euphoriaeveryday life
/ 21
euphoriaeveryday life
euphoria[n]

coşku

euphoric[adj]

coşkulu

euphorically[adv]

öforik bir şekilde,coşkuyla

eureka[n]

Pasifik Okyanusu'nun bir kolunda, Kaliforniya'nın kuzeybatısında bir kasaba olan Eureka,Eureka, Kaliforniya'nın kuzeybatısında, Pasifik Okyanusu'nun bir uzantısı üzerinde bulunan bir şehir

eurgh[interj]

Iyk!,Eurgh!

euro[n]

Euro

eurodance[n]

eurodans

europe[n]

Avrupa

european[adj][n]

Avrupalı • Avrupalı,Avrupalı

european economic community[n]

Avrupa Ekonomik Topluluğu,AET

european games[n]

Avrupa Oyunları,Avrupa Çoklu Spor Şampiyonası

european union[n]

Avrupa Birliği

eurydice[n]

Evridiki

eustachian tube[n]

östaki borusu

eutectic[n]

ötektik,ötektik bileşim

euthanasia[n]

ötanazi

eutrophication[n]

ötrofikasyon,aşırı besin zenginleşmesi

evacuate[v]

boşaltmak

evacuation[n]

tahliye

evacuee[n]

tahliye edilen kişi

evade[v]

yakayı sıyırmak

evaluate[v]

ölçmek

evaluation[n]

değerlendirme

evaluative[adj]

değerlendirici

evaluative adjective[n]

değerlendirici sıfat

evanesce[v]

ortadan kaybolmak

evanescence[n]

gözden kaybolma

evanescent[adj]

gözden kaybolan

evangel[n]

incil,İncil kitapları

evangelical[adj]

incil ya da isa'nın öğretisi ile ilgili

evangelicalism[n]

evanjeliklik,evanjelik hareket

evangelist[n]

gezici vaiz

evangelize[v]

Hristiyanlığı yaymak,İncil'i vaaz etmek

evaporate[v]

buharlaşmak

evaporated milk[n]

buharlaştırılmış süt

evaporating dish[n]

buharlaştırma kabı,evaporasyon kabı

evaporation[n]
evasion[n]

kaçma

evasive[adj]

belirsiz

eve[n]

Havva,ilk kadın

even[adj][n][v][adv]

çift (sayı) • akşam,akşam vakti • düzleştirmek,eşitlemek • hatta

even a worm will turn[sentence]

en sakin insan bile bir noktada sinirlenir

even as[conj]

olduğu halde,iken

even if[conj]

olsa bile

even money[n]

bahiste ortaya konulan eşit para

even number[n]
even out[v]

düzleştirmek,eşitlemek

even so[adv]

yine de,buna rağmen

even the score[phrase]

hesabı eşitlemek

even though[conj]

olsa da,gerçi

even up the score[phrase]

eşitlemek,skoru dengelemek

even-tempered[adj]

soğukkanlı

evenfall[n]

akşam karanlığı,gün batımı

evenhanded[adj]

tarafsız,adil

evenhandedly[adv]

tarafsızca,adil bir şekilde

evening[n]

akşam

evening class[n]

akşam sınıfı,akşam kursu

evening clothes[n]

gece kıyafeti,resmi gece giysisi

evening dress[n]

gece elbisesi

evening gown[n]

gece elbisesi

evening paper[n]

akşam gazetesi

evening shirt[n]

gece gömleği,smokin gömleği

eveningwear[n]

gece kıyafeti,akşam giyimi

evenly[adv]

eşit olarak

event[n]

etkinlik

eventer[n]

yarışma binicisi,yarışma katılımcısı

eventful[adj]

olaylı

eventide[n]

akşam vakti,alacakaranlık

eventing[n]

konkur komple,eventing

eventual[adj]

nihai

eventually[adv]

en sonunda

eventuate[v]

meydana gelmek

ever[adv]

her zaman

ever since[conj]

o zamandan beri

ever so[adv]

son derece,gerçekten

evergreen[n][adj]

yaprak dökmeyen ağaç • her dem yeşil,yaprak dökmeyen

everlasting[adj][n]

sonsuz • ölmez çiçek,kağıt çiçek

everlasting flower[n]

ölümsüz çiçek,sonsuz çiçek

everlastingly[adv]

sonsuza dek,ebediyen

evermore[adv]

sonsuza dek,ebediyen

evert[v]

ters döndürmek

every[det][adj]

her (bir) • her,tüm

every bird likes its own nest[sentence]

her kuş kendi yuvasını sever

every day[adv]

her gün,günlük

every man for himself and the devil take the hindmost[sentence]

her koyun kendi bacağından asılır

every month[adv]

her ay

every mother's son[phrase]

her biri

every night[adv]

her gece,geceleri

every path has its puddle[sentence]

her şeyin kendisine göre bir zorluğu vardır

every quarter[adv]

üç ayda bir,her çeyrekte

every single[det]

her bir,tüm

every so often[phrase]

ara sıra

every tom dick and harry[phrase]

önüne gelen

every trick in the book[phrase]

her numara

every week[adv]

her hafta

every which way[adv]

her yöne,düzensiz bir şekilde

every year[adv]

her yıl

everybody[pron]

herkes

everyday[adj]

gündelik

everyday life[n]

günlük yaşam,gündelik hayat

LanGeek
Uygulamayı İndir