asthmaat last
/ 39
asthmaat last
asthma[n]

astım

asthma attack[n]

astım krizi,astım nöbeti

asthmatic[n][adj]

astımı olan • astımlı

astigmatism[n]
astir[adj]

hareket halinde,uyanık

astonish[v]

şaşırtmak

astonished[adj]

afallamış

astonishing[adj]

hayret verici

astonishingly[adv]

şaşırtıcı bir şekilde,hayret verici bir şekilde

astonishment[n]

şaşkınlık

astound[v]

hayretler içinde bırakmak

astounded[adj]

çok şaşırmış

astounding[adj]

şaşırtıcı,hayret verici

astoundingly[adv]

şaşırtıcı bir şekilde,hayret verici bir şekilde

astragal[n]

sütun yuvarlığı

astragalus[n]
astral[adj]

yıldız şekilli

astray[adv]

yoldan çıkmış,doğru yoldan sapmış

astride[adv][prep]
astringe[v]
astringency[n]

büzücülük,astrenjan etki

astringent[adj][n]

büzücü • büzücü,astrenjan

astrobiology[n]

astrobiyoloji

astrodynamical[adj]

astrodinamik,astrodinamik ile ilgili

astrodynamicist[n]

astrodinamikçi,astrodinamik uzmanı

astrogate[v]
astrological[adj]

astrolojik

astrology[n]

astroloji

astronaut[n]

astronot

astronomer[n]

gök bilimci

astronomic[adj]

astronomik,astronomi ile ilgili

astronomical[adj]

gökbilimle ilgili

astronomical unit[n]

astronomik birim,AB

astronomically[adv]

astronomik olarak,aşırı derecede

astronomy[n]

astronomi

astrophotography[n]

astrofotoğrafçılık

astrophysical[adj]

astrofizik

astrophysicist[n]

astrofizikçi

astrophysics[n]

gök fiziği

astute[adj]

kurnaz

astutely[adv]

kurnazca,zekice

asunder[adv]

birbirinden ayrı

asylum[n]

akıl hastanesi

asylum seeker[n]

sığınmacı

asymmetric[adj]

asimetrik

asymmetric warfare[n]

asimetrik savaş,dengesiz savaş

asymmetrical[adj]

asimetrik

asymmetrically[adv]

asimetrik olarak

asymmetry[n]

asimetrilik

asymptomatic[adj]

asemptomatik

asymptote[n]

asimptot,asimptotik çizgi

asymptotic[adj]

asimptotik,asimptotla ilgili

asynchronous[adj]

asenkron

asynchronous learning[n]

asenkron öğrenme,eşzamansız öğrenme

asynchronously[adv]

eşzamansız olarak

asyndeton[n]

bağlaç kullanmama

at[prep][n]

[da, de, ta, te] • yüzde bir,para birimi

at a cost[phrase]
at a glance[phrase]
at a loose end[phrase]

gayesiz

at a loss[adj][adv]

şaşkın,ne yapacağını bilemez halde • zararına,maliyetin altında

at a loss for words[phrase]
at a low ebb[phrase]

dibe vurmuş

at a lower place[adv]

daha aşağıda,aşağıda

at a moment's notice[phrase]
at a pinch[phrase]
at a price[phrase]

yüksek bir fiyata

at a push[phrase]

zorlasan

at a rate of knots[phrase]
at a snail's pace[phrase]

kaplumbağa hızıyla

at a stroke[phrase]

tek hamlede

at a time[adv]

bir seferde,tek seferde

at all[adv]

asla

at all times[adv]
at any price[phrase]
at any rate[adv]

her halükarda,neyse

at bay[phrase]

kontrol altında tutmak

at beck and call[phrase]

her zaman hizmetinde

at best[adv][phrase]

en iyi ihtimalle • olsa olsa

at close range[adv]

yakından,kısa mesafeden

at convenience[phrase]

kendisine uygun zamanda

at cross purposes[phrase]

birbiriyle çelişen amaçlarla

at daggers drawn[phrase]

kanlı bıçaklı

at death's door[phrase]

ölüm döşeğinde

at death’s door[phrase]
at disposal[phrase]
at each other's throats[phrase]

birbirine girmek

at earliest convenience[phrase]
at every corner[adv]

her köşe başında,her yerde

at expense[phrase]

onun hesabına

at fault[adj]

suçlu

at finest[phrase]
at first[adv]

başlangıçta,önce

at first glance[adv]
at hand[phrase]

elinin altında

at heart[adv]

özünde,gerçekte

at her majesty's pleasure[phrase]

Taç'ın takdirine göre

at home[adv][adj][n]

evde,kendi evinde • evde rahat,ev kullanımına uygun • ev partisi,resepsiyon

at large[adv][adj]

genel olarak,tümüyle • serbest,kaçak

at last[adv]

eninde sonunda

LanGeek
Uygulamayı İndir