to exfoliate
ex
ɛks
eks
fo
ˈfəʊ
few
liate
lieɪt
lieit
perfoliatefoliate

"exfoliate"kelimesinin İngilizce tanımı ve anlamı

to exfoliate
01

soymak, pul pul dökülmek

to shed materials in small pieces, layers, or scales 
Intransitive
to exfoliate definition and meaning
Örnekler
The tree bark exfoliates as it grows, revealing a smoother layer underneath. 

Ağaç kabuğu büyüdükçe pul pul dökülür, altında daha pürüzsüz bir tabaka ortaya çıkar.

02

peeling yapmak

to remove dead or dry skin cells from the surface of the skin, usually by using a scrub or exfoliating product 
Transitive: to exfoliate the skin
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
türemiş
eylem fiili
düzenli
şimdiki zaman
exfoliate
3. tekil kişi
exfoliates
şimdiki zaman ortacı
exfoliating
basit geçmiş zaman
exfoliated
geçmiş zaman ortacı
exfoliated
Örnekler
After a long day outdoors, she likes to exfoliate her skin to remove any dirt and dead cells. 

Uzun bir günün ardından açık havada, cildindeki kir ve ölü hücreleri temizlemek için cildini peeling yapmayı sever.

03

açılmak, genişlemek

to unfold or expand in a manner similar to the opening of leaves 
Intransitive
Örnekler
The flower petals exfoliated in the warm sunlight, revealing their vibrant colors. 

Çiçek yaprakları sıcak güneş ışığında soyuldu, canlı renklerini ortaya çıkardı.

04

soymak, tabakalamak

to remove thin layers of material from a surface 
Transitive: to exfoliate layers of material
Örnekler
Over time, weathering can exfoliate the outer layers of rock, revealing the underlying structure. 

Zamanla, hava koşulları kayaların dış katmanlarını soyabilir, alttaki yapıyı ortaya çıkarabilir.

05

soymak, açmak

to facilitate the unfolding or spreading out of something, resembling the process of leaves unfurling 
Transitive: to exfoliate a sheet
Örnekler
The gardener exfoliated the plant's leaves by gently massaging them, encouraging them to open fully. 

Bahçıvan, bitkinin yapraklarını nazikçe masaj yaparak soydu, onların tamamen açılmasını teşvik etti.

06

pulu dökülmek, tabakalar halinde ayrılmak

(of rocks or minerals) to peel or flake off thin layers as a result of exposure to weathering or heating processes 
Intransitive
Örnekler
The granite boulders exfoliated over time, revealing smooth surfaces where layers had peeled away. 

Granit kayalar zamanla soyuldu, katmanların ayrıldığı pürüzsüz yüzeyleri ortaya çıkardı.

LanGeek
Uygulamayı İndir
langeek application

Download Mobile App

App Store