entertainedephemeron
/ 21
entertainedephemeron
entertained[adj]

meşgul edilmiş

entertainer[n]

eğlendiren kimse

entertaining[adj]

eğlendirici

entertainment[n]

eğlence

entertainment center[n]

ev sinema sistemi ünitesi

entertainment industry[n]

eğlence endüstrisi,şov sektörü

enthalpy[n]

entalpi,ısı içeriği

enthrall[v]

büyülemek

enthralled[adj]

büyülenmiş,hayran kalmış

enthralling[adj]

büyüleyici,etkileyici

enthrallingly[adv]

büyüleyici bir şekilde,etkileyici bir şekilde

enthrone[v]

yüksek makama getirmek

enthronement[n]

tahta çıkma töreni,taç giyme töreni

enthronisation[n]

tahta çıkma töreni

enthronization[n]

tahta çıkma töreni,taç giyme töreni

enthuse[v]

hayranlığını vurgulamak

enthusiasm[n]

heves

enthusiast[n]

fanatik

enthusiastic[adj]

hevesli

enthusiastically[adv]

şevkle

enthymeme[n]

eksik argüman

entice[v]

ayartmak

enticing[adj]

çekici

entire[adj][n]

bütün • aygır,erkek at

entirely[adv]

tamamen

entirety[n]

bütünlük

entitle[v]

hak vermek

entitled[adj]

hak sahibi,her şeyi hak ettiğini düşünen

entitlement[n]

hak sahipliği

entjie[n]

bir sigara,bir dal

entomb[v]

gömmek,defnetmek

entombment[n]

defnetme,gömme

entomologist[n]

entomolog

entomology[n]

böcekbilim

entourage[n]

arkadaş çevresi

entr'acte[n]

antrakt

entrails[n]

iç organlar

entrance[n][v]

giriş • büyülemek,sihirlemek

entrance examination[n]

giriş sınavı,kabul sınavı

entrance hall[n]

lobi

entranced[adj]

etkilenmiş

entranceway[n]

geçit,giriş

entrancing[adj]

büyüleyici

entrant[n]

yeni giren,rekabet eden ürün

entrapment[n]

tuzağa düşürme

entreat[v]

rica etmek

entreaty[n]

rica

entree[n]

ana yemek

entremetier[n]

garnitür aşçısı

entremets[n]

ana yemeğin yanında servis edilen

entrench[v]

sağlamlaştırmak

entrenched[adj]

kökleşmiş,yerleşik

entrepot[n]

depo

entrepreneur[n]

girişimci

entrepreneurial[adj]

girişimci

entropic[adj]

entropik,entropi ile ilgili

entropy[n]

entropi,termodinamik düzensizlik

entrust[v]

güven vermek

entry[n]

giriş yeri

entry requirement[n]

giriş şartı,kabul koşulu

entry word[n]

ana giriş kelimesi

entryphone[n]

diafon

entryway[n]

giriş,geçit

entwine[v]

dolaştırmak

enumerate[v]

birer birer söylemek

enumeration[n]

numaralandırma,sayım

enunciate[v]

ilan etmek

enunciation[n]

ilan

envelop[v]

sarmak

envelope[n]

zarf

envenom[v]

zehirlemek,zehir katmak

envie[n]

bir istek,bir arzu

envious[adj]

kıskanç

enviously[adv]

kıskançlıkla,imrenerek

environment[n]

çevre

environmental[adj]

çevresel

environmental art[n]

çevresel sanat

environmental audit[n]

çevre denetimi,çevresel denetim

environmental conservation[n]

çevre koruma,doğal çevrenin korunması

environmental science[n]

çevre bilimi

environmentalism[n]

çevrecilik

environmentalist[n]

çevreci

environmentally[adv]

çevresel olarak

environmentally friendly[adj]

çevre dostu

environs[n]

çevre,etraf

envisage[v]

tasarlamak,hayal etmek

envision[v]

hayal etmek,tasavvur etmek

envoy[n]

gönderi

envy[v][n]

kıskanmak • kıskançlık

enzyme[n]

enzim

eon[n]

eon,ilahi güç

eosinophil[n]

eozinofil

epanalepsis[n]

tersine yazım

epaulement[n]

balede omuz dönüşü

epaulette[n]

apolet

epee[n]

epe,flöre

epenthesis[n]

ses türemesi

epergne[n]

çiçek sepeti

ephemeral[adj][n]

geçici • efemer,geçicilik

ephemeron[n]

efemer,kısa ömürlü şey

LanGeek
Uygulamayı İndir