everymanexclaim
/ 21
everymanexclaim
everyman[n]

her insan

everyone[pron]

herkes

everyplace[adv]

her yerde,tüm yerlerde

everything[pron]

herşey

everything but the kitchen sink[phrase]

ne varsa hepsi

everywhere[adv][pron]

her yerde • herşey

evict[v]

tahliye ettirmek

evidence[n][v]

kanıt • kanıtlamak,ispat etmek

evidence-based[adj]
evident[adj]

açık,belirgin

evidential[adj]

delile dayanan

evidently[adv]

açıkça

evil[adj][n]

kötü • kötülük,şer

evilly[adv]

kötü niyetle,şeytanca

evince[v]

açıkça göstermek

evocation[n]

hatırlatma

evocative[adj]

çağrıştıran

evoke[v]

hissettirmek

evolution[n]

evrim

evolutionarily[adv]

evrimsel olarak,gelişimsel bir şekilde

evolutionary[adj]

evrimsel

evolutionary linguistics[n]

evrimci dilbilim

evolutionism[n]

evrimcilik

evolve[v]

yavaş yavaş gelişmek

ew[n]

elektronik savaş,elektromanyetik enerji kullanımını içeren askeri eylem

ewe[n]

dişi koyun

ewer[n]

ibrik,sürahi

ex[n][adj][v]

iks,ex • modası geçmiş,demode • ayrılmak,bitirmek

ex-boyfriend[n]

eski erkek arkadaş

ex-girlfriend[n]

eski kız arkadaş

ex-husband[n]

eski koca

ex-wife[n]

eski eş

exacerbate[v]

daha kötü hale getirmek

exacerbation[n]

şiddetlendirme

exact[adj][v]

doğru • talep etmek,zorla almak

exacting[adj]

titiz,mükemmeliyetçi

exactly[adv]

kesinlikle

exaggerate[v]

abartmak

exaggerated[adj]

abartılı,aşırı

exaggeration[n]

abartma

exalt[v]

yüceltmek

exaltation[n]

tarlakuşu sürüsü

exalted[adj]

asil,yüce

exam[n]

sınav

exam paper[n]

sınav kağıdı,yazılı sınav

examination[n]

muayene

examination paper[n]

sınav kağıdı,yazılı sınav

examination table[n]

muayene masası,muayene yatağı

examine[v]

incelemek

examinee[n]

aday,sınava giren

examiner[n]

müfettiş,denetçi

example[n]

numune

exasperate[v]

çileden çıkarmak

exasperated[adj]

bıkkın

exasperating[adj]

sinir bozucu,can sıkıcı

exasperation[n]

kızgınlık

excalibur[n]

Excalibur Kılıcı

excavate[v]

kazı yapmak

excavation[n]

kazı

excavator[n]

ekskavatör,kazı makinesi

exceed[v]

daha büyük olmak

exceed expectations[phrase]
exceedingly[adv]

son derece,olağanüstü

excel[v]

mükemmel olmak

excellence[n]

mükemmel

excellent[adj]

mükemmel

excellently[adv]

mükemmel bir şekilde,harika bir şekilde

except[prep][conj][v]

dışında • hariç • hariç tutmak,dışlamak

except for[prep]

hariç,dışında

excepting[prep]

hariç,dışında

exception[n]

istisna,muafiyet

exception that proves the rule[phrase]

kuralı doğrulayan istisna

exceptionable[adj]

itiraz edilebilir

exceptional[adj]

müstesna

exceptional case-marking[n]

özel durum çekimi

exceptionally[adv]

alışılmadık biçimde

excerpt[n][v]

özel baskı • alıntı yapmak,seçmek

excess[n][adj]

fazlalık,aşırılık • fazla

excess baggage[n]

fazla bagaj

excessive[adj]

haddinden fazla

excessively[adv]

aşırı derecede,ölçüsüzce

excessivism[n]

aşırıcılık sanatı

exchange[v][n]

takas etmek,değiş tokuş yapmak • verişim

exchange blows[phrase]
exchange pleasantries[phrase]
exchange rate[n]

döviz kuru oranı

exchange student[n]

değişim öğrencisi

exchange vows[phrase]
exchangeable[adj]

değiştirilebilir,takas edilebilir

excitable[adj]

kolay heyecanlanan

excitant[n][adj]

uyarıcı • uyarıcı

excitation[n]

heyecan

excitatory[adj]

uyarıcı, stimüle edici

excite[v]

uyandırmak (bir duygu)

excited[adj]

heyecanlı

excitedly[adv]

heyecanla

excitement[n]

heyecan

exciting[adj]

heyecan verici

excitingly[adv]

heyecan verici bir şekilde,coşkuyla

exclaim[v]

haykırmak

LanGeek
Uygulamayı İndir