first come first servedfit as a flea
/ 29
first come first servedfit as a flea
first come first served[adj]
first course[n]

başlangıç

first cousin[n]

kuzen,amcaoğlu/amcakızı

first down[n]

ilk hak,ilk down

first edition[n]

ilk baskı

first finger[n]

işaret parmağı

first floor[n]

zemin katı

first gear[n]

birinci vites,ilk vites

first hand[phrase]

birinci elden

first impression[n]

ilk izlenim,ilk intiba

first impressions are the most lasting[sentence]

ilk izlenim en kalıcı olandır

first language[n]

ana dil

first light[n]

günün ilk ışıkları

first mate[n]
first name[n]

ad

first night[n]

gala gecesi

first of all[adv]

her şeyden önce

first off[adv]

öncelikle,ilk olarak

first offender[n]

ilk suçlu,ilk defa suç işleyen

first position[n]

ilk pozisyon

first responder[n]

ilk müdahale ekipleri,acil durum görevlisi

first step is always the hardest[sentence]

ilk adım her zaman en zorudur

first things first[phrase]

her şeyden önce

first-aid kit[n]

ilk yardım çantası

first-class[adj]

birinci sınıf,üst düzey

first-class cricket[n]

birinci sınıf kriket,üç gün veya daha fazla süren en yüksek standart yerel kriket

first-degree burn[n]

hafif yanık

first-ever[adj]

tarihin ilk,eşi benzeri olmayan

first-look[n]

ilk bakış anlaşması

first-person[n]

birinci şahıs

first-person narrative[n]

birinci şahıs anlatımı

first-person shooter[n]

keskin nişancı

first-rate[adj][adv]

üstün kaliteli • mükemmel,olağanüstü

first-time[adj]

ilk kez,yeni

first-year[adj]

birinci yıl

firsthand[adj][adv]

doğrudan,birinci elden • doğrudan,birinci elden

firstly[adv]

ilk önce

fiscal[adj]

mali

fiscal year[n]

mali yıl

fiscally[adv]

mali açıdan,fiskal olarak

fish[n][v]

balık • balık tutmak

fish and chips[phrase]

fish and chips

fish ball[n]

balık köftesi,balık topu

fish bowl[n]

akvaryum,balık kavanozu

fish cake[n]

balık köftesi

fish chowder[n]

balık çorbası

fish dive[n]

balerinin partneri tarafından kucaklanıp baş aşağı tutulduğu bir dans hareketi

fish farm[n]

balık yetiştirme havuzu

fish finder[n]

balık bulucu,balık dedektörü

fish finger[n]

balık çubuğu,balık parmağı

fish fly[n]

balık sineği,efemer

fish for a compliment[phrase]

iltifat koparmaya çalışmak

fish hawk[n]

balık kartalı,balıkçıl şahin

fish in troubled waters[phrase]

bulanık suda balık avlamak

fish knife[n]

balık bıçağı

fish market[n]

balık pazarı,balıkçı

fish out[v]

çıkarmak,bulup çıkarmak

fish out of water[phrase]

sudan çıkmış balık gibi

fish paste[n]

balık ezmesi

fish sauce[n]

balık sosu,nuoc mam

fish slice[n]

balık servis bıçağı

fish stick[n]

balık kroket

fish tank[n]

akvaryum

fish tape[n]

hat çekme aleti

fish-fight[n]

kadın kavgası,kadınlar arası kavga

fish-fly[n]

fish-fly sineği

fishbowl[n]

balık kavanozu

fisher[n]

balıkçı,balık avcısı

fisherman[n]

balıkçı

fishery[n]

balıkçılık işletmesi,balıkçılık tesisi

fisheye lens[n]

balık gözü lens

fishing[n]

balık tutma

fishing boat[n]
fishing cat[n]

balıkçı kedi

fishing expedition[n]

rastgele bilgi avı

fishing net[n]

balık ağı,serpme ağ

fishing pole[n]

olta kamışı,balık çubuğu

fishing reel[n]

olta makarası,makara

fishing rod[n]

olta kamışı,balık çubuğu

fishmonger[n]

balık satıcısı

fishmonger's[n]

balıkçı

fishnet[n]

balık ağı,serpme ağ

fishnet stockings[n]

file çorap

fishwife[n]

balıkçı kadın,balık satıcısı

fishy[adj]

balık gibi,balıksı

fissile[adj]
fission[n]

fisyon

fission yeast[n]

fisyon mayası,schizosaccharomyces

fissure[n][v]

fisür • çatlamak,yarılmak

fissure cavity[n]

fissür boşluğu,çatlak boşluğu

fist[n]

yumruk

fist bump[n]

yumruk çakma

fist fuck[n][v]

fist-fucking,fist-fuck • yumrukla sikmek,yumrukla düzmek

fist pump[n]

yumruklu sevinç gösterisi

fist-bump[v]

yumruk çakmak

fist-pump[v]

yumruklu sevinç gösterisi yapmak

fistball[n]

yumruktopu,fistball

fit[v][n][adj]

uygun olmak • kalkan balığı • formda,sağlıklı

fit as a fiddle[phrase]

kart gibi sağlıklı

fit as a flea[phrase]
LanGeek
Uygulamayı İndir