Ara
to envy
01
kıskanmak
to feel unhappy or irritated because someone else has something that one desires
Transitive: to envy sth
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
basit
durum fiili
düzenli
şimdiki zaman
envy
3. tekil kişi
envies
şimdiki zaman ortacı
envying
basit geçmiş zaman
envied
geçmiş zaman ortacı
envied
Örnekler
I envy my sister's natural talent for music and wish I could play an instrument as well as she does.
Müzikteki doğal yeteneği için kız kardeşimi kıskanıyorum ve onun kadar iyi bir enstrüman çalabilmeyi diliyorum.
02
kıskanmak, gözü kalmak
to begrudge or feel unwillingness to give someone their due
Transitive: to envy sb
Örnekler
She envied him the recognition he earned.
O, hak ettiği takdiri ona kıskanıyordu.
Envy
01
kıskançlık, haset
a feeling of dissatisfaction, unhappiness, or anger that one might have as a result of wanting what others have
dil bilgisi bilgileri
canlılık durumu
soyut
biçimbilimsel yapı
basit
sayılabilir
çoğul biçim
envies
Örnekler
The artist 's talent and success were a source of envy among his peers.
Sanatçının yeteneği ve başarısı, akranları arasında kıskançlık kaynağıydı.
02
kıskançlık nesnesi, imrenme kaynağı
something that provokes feelings of jealousy or desire
Örnekler
That luxurious house is the envy of the neighborhood.
O lüks ev mahallenin kıskançlık kaynağıdır.



























