swipe
swipe
swaɪp
svayp
/swˈa‍ɪp/

"swipe"kelimesinin İngilizce tanımı ve anlamı

to swipe
01

vurmak

to hit or strike something with a sweeping motion
Intransitive: to swipe at sb/sth
to swipe definition and meaning
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
basit
hareket fiili
düzenli
şimdiki zaman
swipe
3. tekil kişi
swipes
şimdiki zaman ortacı
swiping
basit geçmiş zaman
swiped
geçmiş zaman ortacı
swiped
Örnekler
The boxer skillfully swiped at his opponent, landing a powerful blow to the body.
Boksör, rakibine ustaca süpürdü, vücuduna güçlü bir darbe indirdi.
02

çalmak, aşırmak

to steal or take something
Transitive: to swipe sth
Örnekler
The burglar swiped a valuable painting from the gallery.
Hırsız, galeriden değerli bir tabloyu çaldı.
03

kaydırmak, parmağını kaydırmak

to move a finger or hand across a touchscreen, trackpad, or other touch-sensitive surface in order to perform an action or navigate a digital interface
Intransitive: to swipe to a direction
Örnekler
The game required players to swipe left or right to dodge obstacles.
Oyun, oyuncuların engellerden kaçınmak için sola veya sağa kaydırmasını gerektiriyordu.
04

kaydırmak, geçirmek

to pass a card or object through a machine or device that reads the information encoded on it, usually by sliding it through a slot
Transitive: to swipe a card
Örnekler
The cashier asked me to swipe my debit card to complete the purchase.
Kasiyer benden alışverişi tamamlamak için banka kartımı kaydırmamı istedi.
Swipe
01

vuruş, süpürme

a sweeping stroke or blow
dil bilgisi bilgileri
canlılık durumu
cansız
biçimbilimsel yapı
basit
sayılabilir
çoğul biçim
swipes
LanGeek
Uygulamayı İndir
langeek application

Download Mobile App

App Store