extrajudicialeyewitness
/ 21
extrajudicialeyewitness
extrajudicial[adj]

mahkeme dışı

extramarital[adj]

evlilik dışı, zina

extramural[adj]

okul dışı,ders dışı

extraneous[adj]

alâkasız

extranet[n]

extranet,dış ağ

extraordinarily[adv]

olağanüstü bir şekilde, dikkat çekici bir şekilde

extraordinary[adj]

fevkalade

extrapolate[v]

dışdeğerlemek

extrapolation[n]

ekstrapolasyon,tahmin

extraposition[n]

dışa kaydırma kuralı

extraterrestrial[adj][n]

dünya dışı • dünya dışı varlık

extraterrestrial being[n]

dünya dışı varlık,uzaylı varlık

extravagance[n]

israf

extravagant[adj]

tutumsuz

extravagantly[adv]

savurganca, gösterişli bir şekilde

extravasate[v]

taşmak,akıtmak

extreme[adj][n]

aşırı • uç,aşırılık

extreme poverty[n]

aşırı yoksulluk,yoksulluğun en uç noktası

extreme skiing[n]

ekstrem kayak,dik yamaç kayakçılığı

extreme sport[n]

ekstrem spor,riskli spor

extremely[adv]

aşırı derecede

extremism[n]

aşırılık

extremist[n][adj]

aşırılık yanlısı,radikal • aşırılık yanlısı

extremity[n]

uzuv,ekstremite

extricate[v]

salıvermek

extrinsic[adj]

dışsal

extrovert[n][adj]

dışadönük kimse • dışadönük

extroverted[adj]

dışa dönük

extrude[v]

çıkarmak

exuberance[n]

coşku, heyecan

exuberant[adj]

coşkulu

exude[v]

taşmak

exult[v]

sevinçten havalara uçmak

exultant[adj]

sevinçli,coşkulu

exultation[n]

sevinç,zafer coşkusu

exulting[adj]

sevinç dolu,kıvançlı

exuviate[v]

deri değiştirmek,tüy dökmek

eyas[n]

şahin yavrusu

eye[n][v]

göz • bakmak

eye blink[n]

göz kırpma,göz seğirmesi

eye bolt[n]

delikli cıvata

eye candy[n]

göze hoş gelen kişi veya şey

eye contact[n]

göz teması

eye doctor[n]

göz doktoru,oftalmolog

eye dropper[n]

göz damlalığı

eye drops[n]

göz damlası

eye mask[n]

göz maskesi,uyku maskesi

eye movement desensitization and reprocessing[n]

EMDR

eye of ra[n]

Ra'nın Gözü

eye on the main chance[phrase]

her fırsatta kendi çıkarını kollamak

eye screw[n]

halka başlı vida

eye strain[n]

göz yorgunluğu,göz zorlanması

eye surgery[n]

göz ameliyatı,göz cerrahisi

eye tooth[n]

köpek dişi,kanin diş

eye-catcher[n]

göz alıcı,dikkat çekici

eye-catching[adj]

çekici

eye-opener[n]

şaşırtıcı (durum)

eyeball[n][v]

göz küresi • dikkatle incelemek,gözden geçirmek

eyebrow[n]

kaş

eyebrow growth serum[n]

kaş bakım serumu

eyebrow pencil[n]

kaş kalemi

eyebrow pomade[n]

kaş pomadı,kaş şekillendirici ürün

eyed[adj]

bir göze veya gözlere ya da göz benzeri bir özelliğe sahip, genellikle kombinasyon halinde kullanılan,göz veya gözler ya da göze benzer bir özellik taşıyan, sıklıkla kombinasyon şeklinde kullanılan

eyeful[n]

göz dolduran

eyeglasses[n]

gözlük,görme gözlüğü

eyehole[n]

göz deliği,kordon deliği

eyelash[n]

kirpik

eyelash curler[n]

kirpik kıvırıcı

eyelash extension[n]

kirpik uzantısı

eyelid[n]

göz kapağı

eyeline match[n]

göz hizası eşleştirme

eyeliner[n]

göz kalemi

eyes like a hawk[phrase]

gözünden bir şey kaçmamak

eyeshade[n]

güneşlik,siperlik

eyeshadow[n]

göz farı

eyesight[n]

görme duyusu

eyesore[n]

göze batan çirkin şey

eyestrain[n]

göz yorgunluğu

eyestripe[n]

kuşlardaki göz şeridi

eyetooth[n]

köpek dişi,kanin diş

eyewear[n]

göze takılan aksesuarlar

eyewitness[n][v]

görgü tanığı • görgü tanığı olmak,bizzat şahit olmak

LanGeek
Uygulamayı İndir