front ninefuck around
/ 29
front ninefuck around
front nine[n]

ön dokuz delik,başlangıç

front on[v]

gözdağı vermek,zorbalık etmek

front page[n]

baş sayfa

front porch[n]

ön veranda

front projection effect[n]

ön yansıtma efekti

front rack[n]

ön raf pozisyonu,ön destek

front room[n]

oturma odası

front runner[n]

öncü

front seat[n]

ön koltuk,ön sıra

front vowel[n]

ön ünlü

front yard[n]

ön bahçe

front-and-center[adj]

merkezi,ön planda

front-end loader[n]

ön yükleyici,kepçeli yükleyici

front-page[adj]

ön sayfaya ait

front-wheel drive[n]

ön çekiş,ön tekerlekten çekiş

frontage[n]

binanin ön cephesi

frontage road[n]

servis yolu,yan yol

frontal[adj][n]

ön kısma ait • frontal,sunak örtüsü

frontal bone[n]

os frontale

frontal cortex[n]

frontal lob

frontal gyrus[n]

frontal girus

frontal lobe[n]

frontal lob

frontal sinus[n]

frontal sinüs

frontenis[n]

frontenis,lastik bir top ve raketlerle üç duvarlı bir kortta oynanan, squash ve hentbola benzer bir raket sporu

frontier[n]

iki ülke arasındaki sınır

fronting[n]

gösteriş,numara

frontispiece[n]

kitabın başındaki resimli sayfa

frontlet[n]

frontlet,alınlık

frontman[n]

televizyon sunucusu

frontoparietal network[n]

frontoparietal ağ,frontoparietal devre

frontside air[n]

frontside hava,ön taraf havası

frontward[adv][adj]

ileriye doğru,öne doğru • ileriye doğru,ön

frontwoman[n]

müzik grubunun kadın solisti

frost[n][v]

don • kırağı ile kaplamak,don ile kaplamak

frostbite[n][v]

donma • donma,soğuk yanığı

frostbitten[adj]

soğuktan yanmış

frosted[adj]

dondurulmuş

frostily[adv]

soğuk bir şekilde,mesafeli bir tavırla

frosting[n]

keklerin üzerine koyulan şekerli karışım

frosty[adj]

buzlu

frothy[adj]
frottage[n]

sürtünme

frou-frou[adj]

aşırı süslü veya dekore edilmiş,fiyakalı

froward[adj]

asi

frown[v][n]

kaş çatmak • kaş çatma

frown on[v]

onaylamamak,hoş karşılamamak

frown upon[v]

onaylamamak,hoş karşılamamak

frowsty[adj]

havasız,küflü

frowzy[adj]

pasaklı

frozen[adj]

donmuş

frozen charlotte[n]

Frozen Charlotte bebeği

frozen food[n]

dondurulmuş gıda,donmuş yiyecek

frozen yogurt[n]

donmuş yoğurt

fructose[n]

fruktoz

frugal[adj]

tutumlu

frugality[n]

tutumluluk,idare

frugally[adv]

tutumlu bir şekilde,idareli bir şekilde

fruit[n][v]

meyve • meyve vermek,ürün vermek

fruit bat[n]

büyük yarasa

fruit cocktail[n]

meyve kokteyli

fruit compote[n]

meyve kompostosu

fruit crush[n]

sıkılmış meyve suyu,ezilmiş meyve içeceği

fruit cup[n]

meyveli içecek

fruit curd[n]

meyve püresi

fruit drink[n]

meyve içeceği,şekerli meyve suyu

fruit fly[n]

meyve sineği

fruit juice[n]

meyve suyu

fruit leather[n]

pestil

fruit salad[n]

meyve salatası

fruit sugar[n]

meyve şekeri

fruit tree[n]

meyve ağacı,yemiş ağacı

fruitarian[n]

meyve ile beslenen canlı

fruitcake[n]

meyveli kek

fruiterer[n]

meyveci,meyve satıcısı

fruitful[adj]

verimli,üretken

fruitfully[adv]

verimli bir şekilde,yararlı bir şekilde

fruition[n]

amacına ulaşma

fruitless[adj]

sonuçsuz,boşuna

fruity[adj][n]

meyve tadında • ibne,top

frump[n]

bakımsız bir kadın,modası geçmiş bir kadın

frumpish[adj]

eski moda ve mazbut,demode ve tutucu

frumpy[adj]

demode giyimli

frunchroom[n]

misafir odası,kabul salonu

frustrate[v]

boşa çıkarmak

frustrated[adj]

amacına ulaşamamış

frustrating[adj]

engelleyici

frustratingly[adv]

sinir bozucu bir şekilde,hayal kırıklığına uğratacak şekilde

frustration[n]

düş kırıklığı

frustum[n]

kesik,frustum

fry[v][n]

kızartmak • çocuk,yavru

fry bread[n]

kızarmış ekmek

fry-up[n]

ingiliz usulü kahvaltı

fryer[n]

kızartma makinesi

frying pan[n]

kızartma tavası

frypan[n]

tava,kızartma tavası

fubar[adj]

tamamen berbat,tamamen karışık

fuchsia[adj]

fuşya

fuck[n][v]

siktir,kahretsin • sikmek,düzmek

fuck all[n]

hiçbir şey,zırnık

fuck around[v]

boş boş gezinmek,vakit öldürmek

LanGeek
Uygulamayı İndir