eeast side
/ 21
eeast side
e[n]

mi notası

e-book[n]

e-kitap

e-boy[n]

bir e-boy,alternatif bir genç erkek

e-card[n]

elektronik kart,e-kart

e-cash[n]
e-commerce[n]

elektronik ticaret

e-girl[n]

e-kız,internet kızı

e-mail back[v]

e-posta yanıtlamak

e-pal[n]

internet arkadaşı

e-reader[n]

e-okuyucu

e-shank[n]

bir çirkin,bir maymun

e-tailing[n]
e-ticket[n]

e-bilet

e-waste[n]

e-atık

e.g.[adv]

örneğin

e'er[adv]

daima,her zaman

each[adj][adv][det][pron]

her • her biri • her biri • her biri,her

each and every[det]

her bir,her biri

each other[pron]

birbirine,karşılıklı olarak

each week[adv]

her hafta,haftalık olarak

each year[adv]

her yıl

each-way[n]

iki taraflı bahis

eager[adj][n]

istekli • gelgit dalgası,med cezir dalgası

eager beaver[n]

hevesli çalışkan

eagerly[adv]

hevesle,istekle

eagerness[n]

heves, istek

eagle[n][v]

kartal • eagle yapmak,eagle vurmak

eagle eye[n]

keskin gözlü biri

eagle owl[n]

puhu

eaglet[n]

yavru kartal

ear[n]

kulak

ear canal[n]

kulak kanalı

ear doctor[n]

kulak doktoru,kulak burun boğaz uzmanı

ear lobe[n]

kulak memesi,kulak lobu

ear-nose-and-throat doctor[n]

KBB doktoru,kulak burun boğaz uzmanı

earache[n]

kulak ağrısı

earbuds[n]

kulaklık

eardrum[n]

kulak zarı

earful[n]

bir fırça,azarlama

earl[n][v]

kont • kusmak,çıkarmak

earl grey[n]

earl grey

earlier[adv][adj]

önceden,daha erken • daha erken,önceki

earlobe[n]

kulak memesi

early[adj][adv]

erkenden • erken

early adopter[n]

ilk kullanıcı

early bird[n]

erken kalkan biri

early check-in[n]
early childhood[n]

erken çocukluk,ilk çocukluk

early childhood education[n]

erken çocukluk eğitimi,okul öncesi eğitim

early decision[n]

erken karar,erken kabul

early english gothic[n]

Erken İngiliz Gotik mimarisi

early growth response[n]

erken büyüme yanıtı,erken büyüme yanıt faktörü

early music[n]

erken dönem müziği

early night[phrase]
early on[adv]

başlangıçta,erken dönemde

early retirement[n]

erken emeklilik,erken emeklilik

early ripe early rotten[phrase]

büyümüş de küçülmüş

earmark[n][v]

ayırt edici özellik,belirgin nitelik • ayırmak,tahsis etmek

earmuff[n]

kulaklık

earn[v]

para kazanmak

earn a living[phrase]
earn stripes[phrase]
earnest[adj][n]

ağırbaşlı • kapora,pey akçesi

earnestly[adv]

ciddiyetle,içtenlikle

earnestness[n]

ciddilik

earnings[n]

kazanç

earphone[n]

kulaklık,kulak içi kulaklık

earpiece[n]

kulaklık

earplug[n]

kulak tıkacı,kulak koruyucu

earring[n]

küpe

earshot[n]

işitme mesafesi

earth[n][v]

yeryüzü • topraklamak,toprağa bağlamak

earth science[n]

Yer Bilimleri,Jeobilimler

earth wire[n]

toprak iletkeni

earth yellow[adj]

toprak sarısı

earthenware[n]

çömlek

earthnut[n]

yer mantarı,yenilebilir yeraltı mantarı

earthnut pea[n]

koşkoz

earthquake[n]

deprem

earthrise[n]

dünyanın doğuşu

earthship[n]

Earthship,Ekolojik ev

earthworm[n]

solucan

earthy[adj]

topraksı,kaba

earwax[n]

kulak kiri,kulak mumu

earwig[n]

kulağakaçan

earworm[n]

kulak kurdu,akıldan çıkmayan şarkı

ease[n][v]

kolaylık,rahatlık • hafifletmek

ease off[v]

yoğunluğu azaltmak

ease up[v]

hafifletmek,baskıyı azaltmak

ease up on[v]

yumuşamak,daha anlayışlı olmak

eased[adj]

hafifletilmiş,yumuşatılmış

easel[n]

şövale

easier said than done[phrase]

söylemesi kolay

easily[adv]

rahatça

east[n][adj][adv]

doğu • doğuya doğru • doğuya doğru,doğuya

east africa[n]

Doğu Afrika

east coast[n]

abd'nin doğu kıyısı

east coast swing[n]

east coast swing dansı

east friesian[n]

East Friesian koyunu

east side[n]

doğu tarafı,doğu yönü

LanGeek
Uygulamayı İndir