exclamationexit interview
/ 21
exclamationexit interview
exclamation[n]

uyarı

exclamation mark[n]

ünlem işareti

exclamation point[n]

ünlem işareti

exclamatory[adj]

güçlü ve etkili

exclamatory determiner[n]

ünlem edatı

exclamatory mood[n]

ünlem fiil kipi

exclude[v]

dahil etmemek

excluding[prep]

hariç,dışında

exclusion[n]

dışlanma

exclusive[adj][n]

kişiye özel • özel haber

exclusively[adv]

yalnızca

excogitate[v]

derinlemesine düşünmek,üzerinde kafa yormak

excoriate[v]

şiddetle eleştirmek

excoriation[n]

şiddetli eleştiri

excrescence[n]

yumru

excrete[v]

dışkılamak,atmak

excretion[n]

boşaltım

excruciate[v]

işkence etmek

excruciating[adj]

acı veren

exculpate[v]

temize çıkarmak

excursion[n]

kısa yolculuk

excursive[adj]

dağınık, konudan sapmış

excursus[n]

sapma,konu dışına çıkma

excusable[adj]

mazur görülebilir

excuse[n][v]

mazeret • mazur göstermek,bahane etmek

exeat[n]

resmi devamsızlık izni,exeat

execrable[adj]

berbat

execrate[v]

lanetlemek,kargışlamak

execration[n]

iğrenilen şey

executable[adj]

çalıştırılabilir,uygulanabilir

execute[v]

idam etmek

execution[n]

idam

executioner[n]

cellât

executive[n][adj]

yönetici • icra vermeye ilişkin

executive branch[n]

yürütme organı,yürütme kolu

executive order[n]

cumhurbaşkanlığı kararnamesi,yürütme emri

executive privilege[n]

yürütme ayrıcalığı,yürütme imtiyazı

executive producer[n]

yönetici yapımcı

executor[n]

vasi

exedra[n]

eksedra

exegesis[n]

tefsir

exemplar[n]

model

exemplary[adj]

örnek niteliğinde olan

exemplify[v]

örnekle açıklamak

exempt[adj][v]

muaf • muaf tutmak

exercise[n][v]

egzersiz • egzersiz yapmak

exercise authority[phrase]
exercise bike[n]

egzersiz bisikleti

exercise book[n]

alıştırma defteri,egzersiz kitabı

exercising[n]

egzersiz,antrenman

exercising weight[n]

egzersiz ağırlığı,dambıl

exercycle[n]

egzersiz bisikleti,sabit bisiklet

exergame[n]

egzersiz oyunu

exert[v]

uygulamak

exeunt[v]

sahneden çıkmak

exfoliant[n]

yüz peelingi

exfoliate[v]

peeling yapmak

exfoliation[n]

cildi ölü hücrelerden arındırma

exhalation[n]
exhale[v]

nefes vermek

exhaust[v][n]

yorulmak • egzoz,egzoz borusu

exhaust fan[n]

aspiratör

exhaust fumes[n]

egzoz dumanı

exhaust hood[n]

davlumbaz,egzoz davlumbazı

exhaust pipe[n]

egzoz borusu,egzoz çıkış borusu

exhaust system[n]

egzoz sistemi,egzoz

exhausted[adj]

bitkin

exhausting[adj]

çok yorucu

exhaustion[n]

bitkinlik

exhaustive[adj]

kapsamlı

exhaustively[adv]

tamamen,ayrıntılı bir şekilde

exhibit[v][n]

göstermek,sergilemek • delil,ibraz

exhibition[n]

sergi,teşhir

exhibition catalogue[n]

sergi kataloğu

exhibition game[n]

gösteri maçı,dostluk maçı

exhibition hall[n]

sergi salonu,fuaye

exhibitionism[n]

teşhircilik

exhilarate[v]

keyiflendirmek

exhilarated[adj]

coşkulu,neşeli

exhilarating[adj]

heyecan verici,coşku verici

exhilaration[n]

coşku,neşe

exhort[v]

yüreklendirmek

exhortation[n]

teşvik

exhume[v]

mezardan çıkarmak

exigency[n]

acil durum

exigent[adj]

acil

exiguity[n]

eksiklik

exiguous[adj]

çok az,yetersiz

exile[v][n]

sürgüne göndermek • sürgün

exist[v]

var olmak

existence[n]

varlık

existent[adj]

var olan,gerçek

existential[adj]

varoluşsal,deneyimsel

existential clause[n]

varoluşsal cümle

existential determiner[n]

varlık edatı

existential therapy[n]

varoluşçu terapi

existentialism[n]

varoluşçuluk

existing[adj]

mevcut,geçerli

exit[n][v]

çıkış • aracı terk etmek

exit interview[n]

çıkış görüşmesi,ayrılış mülakatı

LanGeek
Uygulamayı İndir