employment agencyend up
/ 21
employment agencyend up
employment agency[n]

istihdam ajansı,iş bulma kurumu

employment office[n]

iş bulma kurumu,istihdam bürosu

emporium[n]

büyük mağaza

empower[v]

güçlendirmek

empowering[adj]

güçlendirici, yetkilendirici

empowerment[n]

yetkilendirme

empress[n]

imparatoriçe,imparatorluk hükümdarı

emptiness[n]

boşluk

emptor[n]

alıcı,müşteri

empty[adj][v][n]

boş • boşaltmak • boş,boş kap

empty board[n]

boş oyun tahtası

empty category[n]

boş kategori

empty nest[n]

boş yuva,boş ev

empty nester[n]

boş yuva,çocukları evden ayrılmış ebeveyn

empty shell[n]

içi boş kabuk

empty-headed[adj]

boş kafalı,akılsız

empty-netter[n]

boş kaleye gol,fileye atılan gol

empurple[v]

morartmak,mor renk vermek

ems[n]

Gelişmiş Mesajlaşma Hizmeti

emu[n]

emu (Avustralyalı devekuşu)

emu novaehollandiae[n]

Yeni Hollanda emusu,Avustralya emusu

emulate[v]

benzemeye çalışmak

emulsifier[n]

emülgatör

emulsify[v]

emülsifiye etmek,bir emülsiyon oluşturmak için karıştırmak

emulsion[n]

emülsiyon,iki sıvının karışımı

en bloc[adv]

toplu olarak,bir bütün halinde

en brochette[adj]

şişte pişirilen

en croute[adj]

hamur kabuğunda pişirilen

en dash[n]

kısa çizgi

en masse[adv]

toplu halde

en papillote[adj]

folyoda pişirilen

en passant[n][adv]

geçerken alma • bu arada

en route[adv]

yolda

en suite[n][adv]

içinde özel banyo bulunan oda • bitişik

en vessie[adj]

mesane içinde pişirme

enable[v]

olanak sağlamak

enact[v]

kanun koymak

enactment[n]

yürürlüğe koyma,onaylama

enamel[n][v]

diş minesi • emayelemek,parlak cilalamak

enamelware[n]

emayelenmiş metalden mutfak eşyası

enamor[v]

aklını başından almak

enamored[adj]

tutkun

enbian[adj]

enbian,enbian

enby[n]

ikili cinsiyet dışı bir kişi,nonbinary biri

encamp[v]

kamp yapmak

encampment[n]

kamp,çadır kurma alanı

encapsulate[v]

özetlemek,kısaca ifade etmek

encase[v]

sarmak,kaplamak

encaustic[n]

ankostik resim

enceinte[adj]

hamile

encephalitis[n]

ensefalit

encephalography[n]

ansefalografi

encephalon[n]

ensefalon,beyin

enchant[v]

afsunlamak

enchanted[adj]

büyülenmiş

enchanted forest[n]

büyülü orman

enchanting[adj]

büyüleyen

enchantingly[adv]

büyüleyici bir şekilde, büyüleyerek

enchantment[n]

büyülenme,hayranlık

enchantress[n]

büyüleyici kadın

enchilada[n]

enchilada

encircle[v]

kuşatmak,etrafını sarmak

encircling[adj]

kuşatan,çevreleyen

enclave[n]

kuşatılmış toprak

enclose[v]

sarmak

enclosed[adj]

kapalı,çevrili

enclosure[n]

çevrili alan,kafes

enclothe[v]

giydirmek,giysi sağlamak

encode[v]

şifrelemek

encoder[n]

kodlayıcı

encomium[n]

övgü

encompass[v]

kapsamak

encompassing[adj]

kuşatan,çevreleyen

encore[n][v]

istek parça • yeniden sahneye çağırmak

encounter[v][n]

karşılaşmak, rastlamak • karşılaşma,çatışma

encourage[v]

yüreklendirmek

encouraged[adj]

özendirilmiş

encouragement[n]

cesaretlendirme

encouraging[adj]

cesaretlendirici

encroach[v]

sınırı aşmak

encroach on[v]

yavaş yavaş ihlal etmek,sınırları aşarak ilerlemek

encroaching[adj]

gasp eden

encrust[v]

kaplamak,kabuk bağlamak

encrypt[v]

şifrelemek

encryption[n]

şifreleme,kriptolama

encumber[v]

ayağına dolaşmak

encumbrance[n]

yükümlülük

encyclical[n]

ensiklik,genelge

encyclopedia[n]

ansiklopedi

encyclopedic[adj]

ansiklopedik

encyclopedic novel[n]

ansiklopedik roman

end[v][n][adj]

bitirmek • son,bitiş • son,final

end life[phrase]
end of the line[phrase]

yolun sonu

end of the rainbow[phrase]

ulaşılmaz hayal

end of the world[phrase]
end on a sour note[phrase]

hoş olmayan bir şekilde

end run[n]

yan koşu,kenardan koşu

end table[n]

küçük masa

end up[v]

sonuçlanmak

LanGeek
Uygulamayı İndir