a resounding successabhorrence
/ 39
a resounding successabhorrence
a resounding success[phrase]

büyük başarı

a short fuse[phrase]

çabuk parlayan

a shut mouth catches no flies[sentence]

söz gümüşse sükut altındır

a sight for sore eyes[phrase]

görünce iç açan biri/şey

a sight to behold[phrase]
a sign of the times[phrase]

zamanın göstergesi

a sinking ship[phrase]
a slice of the cake[phrase]
a small world[phrase]

dünya ne küçük

a snake in bosom[phrase]
a snowball's chance in hell[phrase]

en ufak şans

a sprat to catch a mackerel[phrase]
a square peg[phrase]

bulunduğu yere uymayan

a step ahead[phrase]

bir adım önde olmak

a stick to beat with[phrase]

bir olayı karşıdakine koz olarak kullanmak

a stone's throw[phrase]

bir taş atımı mesafede

a straight face[n]

ciddi yüz

a stroke of[phrase]

ani bir şey anı

a strong hand[phrase]
a tad[adv]

biraz,hafifçe

a taste of own medicine[phrase]

yaptığının aynısını yaşamak

a thing of the past[phrase]

modası geçmiş şey

a thing or two[phrase]

işe yarar birkaç şey

a third[pron]

bir üçte bir,üçte biri

a tough act to follow[phrase]

başarısına ulaşılması zor kimse

a tough row to hoe[phrase]

zor bir durum

a tree is known by its fruit[sentence]

dene altını mihenk taşında, dene insanı iş başında

a trifle[adv]

biraz,hafifçe

a trip to the sun[phrase]

imkânsız bir şey

a victim of own success[phrase]

kendi başarısının kurbanı

a viper in bosom[phrase]

koynunda yılan beslemek

a voice crying in the wilderness[phrase]

çölde yankılanan ses

a voice for[phrase]
a wall[phrase]

tıkanma noktasına gelmek

a wet weekend[phrase]

tam bir hayal kırıklığı

a whale of[phrase]

harika

a whale of time[phrase]

harika bir zaman

a window to the world[phrase]

dünyayı tanımanın yolu

a word to the wise[phrase]

bir tavsiye

a word to the wise is sufficient[phrase]

anlayana sivrisinek saz anlamayana davul zurna az

a world of difference[phrase]

dağlar kadar fark

a-board[n]

A tipi reklam panosu

a-bomb[n]

atom bombası

a-format[n]

A formatı

a-game[n]

en iyi performansı,üst düzey oyunu

a-level[n]

ileri seviye,A-level

a-line[n][adj]

A-kesim etek • evaze

a-list[n][adj]

özel olarak tercih edilen kişilerin isimlerinin bir listesi,ayrıcalıklıların dizini • A grubu

a-lister[n]

çok ünlü kimse

a-not-a question[n]

A-mı-değil-mi sorusu

a-ok[adj][adv]

mükemmel • mükemmelce

a-one[adj]

birinci sınıf,mükemmel

a-roll[n]

ana kayıt bandı

a-side[n]

A yüzü

a-team[n]

bir elit takım,bir organizasyonda üst düzey danışmanlar veya çalışanlardan oluşan bir liderlik grubu

a.m.[adv][adj]

öğleden önce • sabah,öğleden önce

aardvark[n]

yerdomuzu

aardwolf[n]

böcekçil sırtlan

ab initio[adv]

başlangıçtan itibaren, ab initio

aback[adv]
abacus[n]

abaküs

abalone[n]

deniz kulağı

abandon[v][n]

terk etmek • terk,kontrolsızlık

abandoned[adj]

terkedilmiş

abandonment[n]

terk edilme

abase[v]

aşağılamak,küçük düşürmek

abasement[n]

aşağılama

abash[v]

mahçup etmek

abashed[adj]

utanmış

abate[v]

azalmak

abatement[n]

azalma,indirgeme

abbed[adj]

karın kasları belirgin,baklava göbekli

abbess[n]

baş rahibe (kadınlar manastırında)

abbey[n]

manastır

abbot[n]

başrahip

abbreviate[v]

kısaltmak

abbreviated[adj]

kısaltılmış,kısa kesilmiş

abbreviation[n]

kısaltma,kısalma

abdicate[v]

tahttan çekilmek

abdication[n]
abdomen[n]

karın

abdominal[adj]

karın

abdominal external oblique muscle[n]

karın dış eğik kası,abdomenin eksternal oblik kası

abdominoplasty[n]

abdominoplasti

abducens nerve[n]

abdusens siniri

abducent[adj][n]
abduct[v]

zorla kaçırmak

abductee[n]

kaçırılan kişi,rehine

abduction[n]

adam kaçırma

abductor[n]

iskelet kası

abecedarian[n][adj]

abecedaryen,16. yüzyılda Almanya merkezli, insan bilgisine kesin bir küçümseme besleyen bir Anabaptist mezhebi • alfabetik,abecesel

abed[adv]

yatakta

aberdeen angus[n]

iskoçya sığır türü

aberrant[adj][n]

anormal • sapkın,anormal

aberrate[v]
aberration[n]

anormallik

abet[v]

birine yardım etmek

abeyance[n]

askıda olma

abhor[v]

iğrenmek

abhorrence[n]

tiksinme

LanGeek
Uygulamayı İndir