Ara
tromper
01
aldatmak, kandırmak
induire quelqu'un en erreur ou le duper, lui faire croire quelque chose de faux
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
öbeksi
eylem fiili
ayrılamaz
yardımcı fiil
avoir
1. tekil kişi
trompe
1. çoğul kişi
trompons
gelecek zamanda 1. kişi
tromperai
şimdiki zaman ortacı
trompant
geçmiş zaman ortacı
trompé
imperfekt zamanda 1. çoğul kişi
trompions
Örnekler
Il trompe ses clients avec de fausses promesses.
Müşterilerini sahte vaatlerle aldatır.
02
aldatmak, ihanet etmek
ne pas être fidèle à son partenaire amoureux en ayant une relation avec quelqu'un d'autre
Örnekler
Il a trompé sa femme avec une collègue.
O, bir meslektaşıyla karısını aldattı.
03
kaçınmak, sıyrılmak
éviter quelque chose , ne pas faire face à une responsabilité ou à un devoir
Örnekler
Il trompe ses obligations fiscales.
Kaçınır vergi yükümlülüklerinden.
04
yanıltmak, şaşırtmak
induire quelqu'un en erreur ou le faire se méprendre
Örnekler
Il trompe ses amis avec de fausses informations.
Arkadaşlarını yanlış bilgilerle aldatır.
05
yanılmak, hataya düşmek
faire une erreur ou ne pas avoir raison
Örnekler
Je me suis trompé dans mes calculs.
Hesaplarımda yanıldım.
06
hayal kırıklığına uğratmak, düş kırıklığına uğratmak
décevoir quelqu'un en ne répondant pas à ses espoirs ou attentes
Örnekler
Ce résultat trompe ses attentes.
Bu sonuç beklentilerini aldatır.
07
geçici olarak hafifletmek, geçici olarak dindirmek
soulager ou atténuer temporairement quelque chose, comme la douleur ou un besoin
Örnekler
Cette boisson trompe la soif pendant un moment.
Bu içecek bir süreliğine susuzluğu yatıştırır.
08
karıştırmak, yanılmak
confondre, prendre quelque chose pour autre chose, se méprendre
Örnekler
Je me suis trompé de chemin.
Yanlış yola saptım.



























