Ara
leaden
01
kurşuni, kasvetli
(of sky) overcast and dull, often suggesting an impending storm or a gloomy atmosphere
Örnekler
The leaden sky made it difficult to distinguish between morning and evening as daylight faded.
Kurşuni gökyüzü, gün ışığı sönerken sabahla akşamı ayırt etmeyi zorlaştırıyordu.
02
kurşuni, ağır
(of mood, atmosphere, etc.) feeling heavy, slow, and overwhelming
Örnekler
The meeting had a leaden atmosphere, with participants struggling to stay engaged due to the monotonous presentation.
Toplantının ağır bir havası vardı, katılımcılar monoton sunum nedeniyle ilgili kalmakta zorlanıyorlardı.
03
kurşundan yapılmış, kurşuni
made of lead
04
buz gibi, dondurucu
be very cold, below the freezing point
05
kurşuni, cansız
lacking energy or liveliness in how someone moves, behaves, or expresses themselves
Örnekler
Her leaden expression failed to hide her disappointment at the news.
Onun kurşun gibi ifadesi, habere olan hayal kırıklığını gizleyemedi.
06
ağır, yavaş
(of movement) slow and laborious
07
koyu gri
having a dark dull gray color like lead



























