electric trainelevation
/ 21
electric trainelevation
electric train[n]

elektrikli tren,elektrikle çalışan tren

electric unicycle[n]

elektrikli tek tekerlekli bisiklet,elektrikli denge tekerleği

electric vehicle charger[n]

elektrikli araç şarj cihazı,elektrikli araç şarj istasyonu

electric wheelbarrow[n]

elektrikli el arabası

electrical[adj]

elektrikli

electrical circuit[n]

elektrik devresi,elektrik döngüsü

electrical condenser[n]

elektrik kondansatörü,kapasitör

electrical energy[n]

elektrik enerjisi

electrical engineer[n]

elektrik mühendisliği

electrical engineering[n]

elektrik mühendisliği

electrical fuse[n]

elektrik sigortası,devre kesici

electrical meter[n]

elektrik sayacı

electrical outlet[n]

elektrik prizi,elektrik soketi

electrical panel[n]

elektrik panosu

electrical relay[n]

elektrik rölesi,elektrik anahtarı

electrical store[n]

elektrikçi dükkanı,elektronik mağazası

electrical storm[n]

elektrik fırtınası,elektrikli fırtına

electrical switch[n]

elektrik anahtarı,elektrik şalteri

electrical system[n]

elektrik sistemi,elektrik tesisatı

electrical tape[n]

kablo sarma teypi

electrically[adv]

elektrikli bir şekilde,elektrikle

electrician[n]

elektrikçi

electrician's knife[n]

elektrikçi bıçağı

electricity[n]

elektrik

electrify[v]

elektriklendirmek,elektrik enerjisi ile çalışacak şekilde değiştirmek

electrifying[adj]

elektrikli,heyecan verici

electro house[n]

elektro house

electroacoustic music[n]

elektroakustik müzik

electrocardiogram[n]

elektrokardiyogram

electroconvulsive therapy[n]

elektrokonvülzif tedavi

electrocute[v]

elektrikle idam etmek,elektrik çarpmasıyla öldürmek

electrode[n]

elektrot

electroencephalogram[n]

elektroensefalografi

electrolysis[n]

elektroliz

electrolyte[n]

elektrolit,iyon çözeltisi

electromagnetic[adj]

elektromanyetik

electromagnetic spectrum[n]

elektromanyetik spektrum

electromagnetism[n]

elektromanyetizma,elektrik manyetizması

electromechanical[adj]

elektromekanik,hem elektrik hem de mekanik bileşenler veya işlevler içeren sistemler veya cihazlarla ilgili

electromyography[n]

elektromiyografi

electron[n]

elektron

electroneuronography[n]

elektronörografi

electronic[adj]

elektronik

electronic art[n]

elektronik sanat

electronic body music[n]

elektronik beden müziği

electronic cigarette[n]

elektronik sigara,e-sigara

electronic control unit[n]

elektronik kontrol ünitesi,elektronik yönetim modülü

electronic dance music[n]

elektronik dans müziği

electronic device[n]

elektronik cihaz

electronic drum[n]

elektronik davul

electronic instrument[n]

elektronik enstrüman,müzik elektronik cihaz

electronic keyboard[n]

dijital klavye

electronic mail[n]

e-posta

electronic music[n]

elektronik müzik

electronic network[n]

elektronik ağ,elektronik devre

electronic paper[n]

elektronik kağıt,elektronik mürekkep ekran

electronic rock[n]

elektronik rock

electronic stability control[n]

elektronik stabilite kontrolü,elektronik denge kontrol sistemi

electronic toll collection[n]

elektronik ücret toplama,otomatik geçiş sistemi

electronic transfer[n]

elektronik transfer,elektronik havale

electronica[n]

elektronika

electronically[adv]

elektronik olarak

electronics[n]

elektronik

electronystagmography[n]

elektronistagmografi

electrooculography[n]

elektookülografi

electrophorus[n]

elektrofor,basit elektrostatik jeneratör

electropop[n]

Elektropop

electroreception[n]

elektroreseptör,elektrik algılama

electroretinography[n]

elektroretinografi

electroshock therapy[n]

elektroşok tedavisi

electrosurgical unit[n]

elektrocerrahi ünitesi

electrotherapeutics[n]

elektroterapi

eleemosynary[adj]

hayırsever

elegance[n]

zarafet

elegant[adj]

şık

elegantly[adv]

zarif bir şekilde,şık bir biçimde

elegiac[adj]

ağıtsal,ağıta benzeyen

elegy[n]

mersiye

element[n]

element

elemental[adj]

temel,esas

elementary[adj]

temel,basit

elementary backstroke[n]

temel sırtüstü,basit sırtüstü yüzme

elementary school[n]

ilköğretim

elements[n]

elementler,hava koşulları

elephant[n]

fil

elephant ear[n]

fil kulağı,alocasia

elephant in the room[phrase]

görmezden gelinen sorun

elephant seal[n]

deniz fili

elephant shrew[n]

macroscelididae

elephant's trunk[adj]

fil gibi sarhoş,fil kadar sarhoş

elephantidae[n]

filgiller

elephantine[adj]

fil gibi,devasa

eleusis[n]

Eleusis (kart oyunu)

elevate[v]

yükseltmek,kaldırmak

elevated[adj][n]

yükseltilmiş,yüksekte • yükseltilmiş demiryolu,hafif raylı sistem

elevated highway[n]

yükseltilmiş otoyol,viyadük

elevated railroad[n]

yükseltilmiş demiryolu,havadar demiryolu

elevated railway[n]

yükseltilmiş demiryolu,havadar demiryolu

elevated train[n]

yükseltilmiş tren,hafif raylı sistem

elevation[n]

yükselme,yükselti

LanGeek
Uygulamayı İndir