fanimorousfashionable
/ 29
fanimorousfashionable
fanimorous[adj]

son derece güzel/çekici,büyüleyici

fanlight[n]

yarım daire pencere

fanny[n]

kıç,popo

fannyflaps[n]

vajinal dudaklar,büyük dudaklar

fanon[n]

Fanon'da evliler.,Fanon'a göre evliler.

fantabulous[adj]

harika,mükemmel

fantail[n]

kuyruksallayan

fantasia[n]

fantezi

fantasist[n]

fantezi yaratıcısı

fantasize[v]

hayal kurmak,fantezi yapmak

fantastic[adj]

şahane

fantastical[adj]

fantastik,gerçekdışı

fantastically[adv]

olağanüstü biçimde

fantasy[n][v]

fantazi • fantezilere dalmak,hayallere kapılmak

fanzine[n]

taraftar dergisi

far[adv][adj]

uzak • uzak

far and wide[adv]

her yerde

far as know[phrase]

bildiği kadarıyla (birinin)

far as the eye can see[phrase]

göz alabildiğine

far away[adv]

uzak,uzakta

far be it from me to[phrase]

benim üstüme vazife değil ama

far east[n]

uzakdoğu

far far[n]

far far

far from[prep]

uzak,çok uzak

far from eye far from heart[phrase]

gözden uzak olan gönülden de uzak olur

far-famed[adj]

ünlü,tanınmış

far-fetched[adj]

doğal olmayan

far-flung[adj]

uzak,ırak

far-off[adj]

uzak,ırak

far-out[adj]

avant-garde,eksantrik

far-reaching[adj]

etki çevresi geniş

farandole[n]

farandol dansı

faraway[adj]

uzak,ırak

farce[n][v]

kaba güldürü • doldurmak,içini doldurmak

farci[adj]

içi doldurulmuş

farcical[adj]

gülünç

fare[n][v]

yol parası • başarmak,idare etmek

farewell[n]

vedalaşma

farfalle[n]

kelebek makarna

farkle[n]

Farkle oyunu

farm[n][v]

çiftlik • tarım yapmak,yetiştirmek

farm animal[n]

çiflik hayvanı

farm cheese[n]

çiftlik peyniri,sade beyaz çiftlik peyniri

farm holiday[n]

çiftlik tatili

farm out[v]

dış kaynak kullanmak,taşeronluk yaptırmak

farm shop[n]

çiftlik dükkanı,çiftlik marketi

farm stand[n]

çiftlik tezgahı,çiftlik standı

farm team[n]

yancı takım,küçük lig takımı

farm worker[n]

çiftlik işçisi

farm-to-market road[n]

çiftlikten pazara yol,tarımsal ulaşım yolu

farmer[n]

çiftçi

farmer's cheese[n]

süzme peynir

farmer's market[n]

pazar

farmhand[n]

çiftlik işçisi,tarım işçisi

farmhouse[n]

çiftlik evi

farming[n][adj]

çiftçilik • tarımsal,zirai

farming area[n]

tarım alanı,çiftlik bölgesi

farmland[n]

tarım arazisi

farmyard[n]

çiftlik avlusu,ahır avlusu

faroese[n]

Faroe dili,Faroece

farrier[n]

nalbant

farrow[n][v]

domuz yavrulaması • doğurmak (domuz)

farseeing[adj]

ileri görüşlü

farsi[n]

Farsça,Fars dili

farsighted[adj]

hipermetrop,presbit

fart balls[n]

osuruk topları,kokuşmuş toplar

fart boy[n]

olgunlaşmamış çocuk,sinir bozucu çocuk

fart knocker[n]

aptal,salak

fartface[n]

osuruk surat,gaz surat

farthead[n]

aptal,salak

farther[adv][adj]

daha uzak,daha ileri • daha uzak,daha ileri

farthermost[adj]

en uzak,en ırak

farthest[adv][adj]

en uzak,en uzaktaki • en uzak,en ırak

farthing[n]

farthing,1961'de tedavülden kaldırılan, eski bir peninin dörtte biri değerinde eski bir İngiliz parası

farthingale[n]

farthingale,kafesli etek

fartknocker[n]

aptal,geri zekalı

fascia[n]

gösterge paneli,kontrol paneli

fascicle[n]

sinir iplikleri demeti

fascinate[v]

büyülemek,hayran bırakmak

fascinated[adj]

büyülenmiş

fascinating[adj]

çok enteresan

fascinatingly[adv]

büyüleyici bir şekilde, etkileyici bir biçimde

fascination[n]

çekicilik

fasciola hepatica[n]

Fasciola hepatica,Karaciğer kelebeği

fascism[n]

faşizm

fascist[adj][n]

faşist,faşizmle ilgili • faşist,faşizm yanlısı

fash[v]

kasıtlı olarak görmezden gelmek,bilerek ihmal etmek

fashion[n][v]

moda • şekillendirmek,yapmak

fashion designer[n]

moda tasarımcısı

fashion doll[n]

manken bebek

fashion favorite[n]

moda favorisi,modanın gözdesi

fashion house[n]

moda evi

fashion industry[n]

moda endüstrisi,moda sektörü

fashion show[n]

defile

fashion statement[n]

dikkat çekici elbise

fashion trend[n]

moda trendi,moda akımı

fashion victim[n]

moda kurbanı,moda kölesi

fashion-conscious[adj]

modayı takip eden

fashion-forward[adj]

moda öncüsü,çığır açan

fashionable[adj]

moda

LanGeek
Uygulamayı İndir