abhorrentabsolutism
/ 39
abhorrentabsolutism
abhorrent[adj]

iğrenç,nefret uyandıran

abidance[n]
abide[v]

oturmak

abide by[v]

itaat etmek

abiding[adj]

kalıcı,sürekli

abigail[n]

gizli eşcinsel orta yaşlı bir adam,cinsel kimliğini gizleyen olgun bir erkek

ability[n]

kabiliyet

abjad[n]

Ebced

abject[adj][v]

sefil,perişan • reddetmek,aşağılamak

abjure[v]

yeminle vazgeçmek

ablactation[n]
ablate[v]
ablation[n]

ameliyatla organ alma

ablation therapy[n]

ablasyon tedavisi,terapötik ablasyon

ablative[n][adj]

çıkma durumu • ismin -den haline ait

ablative case[n]

ismin -den hali

ablaut[n]

apofoni

ablaze[adj]

tutuşmuş,ateşli

able[adj]

güçlü

able-bodied[adj]

sağlam

ablution[n]

yıkanma

ably[adv]

becerikli bir şekilde, yetkin bir şekilde

abnegate[v]

inkar etmek

abnegation[n]

özveri,fedakarlık

abnormal[adj]

anormal

abnormality[n]

anormallik

abnormally[adv]

anormal bir şekilde,olağandışı bir şekilde

aboard[adv][prep]

içinde (gemi/uçak/tren) • üzerinde,içinde

abode[n]

ikametgah,mesken

abolish[v]

yürürlükten kaldırmak

abolition[n]

yürürlükten kaldırılma

abolitionist[n]

kaldırımcı,ortadan kaldırma taraftarı

abomasum[n]

şırdan

abominable[adj]

iğrenç

abominably[adv]

iğrenç bir şekilde,korkunç bir şekilde

abominate[v]

iğrenmek

abomination[n]

iğrenç şey

aboriginal[n][adj]

yerli,aborjin • ilkel

aborigine[n]
abort[n][v]

iptal,sonlandırma • çocuk düşürmek

aborticide[n]
abortifacient[n][adj]
abortion[n]

kürtaj

abortion pill[n]

düşük ilacı

abortive[adj]

sonuçsuz

abound[v]

çok olmak

about[prep][adv][adj]

hakkında • yaklaşık • hareket halinde,aktif

about that life[phrase]
about time[phrase]

artık zamanı gelmişti

about-face[v][n]

180 derece dönmek,geri dönmek • fikir değişikliği

above[prep][adv][n][adj]

üstünde • üste doğru • yukarıdakiler,yukarıda bahsedilenlerin tümü • yukarıdaki,bahsedilen

above all[adv]

her şeyden önce,en önemlisi

above all else guard your heart for everything you do flows from it[sentence]

içini temiz tut, dışın da temiz olur

above board[phrase]

şeffaf ve yasal şekilde

above the law[phrase]

hukuk ona işlemez

above the salt[phrase]

yüksek makamdaki

above-the-fold[adj]

manşetten

aboveboard[adv][adj]

açıkça,dürüstçe • apaçık

aboveground[adj]

yer üstü,yüzeyde

abracadabra[n]

anlamsız söz,saçmalık

abradant[n]
abrade[v]

aşınmak

abrasion[n]

aşınma,sürtünme ile yıpranma

abrasive[n][adj]

bir aşındırıcı,aşındırıcı bir madde • rahatsız edici

abrasive saw[n]

doğrama testeresi

abrasiveness[n]
abreaction[n]

abreaksiyon,duygusal boşalma

abreast[adv]

yan yana,omuz omuza

abridge[v]

özetlemek

abridged[adj]

kısaltılmış

abridgment[n]

kısaltma

abroad[adv][n]

yurt dışı • yurt dışı,yabancı ülkeler

abrogate[v]

yürürlükten kaldırmak

abrogation[n]

yürürlükten kaldırma

abrupt[adj]

ani,beklenmedik

abruptly[adv]

ansızın

abruptness[n]
abscess[n]

apse

abscise[v]
abscission[n]

kesme

abscond[v]

kaçmak,sıvışmak

absconder[n]

firari,kaçak

abseil[n][v]

aşağı inme (dağcılık) • halatla inmek

abseiler[n]

iple inen kişi,iple kayakçı

absence[n]

yokluk

absent[adj][v][prep]

hazır bulunmayan • ayrılmak,gitmek • Yokluğunda,Olmadan

absent-minded[adj]

dalgın

absentee[n]

devamsız kimse

absentee ballot[n]

posta yoluyla kullanılan oy

absenteeism[n]

devamsızlık

absinth[n]

absent,pelin likörü

absinthe[n]

apsent

absolute[adj][n]

salt • mutlak,mutlak gerçek

absolute pin[n]

mutlak açmaz

absolute poverty[n]

mutlak yoksulluk,aşırı yoksulluk

absolute zero[n]
absolutely[adv]

tamamiyle

absoluteness[n]
absolution[n]

bağışlanma

absolutism[n]

mutlakiyetçilik,mutlak bir varlığa inanç

LanGeek
Uygulamayı İndir