envy
en
ˈɛn
en
vy
vi
vi
/ˈɛnvi/

"envy"kelimesinin İngilizce tanımı ve anlamı

to envy
01

kıskanmak

to feel unhappy or irritated because someone else has something that one desires
Transitive: to envy sth
to envy definition and meaning
Örnekler
I envy my sister's natural talent for music and wish I could play an instrument as well as she does.
Müzikteki doğal yeteneği için kız kardeşimi kıskanıyorum ve onun kadar iyi bir enstrüman çalabilmeyi diliyorum.
02

kıskanmak, gözü kalmak

to begrudge or feel unwillingness to give someone their due
Transitive: to envy sb
Örnekler
He envied his coworker for getting the promotion.
O, hak ettiği takdiri ona kıskanıyordu.
Envy
01

kıskançlık, haset

a feeling of dissatisfaction, unhappiness, or anger that one might have as a result of wanting what others have
envy definition and meaning
Örnekler
The artist 's talent and success were a source of envy among his peers.
Sanatçının yeteneği ve başarısı, akranları arasında kıskançlık kaynağıydı.
02

kıskançlık nesnesi, imrenme kaynağı

something that provokes feelings of jealousy or desire
LanGeek
Uygulamayı İndir
langeek application

Download Mobile App

App Store