to link
link
lɪnk
link
ginkminkwinkrink

"link"kelimesinin İngilizce tanımı ve anlamı

to link
01

bağlantı kurmak

to establish a physical connection or attachment between two or more things 
Transitive: to link two things
Ditransitive: to link sth to sth
to link definition and meaning
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
basit
eylem fiili
düzenli
şimdiki zaman
link
3. tekil kişi
links
şimdiki zaman ortacı
linking
basit geçmiş zaman
linked
geçmiş zaman ortacı
linked
Örnekler
The bridge links the island to the mainland, providing a route for vehicles and pedestrians. 

Köprü, adayı ana karaya bağlar, araçlar ve yayalar için bir rota sağlar.

02

bağlamak, ilişkilendirmek

to establish a relationship or association between two things 
Ditransitive: to link sth with sth | to link sth to sth
Örnekler
The researcher aims to link genetic factors with susceptibility to certain diseases. 

Araştırmacı, genetik faktörleri belirli hastalıklara yatkınlıkla ilişkilendirmeyi amaçlıyor.

03

bağlamak, birleştirmek

to be connected or joined in some way 
Intransitive
Örnekler
The two theories link seamlessly, providing a comprehensive explanation. 

İki teori kusursuz bir şekilde bağlantı kurar, kapsamlı bir açıklama sağlar.

04

buluşmak, görüşmek

to meet, hang out, or hook up with someone 
Dialectbritish flagBritish
argo
Örnekler
I'm gonna link my mates at the park later. 

Daha sonra parkta arkadaşlarımla buluşacağım.

Link
01

internet bağlantısı

(computing) a word or picture in a website or an electronic document that will take the user to another page or document if they click on it 
link definition and meaning
Örnekler
She clicked on the link to access the online article. 

Çevrimiçi makaleye erişmek için bağlantıya tıkladı.

02

halka, bağlantı

a single ring or loop that forms part of a chain 
dil bilgisi bilgileri
canlılık durumu
cansız
biçimbilimsel yapı
basit
sayılabilir
çoğul biçim
links
Örnekler
The chain was held together by sturdy metal links. 

Zincir, sağlam metal halkalar ile bir arada tutuluyordu.

03

bağlantı, halka

a connecting element or factor that joins things in a series 
Örnekler
Each link in the supply chain is crucial for the delivery of the final product. 

Tedarik zincirindeki her bağlantı, nihai ürünün teslimi için çok önemlidir.

04

bağlantı, link

a connection that allows data to be sent and received between different locations 
Örnekler
The fiber optic link between the two data centers ensures fast and reliable data transmission. 

İki veri merkezi arasındaki fiber optik bağlantı, hızlı ve güvenilir veri iletimi sağlar.

05

bağ, bağlantı

a means of communication or connection between different groups 
Örnekler
The ambassador served as a crucial link between the two countries. 

Büyükelçi, iki ülke arasında çok önemli bir bağ olarak hizmet etti.

06

bağlantı, halka

a unit of length equal to 1/100 of a chain, approximately 7.92 inches or 20.12 centimeters 
Örnekler
The old maps used links as a standard unit of measurement. 

Eski haritalar ölçü birimi olarak link kullanıyordu.

07

bağ, ilişki

a relationship or connection between two or more things or people 
Örnekler
There is a strong link between exercise and overall health. 

Egzersiz ve genel sağlık arasında güçlü bir bağ vardır.

08

bağlantı, iletişim bağı

a two-way radio communication system (usually microwave); part of a more extensive telecommunication network 
09

bağlantı, link

a connecting shape 
LanGeek
Uygulamayı İndir
langeek application

Download Mobile App

App Store