poner
po
po
po
ner
ˈner
ner
poder

"poner"kelimesinin İspanyolca tanımı ve anlamı

poner
01

koymak, yerleştirmek

colocar algo en un lugar o situación 
poner definition and meaning
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
basit
eylem fiili
düzensiz
1. tekil kişi
pongo
3. tekil kişi
pone
şimdiki zaman ortacı
poniendo
basit geçmiş zaman
puse
geçmiş zaman ortacı
puesto
Örnekler
Voy a poner el libro en la mesa. 

Kitabı masanın üzerine koyacağım.

02

açmak

encender o activar un aparato o sistema 
poner definition and meaning
Örnekler
¿Puedes poner la luz, por favor? 

Lütfen ışığı açabilir misin ?

03

giydirmek, giysi giydirmek

colocar ropa o vestimenta a alguien 
poner definition and meaning
Örnekler
¿Puedes ponerle la camisa a tu hermano? 

Kardeşine gömleği giydirebilir misin?

04

adlandırmak, isim vermek

dar un nombre o título a alguien o algo 
poner definition and meaning
Örnekler
Le pusieron el nombre de Carlos al bebé. 

Bebeğe Carlos adını koydular.

05

çevirmek

cambiar de estado o condición 
poner definition and meaning
Örnekler
La fruta se pone blanda cuando se cocina. 

Meyve pişirildiğinde yumuşar.

06

giymek

colocar una prenda de vestir sobre el cuerpo 
poner definition and meaning
Örnekler
Me pongo la chaqueta cuando hace frío. 

Hava soğuk olduğunda ceketimi giyerim.

07

batmak

desaparecer en el horizonte al finalizar el día 
poner definition and meaning
Örnekler
El sol se pone a las seis de la tarde. 

Güneş akşam saat altıda batar.

08

yumurtlamak

producir y depositar huevos un animal como las aves, los insectos o los reptiles 
poner definition and meaning
Örnekler
La gallina pone un huevo casi todos los días. 

Tavuk neredeyse her gün bir yumurta yumurtlar.

09

yapmak

causar que algo esté o sea de cierta manera 
Örnekler
La noticia puso triste a toda la familia. 

Haber, bütün aileyi koydu üzgün.

10

açmak

iniciar oficialmente algo, como un negocio, un evento o una actividad 
Örnekler
Van a poner una nueva tienda en el centro. 

Şehir merkezinde yeni bir mağaza açacaklar.

11

harekete geçmek, yola çıkmak

comenzar a moverse o iniciar una acción de movimiento 
Örnekler
El coche se puso en marcha rápidamente. 

Araba hızla harekete geçti.

LanGeek
Uygulamayı İndir
langeek application

Download Mobile App

App Store