freelyfriend
/ 29
freelyfriend
freely[adv]

serbestçe

freemason[n]

mason

freerunning[n]

parkur

freestyle[n]

serbest stil,serbest yüzme

freestyle ski[n]

serbest stil kayak,freestyle kayak

freestyle skiing[n]

serbest stil kayak,akrobatik kayak

freestyle slalom skating[n]

serbest stil slalom pateni,kaykayla slalom serbest stil

freestyle wrestling[n]

serbest güreş,özgür stil güreş

freethinker[n]

özgür düşünceli kimse

freethinking[adj]

özgür düşünme

freeware[n]
freeway[n]

otoyol

freeze[v][n]

donmak • dondurma,durdurma

freeze buns off[phrase]
freeze down[v]

donmak,katılaşmak

freeze frame[n]

dondurulmuş kare

freeze off[v]

küçümseyerek reddetmek,hor görmek

freeze out[v]

donmak,katılaşmak

freeze over[v]

tamamen buzla kaplanmak,donmak

freeze up[v]

donmak,kilitlenmek

freeze-dried[adj]

soğutarak muhafaza edilmiş ve kurutulmuş

freeze-frame[n]

videoyu durdurma

freezer[n]

buzluk

freezing[adj][n]

dondurucu • donma,donma noktası

freezing cold[phrase]

dondurucu soğuk

freezing point[n]

donma noktası

freight[n][v]

kargo • yüklemek,gemiye yüklemek

freight car[n]

yük vagonu

freight train[n]

marşandiz

freighter[n]

yük gemisi,kargo gemisi

french[v][adj][n]

ince ince dilimlemek • Fransız • fransızca

french blue[adj]

French mavisi

french braid[n]

Fransız örgüsü

french bread[n]

fransız ekmeği

french connection[n]

French Connection

french curve[n]

pistole

french deck[n]

Fransız destesi

french door[n]

camlı kapı

french dressing[n]

fransız usulü salata sosu

french drop[n]

Fransız damlası

french electro dance[n]

Fransız elektro dansı

french fries[n]

patates kızartması

french gray linen[adj]

haki alt tonlu yumuşak gri

french horn[n]

korno

french leave[n]

Fransız kaçışı,habersiz ayrılmak

french pastry[n]

Fransız pastacılığı

french press[n]

French press

french roll[n]

Fransız rulosu

french rose[adj]

Fransız gül rengi

french tarot[n]

Fransız tarot

french toast[n]

fransız usulü yumurtalı ekmek

french violet[adj]

ametist moru

french window[n]

Fransız kapısı,Fransız penceresi

frenemy[n]

sahte arkadaş,dost-düşman

frenetic[adj]

çılgın

frenzy[n]

çılgınlık,heyecan

frequency[n]

frekans

frequency modulation[n]

frekans modülasyonu

frequent[adj][v]

sık sık olan • sık sık gitmek,düzenli olarak uğramak

frequenter[n]

müdavim,sık ziyaretçi

frequently[adv]

sık sık

fresco[n][v]

fresk • fresk yapmak

fresco-secco[n]

kuru fresk

frescobol[n]

ahşap raketler ve küçük bir lastik topla oynanan bir Brezilya plaj sporu,frescobol

fresh[adj][adv]

taze • taze,yeni

fresh air[n]

taze bir hava,yenilik getiren bir rüzgar

fresh as a daisy[phrase]

temiz ve düzenli

fresh breeze[n]
fresh food[n]

taze gıda,taze yiyecek

fresh out of[phrase]

daha yeni bitmiş

fresh start[n]
fresh-faced[adj]

zinde ve genç görünen

freshen[v]

tazelemek,yenilemek

freshen up[v]

yıkanıp kendine bir çekidüzen vermek

fresher[n]

birinci sınıf öğrencisi,fresher

freshly[adv]

son zamanlarda

freshman[n][adj]

birinci sınıf öğrencisi • birinci yıl,yeni

freshness[n]

tazelik,özgünlük

freshwater[n][adj]

tatlı su • tatlı su

freshwater crocodile[n]

tatlısu timsahı

freshwater fish[n]

tatlı su balığı

fret[v][n]

endişelenmek • perde

fretful[adj]

huysuz

fretsaw[n]

kıl testere

fretwork[n]

süsleme işi

freudian[adj][n]

Freudyen,Freud'un teorileriyle ilgili • freudyen,Freud takipçisi

freudian slip[n]

konuşanın istemeyerek bilinçaltındaki düşüncelerini açıklaması

freyr[n]

Freyr

fri[n]

cuma,cuma günü

fricassee[n][v]

yahni • frikase yapmak

fricative[n][adj]

sürtünmeli sessiz harf • sürtünmeli

friction[n]

anlaşmazlık

friction motor[n]

sürtünme motoru

friday[n]

cuma

fried[adj]

kızartılmış

fried chicken[n]

tavuk kızartması,paneli tavuk

fried egg[n]

sahanda yumurta

fried pie[n]

kızarmış turta

fried rice[n]

kızarmış pirinç

friend[n][v]

arkadaş • takip etmek

LanGeek
Uygulamayı İndir