elevatorembrace the suck
/ 21
elevatorembrace the suck
elevator[n]

asansör

elevator pitch[n]

asansör konuşması,kısa ve etkili sunum

eleven[n]

on bir,futbol takımı

eleven-plus[n]

on bir artı sınavı,seçici ortaöğretime giriş sınavı

elevenses[n]

saat 11 civarında yenilen ara öğün

eleventh[det][n]

onbirinci • on birinci

elf[n]

cin

elfern[n]

Elfern kart oyunu

elfin[adj]

küçük

elicit[v]

ortaya çıkarmak

elide[v]

atlamak (harf, hece)

eligible[adj]

uygun

eliminate[v]

bertaraf etmek

elision[n]

elizyon,kasıtlı ihmal

elite[n][adj]

seçkinler topluluğu • seçkin

elitist[n][adj]

elitist,seçkinci • elitist,snob

elixir[n]

iksir

elizabethan theater[n]

Elizabeth dönemi tiyatrosu

elk[n]

sığın geyiği

elkhound[n]

Elkhound köpeği

ellen[n]

bir lezbiyen,bir eşcinsel kadın

ellipse[n]

elips

ellipsis[n]

eksiltme

ellipsoid[n][adj]

elipsoit • elipsoidal,elipsoit şeklinde

ellipsoid of revolution[n]

devrim elipsoidi,sfereoit

ellipsoidal[adj]

elipsoidal,elips şeklinde

elliptic[adj]

eliptik,özlü

elliptical[adj]

eksiltili

elliptical arch[n]

eliptik kemer

elliptical clause[n]

eksiltili cümle

elliptical galaxy[n]

eliptik galaksi,eliptik türde galaksi

elm[n]

kara ağaç

elm tree[n]

karaağaç,ulmus

elocution[n]

hitabet

elongate[v][adj]

uzatmak,germek • uzun,ince

elongated[adj]

uzamış,uzatılmış

elope[v]

evlenmek için evden kaçmak

elopement[n]

kaçış,gizli evlilik

eloquence[n]

belagat

eloquent[adj]

güzel konuşan

eloquently[adv]

düzgün bir ifadeyle

else[adv]

başka

elsewhere[adv][pron]

başka yerde • başka yerde,başka bir yerde

elucidate[v]

açığa kavuşturmak

elude[v]

kaçınmak

elusion[n]

kaçma

elusive[adj]

yakalanması zor

elver[n]

yılan balığı yavrusu

elvis presley[n]

Elvis Presley, birçok hit kaydı ve gösterişli tarzıyla Amerikan popüler müziğini büyük ölçüde etkileyen ABD'li rock şarkıcısı (1935-1977),Elvis Presley, çok sayıda hit kaydı ve flamboyan tarzıyla Amerikan pop müziğini derinden etkileyen Amerika Birleşik Devletleri'nden bir rock şarkıcısı (1935-1977)

elysian[adj]

elysian,ilahi ilhamlı

elysium[n]

Elysion

em dash[n]

uzun tire

emaciate[v]

zayıflamak

emaciated[adj]

bir deri bir kemik

emaciation[n]

aşırı zayıflık

email[n][v]

e-posta • e-posta göndermek

email address[n]

e-posta adresi

email header[n]

ileti başlığı

email newsletter[n]

e-posta bülteni

email thread[n]

e-posta iletişim dizisi

emanate[v]

kaynaklanmak

emancipate[v]

özgürlüğüne kavuşturmak

embankment[n]

set,şev

embargo[n][v]

ambargo • ambargo koymak,ticaret yasağı uygulamak

embark[v]

gemiye veya uçağa binmek

embark on[v]

girişmek

embarrass[v]

mahcup etmek

embarrassed[adj]

mahcup

embarrassing[adj]

utandırıcı

embarrassingly[adv]

utanç verici bir şekilde

embarrassment[n]

utanç

embarrassment of riches[phrase]

çok fazla iyi seçenek

embassy[n]

elçilik çalışanları

embed[v]

yerleştirmek

embedded[adj]

gömülü,yerleşik

embellish[v]

ayrıntılar eklemek

embellishment[n]

süsleme,bezeme

emberiza citrinella[n]

sarı kiraz kuşu,Avrupa sarı çintesi

embezzle[v]

zimmetine geçirmek

embezzlement[n]

zimmetine geçirmek

embezzler[n]

zimmete para geçiren,kaynakları kötüye kullanan

embitter[v]

acılaştırmak,kinlendirmek

embittered[adj]

acılı,kırgın

emblazon[v]

armalarla süslemek

emblem[n]

amblem

emblematic[adj]
emblematical[adj]

sembolik

embodied[adj]

fiziksel

embodiment[n]

şekillenme

embody[v]

temsil etmek

embolden[v]

cesaretlendirmek

emboldened[adj]

yan yana,bitişik

embolism[n]

amboli

embonpoint[n][adj]

dolgunluk • dolgun, tıknaz

emboss[v]

kabartmak,kabartma desen yapmak

embossing[n]

kabartma işlemi

embossment[n]

kabartma,kabartma heykel

embouchure[n]

ağızlık

embrace[v][n]

kucaklamak • kucaklama,sarılma

embrace the suck[phrase]
LanGeek
Uygulamayı İndir