authoritativelyavant-garde jazz
/ 39
authoritativelyavant-garde jazz
authoritatively[adv]

otoriter bir şekilde,yetkili bir şekilde

authorities[n]

yetkililer

authority[n]

yetki

authorization[n]

yetki belgesi,yetki

authorize[v]

yetki vermek

authorized[adj]

yetkili,resmi

autism[n]

otizm

autism spectrum disorder[n]

otistik spektrum bozukluğu

autistic[adj]

otistik

auto maker[n]

otomobil üreticisi,araç yapımcısı

auto manufacturer[n]

otomobil üreticisi,araba imalatçısı

auto part[n]

oto parça,otomobil bileşeni

auto racing[n]

otomobil yarışı,araba yarışı

auto-mechanic[n]

oto tamircisi,mekanik

autobenefactive case[n]

kendine yarar sağlama hali

autobiographical[adj]

otobiyografik

autobiography[n]

otobiyografi

autobus[n]

otobüs

autochthonal[adj]

yerli,otokton

autochthonic[adj]

yerli,otokton

autochthonous[adj]

otokton,yerli

autoclave[n][v]

otoklav • otoklavlamak,otoklavda sterilize etmek

autocorrect[n]
autocracy[n]

otokrasi

autocrat[n]

diktatör

autocratic[adj]
autocratically[adv]
autodidacticism[n]

otodidaktizm,kendi kendine öğrenme

autofellator[n]

otofellatör,otofellatör

autofocus[n]

otomatik odaklama

autogenic therapy[n]

otojenik terapi

autogenic training[n]

otojenik egzersiz

autogiro[n]

otogiro,jiroplân

autograph[n][v]

bir kimsenin el yazısı • imzalamak

autographic[adj]

otografik,el yazısı

autoharp[n]

otoharp

autoimmune[adj]

otoimmun

autoimmune gastritis[n]

otoimmün gastrit,bağışıklık sistemi kaynaklı gastrit

autoinjector[n]

otoenjektör,otomatik enjektör

automaker[n]

otomobil üreticisi,araç üreticisi

automat[n]
automate[v]

otomatikleştirmek

automated[adj]
automated teller machine[n]

bankamatik

automatic[adj][n]

otomatik • otomatik makineli tüfek,hafif makineli tüfek

automatic activation device[n]

otomatik aktivasyon cihazı,otomatik etkinleştirme güvenlik mekanizması

automatic climate control[n]

otomatik iklim kontrolü,otomatik klima kontrol sistemi

automatic number plate recognition[n]

otomatik plaka tanıma,plaka otomatik tanıma sistemi

automatic pilot[n]

otomatik pilot zihinsel durumu,otomatik pilot modu

automatic train control[n]

otomatik tren kontrolü,trenlerin otomatik düzenlenmesi

automatic train operation[n]

otomatik tren işletimi,otomatik tren sürüşü

automatic train protection[n]

otomatik tren koruma,otomatik tren koruma sistemi

automatic transmission[n]

otomatik şanzıman,otomatik vites

automatic washer[n]

otomatik çamaşır makinesi,otomatik yıkayıcı

automatically[adv]

otomatik olarak,kendiliğinden

automation[n]

otomasyon

automaton[n]

robot

automavision[n]

otomatik görüntüleme

automobile[n][v]

otomobil • otomobil ile seyahat etmek,otomobil kullanarak gitmek

automobile horn[n]

korna,otomatik korna

automobile insurance[n]

otomobil sigortası,araba sigortası

automobile mechanic[n]

otomobil tamircisi,araba tamircisi

automobile trunk[n]

otomobil bagajı,araba bagajı

automotive[adj]

arabalarla ilgili

automotive vehicle[n]

motorlu taşıt,otomotiv aracı

autonomic[adj]

otonom,vejetatif

autonomic ganglion[n]

otonomik gangliyon

autonomic nervous system[n]

otonom sinir sistemi

autonomic plexus[n]

otonom pleksus

autonomous[adj]

özerk

autonomous guided vehicle[n]

özerk yönlendirmeli araç,bağımsız hareket eden mobil robot

autonomously[adv]

özerk bir şekilde,bağımsız olarak

autonomy[n]

özerklik

autophagy[n]
autopilot[n]

otomatik pilot

autoplasty[n]
autoplay[n]

otomatik oynatılan

autopsy[n][v]

otopsi • otopsi yapmak,ölü muayenesi yapmak

autoradiography[n]

otoradyografi

autorickshaw[n]

autorikşa,tuk-tuk

autorotation[n]

otomatik dönüş,kendi kendine dönme

autosegmental phonology[n]

otomatik segmental sesbilim

autosome[n]

otozom,cinsiyet kromozomu olmayan

autosport[n]

otomobil sporları, motor sporları

autotype[n]
autumn[n]

sonbahar

autumnal[adj]

sonbahara ait,sonbaharla ilgili

auxesis[n]

auxesis,hücre bölünmesi olmadan hücre boyutundaki artıştan kaynaklanan büyüme

auxiliary[n][adj]

yardımcı • ek

auxiliary route[n]

yardımcı rota,ikincil yol

auxiliary verb[n]

yardımcı fiil

av receiver[n]

AV alıcı

avadavat[n]

amandava

avail of[phrase]
availability[n]

mevcudiyet

available[adj]

elde hazır bulunan

avalanche[n][v]

çığ • çığ düşmek,karla kaymak

avalanche transceiver[n]

çığ vericisi,çığ kurbanı bulucu

avant-garde[adj][n]

yenilikçi • avangard

avant-garde jazz[n]

öncü caz

LanGeek
Uygulamayı İndir