Ara
to infer
01
sonuç çıkarmak
to reach an opinion or decision based on available evidence and one's understanding of the matter
Transitive: to infer sth | to infer that
Örnekler
The team inferred historical events from the artifacts discovered during the excavation.
Ekip, kazı sırasında keşfedilen eserlerden tarihi olayları çıkardı.
02
ima etmek, çıtlatmak
to suggest or hint at something indirectly
Transitive: to infer a meaning
Örnekler
The subtle smile on her face inferred a hidden satisfaction with the unexpected turn of events.
Yüzündeki ince gülümseme, olayların beklenmedik dönüşü karşısında gizli bir memnuniyet çıkarımında bulunuyordu.
03
çıkarsamak, anlam çıkarmak
to make an educated guess or form an opinion
Transitive: to infer that
Örnekler
After hearing the footsteps, I inferred someone was coming down the hall.
Ayak seslerini duyduktan sonra, birinin koridordan geldiğini çıkardım.
04
çıkarsamak, anlam çıkarmak
to make conclusions or assumptions based on information
Intransitive
Örnekler
I ca n’t infer clearly without more details.
Daha fazla detay olmadan net bir şekilde çıkarım yapamam.
Leksikal Ağaç
inference
infer



























