fertilizedfieldfare
/ 29
fertilizedfieldfare
fertilized[adj]
fertilized egg[n]

döllenmiş yumurta,gübrelenmiş yumurta

fertilizer[n]

gübre

fervent[adj]

coşkun

fervently[adv]

şevkle,tutkuyla

fervid[adj]

ateşli,kızgın

fervidly[adv]

tutkuyla,şiddetle

fervor[n]

şevk

festal[adj]

sevinçli

fester[n][v]

irinlenme,apse • irinlenmek,cerahatlenmek

festival[n]

festival

festival book[n]

festival kitabı

festival of lights[n]

ışık festivali,lamba bayramı

festive[adj]

şenlikli

festivity[n]

şenlik

festoon[n][v]

kırmızı şeritli pasa • süslemek,donatmak

festschrift[n]

onur kitabı

feta cheese[n]

beyaz peynir

fetal[adj]

cenine ait

fetal alcohol syndrome[n]

fetal alkol sendromu

fetal echocardiography[n]

fetal ekokardiyografi,fetal kalp ultrasonu muayenesi

fetch[v][n]

gidip getirmek • getirme,gidip gelme

fetching[adj]

alımlı

fete[v][n]

şölen düzenlemek • şenlik

fetid[adj]

iğrenç kokulu

fetish[n]

fetiş

fetlock[n]

topuk eklemi

fetlock joint[n]

tırnak eklemi,pata eklemi

fetter[n][v]

pranga,zincir • zincir vurmak

fetter bone[n]

toynak arası kemiği,tırnak üstü kemiği

fetti[n]

para,nakit

fettuccine[n]

fetuçini makarna

fetus[n]

cenin

feud[n][v]

husumet • kin beslemek

feudal[adj]

feodal

feudalism[n]

feodalizm

feuding[n]

husumet

fever[n][v]

ateş • alevlendirmek,körüklemek

fever pitch[n]

dorukta heyecan

feverish[adj]

ateşi olan

feverishness[n]

ateş

few[det][n][adj][pron]

birkaç • birkaçı,küçük bir elit • az,birkaç • Az,Birkaçı

few and far between[phrase]
fewer[adj][det]

daha az • daha az

fewest[adj][det]

en az • en az

fez[n]

fes

fiance[n]

nişanlı

fiancee[n]

nişanlı

fiasco[n]

fiyasko

fiat[n]

bir kararname,bir mahkeme emri

fib[n][v]

yalan,uydurma • yalan söylemek

fiber[n]

lif,elyaf

fiberboard[n]

fiber levha

fiberglass[n]

fiberglas,cam elyafı

fibril[n]

fibril,çok ince lif

fibromyalgia[n]

fibromiyalji,yaygın ağrı sendromu

fibrosis[n]

fibroz,skleroz

fibula[n]

baldır kemiği

fickle[adj]

sebatsız

fiction[n]

sahte hesap

fictional[adj]

kurgusal,hayali

fictional character[n]

kurgusal karakter,hayali karakter

fictionalize[v]

romanlaştırmak, kurgulaştırmak

fictitious[adj]

hayali

fiddle[n][v]

keman • kurcalamak,oynamak

fiddle while rome burn[phrase]

krizde önemsiz işle uğraşmak

fiddle-back chair[n]

keman başı sandalyesi

fiddler[n]

kemancı

fide[n]

uluslararası satranç federasyonu

fidelity[n]

vefa

fidget[v][n]

yerinde duramamak • huzursuzluk hareketi,sinirli kıpırdanma

fidget spinner[n]

stres çarkı

fidgety[adj]

yerinde duramayan

fiducial[adj]

itimat eden

fiduciary[n][adj]

güvenilir kişi,vekil • güvene dayalı,vekalet

fief[n]

zeamet

field[n][v]

çalışma alanı • savunma oynamak,savunmada olmak

field a call[phrase]
field ant[n]

orman karıncası

field archery[n]

alan okçuluğu,doğal ortam okçuluğu

field capacity[n]
field cricket[n]

cırcır böceği

field day[n]

yarışma günü

field events[n]

saha yarışmaları,atma ve atlama yarışmaları

field goal[n]

saha golü,field goal

field guide[n]

saha rehberi

field hockey[n]

çim hokeyi

field hockey stick[n]

çim hokeyi sopası,saha hokeyi çubuğu

field hospital[n]

sahra hastanesi

field jacket[n]

saha ceketi,asker ceketi

field lacrosse[n]

saha lakrosu,açık hava lakrosu

field manager[n]

saha müdürü,alan yöneticisi

field of force[n]

kuvvet alanı,güç alanı

field of study[n]

çalışma alanı,uzmanlık alanı

field of view[phrase]

görüş alanı

field study[n]
field trip[n]

okul gezisi

fieldcraft[n]

hayatta kalma teknikleri

fielder[n]

saha oyuncusu,savunma oyuncusu

fieldfare[n]

tarla ardıç kuşu

LanGeek
Uygulamayı İndir