to infer
in
ɪn
in
fer
ˈfɜ:
innerinter

"infer"kelimesinin İngilizce tanımı ve anlamı

to infer
01

sonuç çıkarmak

to reach an opinion or decision based on available evidence and one's understanding of the matter 
Transitive: to infer sth | to infer that
to infer definition and meaning
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
basit
eylem fiili
düzenli
şimdiki zaman
infer
3. tekil kişi
infers
şimdiki zaman ortacı
inferring
basit geçmiş zaman
inferred
geçmiş zaman ortacı
inferred
Örnekler
After observing the pattern of behavior, the detective could infer that the suspect was familiar with the victim. 

Davranış kalıbını gözlemledikten sonra, dedektif şüphelinin kurbanı tanıdığını çıkarım yapabilirdi.

02

ima etmek, çıtlatmak

to suggest or hint at something indirectly 
Transitive: to infer a meaning
Örnekler
The artist used symbolism to infer deeper meanings in the painting, inviting viewers to interpret for themselves. 

Sanatçı, resimde daha derin anlamlar çıkarmak için sembolizmi kullandı ve izleyicileri kendi yorumlarını yapmaya davet etti.

03

çıkarsamak, anlam çıkarmak

to make an educated guess or form an opinion 
Transitive: to infer that
Örnekler
She inferred that he was upset because he wasn’t speaking much. 

O, çok konuşmadığı için üzgün olduğunu çıkardı.

04

çıkarsamak, anlam çıkarmak

to make conclusions or assumptions based on information 
Intransitive
Örnekler
He didn't need to ask; he could just infer from the atmosphere. 

Sormasına gerek yoktu; sadece ortamdan çıkarım yapabilirdi.

LanGeek
Uygulamayı İndir
langeek application

Download Mobile App

App Store