effectivenesseigenvalue
/ 21
effectivenesseigenvalue
effectiveness[n]

verimlilik

effects[n]

kişisel eşyalar

effectual[adj]

etkili

effectually[adv]

etkili bir şekilde

effectuate[v]

meydana getirmek

effeminacy[n]

kadınca davranış

effeminate[adj]

kadınsı

effervesce[v]

köpürmek

effervescence[n]

efervesan,köpürme

effervescent[adj]

gazlı (sıvı)

effervescent tablet[n]

efervesan tablet

effete[adj]

işlevsiz

efficacious[adj]

etkileyici

efficacy[n]

etki

efficiency[n]

verimlilik, etkinlik

efficient[adj]

elverişli

efficiently[adv]

verimli bir şekilde

effie[n]

ibne,kadın gibi erkek

effigy[n]

heykel

effing[adj]

lanet,kahrolası

efflorescence[n]

çiçeklenme,toz birikintisi

efflorescent[adj]

çiçek açan

effluent[n][adj]

atık • çıkan,boşaltılan

effluvium[n]

pis buğu

effort[n]

çaba

effortful[adj]

emek isteyen,zorlu

effortless[adj]

çabasız,kolay

effortlessly[adv]

çabasızca, kolayca

effrontery[n]

küstahlık

effulgence[n]

parlaklık

effulgent[adj]

ışık saçan

effuse[v]

dışarı akıtmak

effusion[n]

efüzyon

effusive[adj]

taşkın (duygu)

eft[n]

yavru kertenkele

egalitarian[n][adj]

eşitlilik taraftarı • siyasal ve sosyal eşitliğe inanan

egalitarianism[n]

eşitlikçilik,eşitlikçi düşünce

egbert[n]

Egbert, askeri zaferleriyle Wessex'i İngiltere'nin en güçlü krallığı yapan Wessex kralı (839'da öldü),Egbert, askeri başarılarıyla Wessex'i İngiltere'nin en güçlü krallığı haline getiren Wessex hükümdarı (839'da vefat etti)

egg[n][v]

yumurta • yumurta atmak

egg and dart[phrase]

yumurta ve ok

egg cooker[n]

yumurta pişirici

egg cup[n]

yumurta fincanı

egg dance[n]

yumurta dansı

egg foo young[n]

sebzeli, etli ve çin soslu bir omlet çeşidi

egg in the basket[n]

ekmekte kızartılmış yumurta

egg noodle[n]

yumurtalı erişte

egg on[v]

kışkırtmak,teşvik etmek

egg on face[phrase]

rezil olmak

egg over easy[n]

sahanda yumurta

egg roll[n]

çin böreği

egg salad[n]

yumurta salatası

egg slicer[n]

yumurta dilimleyici

egg timer[n]

yumurta pişirme aleti

egg wash[n]

hamurun üzerine sürülen süt ya da su ile çırpılmış yumurta

egg white[n]

yumurta akı,albümin

egg yolk[n]

yumurta sarısı

egg-shaped[adj]

yumurta şeklinde,oval

eggbeater[n]

yumurta çırpıcı

eggcup[n]

yumurtalık,yumurta kabı

eggdrop soup[n]

yumurta damlası çorbası

eggfruit[n]

yumurta meyvesi,şeker elması

egghead[n]

inek,kitap kurdu

eggnog[n]

eggnog

eggplant[n][adj]

patlıcan • siyaha çalan mor

eggs[n]

yumurta

eggs benedict[n]

benedict usulü yumurta

eggshell[n][adj]

yumurta kabuğu • yumurta kabuğu rengi

eggwhisk[n]

yumurta çırpıcı,krema çırpıcı

ego[n]

ego,kibir

ego trip[n]

ego tatmini

ego-surfing[n]

kendi ismini internette aratma

egocentric[n][adj]

egosantrik,bencil kişi • benmerkezci

egoism[n]

egoizm

egoist[n]

egoist

egoistic[adj]

bencil,egoist

egoistical[adj]

bencil,egoist

egomania[n]

kendiyle aşırı ilgilenme

egosurf[v]

kendi ismini internette aratmak

egotism[n]

bencillik

egotist[n]

benlikçi

egotistic[adj]

benmerkezci,kendini beğenmiş

egotistical[adj]

egoist

egotistically[adv]

benmerkezci bir şekilde,kendini beğenmişçe

egregious[adj]

çok kötü

egregiously[adv]

korkunç bir şekilde,skandal bir şekilde

egress[n][v]

çıkış,ayrılma • çıkmak

egret[n]

balıkçıl

egypt[n]

Mısır

egyptian[adj][n]

mısırlı • eski Mısır dili,antik Mısır dili

egyptian blue[adj]

Mısır mavisi

egyptian mau[n]

Mısır Mausu

egyptian ratscrew[n]

Mısır Ratscrew

egyptologist[n]

mısırbilimci,mısırbilimi uzmanı

ehlers danlos syndrome[n]

Ehlers-Danlos sendromu

ehomaki[n]

ehomaki,Japonya'da baharın arifesinde, yılın şanslı yönüne bakarak geleneksel olarak kesilmeden yenilen özel bir tür kalın sushi rulosu

eid[n]

Bayram,Kurban Bayramı

eiderdown[n]

eider kuşu tüyü,eider down

eiffel tower[n]

Eyfel Kulesi

eigenharp pico[n]

Eigenharp Pico

eigenvalue[n]

özdeğer,karakteristik değer

LanGeek
Uygulamayı İndir