimboarding[n]

düz arazi skimboardu,sığ su skimboardu

flatline[v][n]

gelişememek • bir beyin ölüsü,bir ahmak

flatly[adv]

duygusuzca,heyecansız bir şekilde

flatmate[n]

oda arkadaşı

flatness[n]

yassılık

flatstyle[n]

düz stil,minimalist resim yaklaşımı

flatten[v]

düzleştirmek

flatten out[v]

düzleşmek,istikrara kavuşmak

flatter[v][phrase]

pohpohlamak • iyi göstermek (kendisini)

flatter to deceive[phrase]

gerçekte olduğundan daha iyi ya da geleceği daha parlak görünmek

flatterer[n]

dalkavuk,yağcı

flattering[adj]

çekici

flattop[n]

uçak gemisi,taşıyıcı gemi

flatulence[n]

tantana

flatulent[adj]

şişkinlik yapan,gazlı

flatware[n]

çatal bıçak takımı

flatworm[n]

yassı solucan

flaunt[v][n]

caka satmak • gösteriş,şatafat

flauta[n]

flauta

flavor[n][v]

tat • lezzet katmak

flavor enhancer[n]

lezzet arttırıcı

flavor of the month[phrase]

geçici gözde

flavored[adj]

aromalı,tatlandırılmış

flavored air[n]

aromalı buhar,aromalı hava

flavorful[adj]

lezzetli,aromatik

flavoring[n]

tatlandırıcı

flavorless[adj]

tatsız,lezzetsiz

flavorlessness[n]

tatsızlık,lezzetsizlik

flavorous[adj]

lezzetli,tatlı

flavorsome[adj]

lezzetli,tatlı

flawed[adj]

kusurlu

flawless[adj]

kusursuz

flawlessly[adv]

kusursuzca,mükemmel bir şekilde

flax[n][adj]

keten • keten rengi

flaxen[adj]

keten sarısı

flaxseed[n]

keten tohumu

flaxseed oil[n]

keten tohumu yağı,bezir yağı

flay[v]

yüzmek,derisini yüzmek

LanGeek
Uygulamayı İndir