fissure
fi
ˈfɪ
fi
ssure
ʃɜr
şır
/fˈɪʃɐ/

"fissure"kelimesinin İngilizce tanımı ve anlamı

Fissure
01

çatlak

(in geology) a narrow break or crack that partially divides a rock or surface without completely separating it
fissure definition and meaning
Örnekler
Deep fissures lined the walls of the crumbling canyon formed by erosion over centuries.
Yüzyıllar boyunca erozyonla oluşan yıkılmış kanyonun duvarlarını derin çatlaklar kaplıyordu.
02

fisür

(in anatomy) a deep groove between parts of an organ or bodily structure
dil bilgisi bilgileri
canlılık durumu
cansız
biçimbilimsel yapı
basit
sayılabilir
çoğul biçim
fissures
Örnekler
A fissure between two finger bones had developed from repeated microtraumas caused by sports injuries over time.
Zamanla spor yaralanmalarının neden olduğu tekrarlayan mikrotravmalardan dolayı iki parmak kemiği arasında bir fissür oluşmuştu.
03

bir çatlak, bir ayrılık

a separation between people caused by conflicting beliefs or interests
Örnekler
Public outcry over the policy exposed a fissure in the community's consensus.
Politika üzerindeki kamu tepkisi, toplumun fikir birliğinde bir çatlak ortaya çıkardı.
to fissure
01

çatlamak, yarılmak

to develop long, thin cracks across a surface under pressure or environmental forces
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
basit
eylem fiili
düzenli
şimdiki zaman
fissure
3. tekil kişi
fissures
şimdiki zaman ortacı
fissuring
basit geçmiş zaman
fissured
geçmiş zaman ortacı
fissured
Örnekler
Vibration from the machinery made the concrete floor fissure overnight.
Makinelerden gelen titreşim, beton zemini bir gecede çatlatıp.
LanGeek
Uygulamayı İndir
langeek application

Download Mobile App

App Store