Ara
tutunmak
nişan almak
ağrıdan vücudun bir bölümünü elle kapatmak
kucaklamak
sahip olmak
sahibi olmak (düşünce, inanç veya görüş)
beyan etmek, ilan etmek
özel bir işe sahip olmak
yanında uyuşturucu bulundurmak
düzenlemek
tutmak
ilgi çekmek
tutmak, savunmak
hapsetmek
tutmak, alıkoymak
tutmak, kontrol altında tutmak
tutmak
sabit tutmak
sabit olmak
arabayı iyi kontrol etmek
belli rotada ilerlemek
belli bir seviyede tutulmak
taşımak, dayanmak
dayanmak
geçerli olmak
saklamak, tutmak
telefonda beklemek
içermek
makul miktarda alkol kullanmak
sunmak
aynı fikirde olmak
koymamak
çıkarmak, koymamak
a part or attachment of an object meant to be gripped to use or move it
kavrama
a cell or confined space in a jail or prison
the compartment in a ship or aircraft in which they store cargo
a fortified place or stronghold
influence or control over something or someone
grasp or comprehension of the nature, quality, or magnitude of something
a period during which an action is paused or awaited
tutma, kontrol
Leksikal Ağaç



























