film criticfingerpicking
/ 29
film criticfingerpicking
film critic[n]

film eleştirmeni

film director[n]

film yönetmeni

film distributor[n]

film dağıtımcısı

film festival[n]

film festivali

film gauge[n]

film ölçüsü

film grain[n]

film greni

film holder[n]

film tutucu

film industry[n]

film endüstrisi

film maker[n]

film yapımcısı,sinemacı

film noir[n]

kara film

film producer[n]

film yapımcısı,sinema yapımcısı

film rights[n]

film hakları

film school[n]

film okulu,sinema okulu

film show[n]

film gösterimi,sinema seansı

film speed[n]

fotografik filmin ışığa duyarlığı

film star[n]

film yıldızı,sinema yıldızı

film stock[n]

film stoku

film studies[n]

film çalışmaları,sinema araştırmaları

film treatment[n]

film özeti

film writer[n]

senarist,senaryo yazarı

filmed[adj]

filmi yapılmış

filmgoer[n]

sinema seyircisi

filmmaker[n]

film yapımcısı

filmmaking[n]

film yapımı

filmstrip[n]

film şeridi

filmy[adj]

şeffaf,ince

filo pastry[n]

yufka

filter[v][n]

süzgeçten geçirmek • filtre,filtre

filter coffee[n]

filtre kahve

filter out[v]

elemek,ayıklamak

filtered[adj]
filth[n]

pislik

filthy[adj]

çok pis

filthy rich[phrase]

aşırı zengin

fin[n][v]

yüzgeç • yüzgeçleri göstermek,yüzgeçleri suyun üstüne çıkarmak

final[adj][n]

son • finaller

final exam[n]

final sınavı

final examination[n]

final sınavı

final frontier[phrase]

bilginin son sınırı

final nail in the coffin[phrase]

son darbe

finale[n]

final

finalist[n]

finalist

finalize[v]

sonuçlandırmak,tamamlamak

finally[adv]

nihayet

finance[n][v]

finans • parasal kaynak sağlamak

finance department[n]

finans departmanı, maliye bölümü

finances[n]

mali durum,para kaynakları

financial[adj]

finansal

financial analyst[n]

finansal analist

financial support[n]

mali destek,finansal yardım

financially[adv]

finansal olarak

financials[n]
financier[n][v]

yatırımcı • finanse etmek, finansal işlemler yürütmek

financing[n]

finansman

finback[n]

oluklu balina

finch[n]

ispinoz

find[v][n]

bulmak • buluntu,keşif

find a compromise[phrase]
find against[v]

bir kimse suçlu olduğuna hükmetmek

find fault with[phrase]
find feet[phrase]

ortama alışıp kendini bulmak

find footing[phrase]
find for[v]

birinin lehine karar vermek

find out[v]

anlamak

find rhythm[phrase]
find time[phrase]
find voice[phrase]

fikrini açıkça söyleyebilmek

find way[phrase]
finding[n]

keşif

fine[adj][adv][n][v]

iyi • çok iyi bir şekilde • para cezası • para cezası kesmek

fine arts[n]

güzel sanatlar

fine as a frog's hair[phrase]

mükemmel

fine as wine[v]

şarap gibi göz alıcı olmak,şarap gibi parlamak

fine dining restaurant[n]

yüksek kaliteli yemek restoranı

fine kettle of fish[phrase]

tam bir karmaşa

fine leg[n]

fine leg,bacak tarafında ince pozisyon

fine liner[n]

ince uçlu kalem,ince uçlu işaretleyici

fine print[n]

küçük yazı,ince yazı

fine-tooth comb[n]

ince dişli tarak,ince tarak

fine-toothed comb[n]

ince dişli tarak,sık dişli tarak

fine-tune[v]

ince ayar yapmak,hassaslaştırmak

finely[adv]

güzel güzel

finery[n]

aksesuar

fines herbes[n]

çeşni olarak kullanılan sebze

finesse[n][v]

incelik • ustalıkla yönetmek,beceriyle idare etmek

finger[n][v]

parmak • parmaklamak,dokunarak hissetmek

finger bowl[n]

el yıkama tası

finger cymbals[n]

parmak zilleri,çıngırak

finger food[n]

elle yenen yemek

finger in the air[phrase]

kafadan atma tahmin

finger millet[n]

ragi darısı

finger of suspicion[phrase]

suçlama oku

finger puppet[n]

parmak kukla

finger-painting[n]

parmak ile boyama

finger-pointing[n]

suçlama,karşılıklı suçlamalar

fingerboard[n]

telli çalgılarda sap

fingering[n]

parmaklama

fingerling[n]

yavru balık

fingernail[n]

tırnak

fingerpicking[n]

fingerpicking,parmakla çalma

LanGeek
Uygulamayı İndir