feel up tofertilize
/ 29
feel up tofertilize
feel up to[v]

kendini belirli bir şeyi yapacak kadar güçlü hissetmek

feel-good[adj]

iyi hissettiren

feeler[n]

duyarga

feeling[n]

his

feet of clay[phrase]

gizli zayıflık

feeties[n]

ayaklı pijama,tüm vücudu ve ayakları kaplayan pijama

feign[v]

numara yapmak

feigned[adj]

sahte,yapmacık

feigning[n]

numara,yapmacık

feijoa[n]

kaymak ağacının marmelat ve reçel yapımında kullanılan koyu yeşil meyvesi

feint[v][n]

aldatmak • aldatma,numara

feisty[adj]

kavgacı,sinirli

felafel[n]

falafel,felafel

felch[v]

felç yapmak,sperm yutmak için anüsü oral yolla tatmak

felcher[n]

bir felcher,bir felching uygulayıcısı

feldgrau[adj]

koyu yeşil camgöbeği

feldspar[n]

feldispat,feldispat

felicitate[v]

tebrik etmek

felicitous[adj]

uygun

felicity[n]

uygunluk

feline[adj][n]

kedigil • kedigillerden olan

felis bengalensis[n]

Bengal kedisi,Güney Asya ve Malezya'nın küçük benekli yaban kedisi

felis manul[n]

manul,Pallas kedisi

felis serval[n]

serval,serval kedisi

fell[v][n][adj]

devirmek,kesmek • kesim,devirme • merhametsiz

fella[n]

adam,oğlan

feller[n]

adam,herif

fellow[n][adj]

arkadaş,adam • üye

fellow feeling[n]

şefkat,sempati

fellow worker[n]

iş arkadaşı,meslektaş

fellowship[n]

topluluk,kardeşlik

felon[n]

suçlu

felonious[adj]

suça yönelik

felony[n]

ağır suç

felt[n][v]

keçe,keçe kumaş • keçeleştirmek,keçe haline getirmek

felt tip[n]

keçe uçlu kalem

felting[n]

keçeleme

female[adj][n]

kadın • dişi,kadın

female pipe[n]

dişi boru

femboy[n]

femboy,feminen erkek

feminine[adj][n]

kadınsı • dişil sözcük

feminine wipe[n]

genital bölge ıslak mendili

femininity[n]

kadınlık

feminism[n]

feminizm

feminist[n][adj]

kadın hakları savunucusu • feminist

feminist movement[n]

feminist hareket,kadın hakları hareketi

femme[n]

femme,feminen lezbiyen

femme fatale[n]

baştan çıkaran kadın

femoral artery[n]

uyluk atardamarı

femoral nerve[n]

femoral sinir

femoral vein[n]

femoral ven

femur[n]

uyluk kemiği

fen[n]

bataklık,sazlık

fence[n][v]

çit • çitle çevirmek,etrafını çevirmek

fence-mending[n]

ilişkiyi düzeltme

fencer[n]

eskrimci,flöre sporcusu

fencing[n]

eskrim

fencing bag[n]

eskrim çantası,eskrim ekipman çantası

fencing glove[n]

eskrim eldiveni,eskrim için koruyucu eldiven

fencing mask[n]

eskrim maskesi,eskrim kaskı

fend[v]

dayanmak,karşı koymak

fend for[v]

kendi başının çaresine bakmak,idare etmek

fend off[v]

olmasını engellemek

fender[n]

çamurluk,tekerlek çamurluğu

fender-bender[n]

hafif kaza,çarpışma

fenderhead[n]

ahmak,budala

fenestella[n]

küçük pencere

fenestra[n]

kemikte oyulan pencere benzeri açıklık

fenland[n]

bataklık,sulak arazi

fennec fox[n]

çöl tilkisi

fennel[n]

rezene

fenrir[n]

Fenrir

fensi vermicelli[n]

fensi şehriye

fent[n]

fentanil,fent

fenugreek[n]

çemen otu

fenugreek seed[n]

çemen tohumu,boyotu tohumu

fer-de-lance[n]

fer-de-lance

feral[adj]

vahşi

fermata[n]

durak

ferment[n][v]

kargaşa • mayalanmak

fermentation[n]

fermentasyon

fermented[adj]

fermente

fermion[n]

fermiyon,Fermi parçacığı

fern green[adj]

koyu sarımsı yeşil

ferocious[adj]

vahşi

ferociously[adv]

vahşice,azgınca

ferocity[n]

vahşilik

ferret[n][v]

feret • araştırmak

ferret out[v]

ortaya çıkarmak,açığa çıkarmak

ferris wheel[n]
ferrule[n]

metal halka

ferry[n][v]

feribot • taşımak,nakletmek

ferryboat[n]

feribot,vapur

fertile[adj]

verimli

fertilisation[n]

dölleme

fertiliser[n]

gübre,verimlilik artırıcı

fertility[n]
fertility drug[n]

doğurganlık ilacı

fertilization[n]

döllenme

fertilize[v]

gübrelemek

LanGeek
Uygulamayı İndir