Ara
épargner
01
biriktirmek
ne pas dépenser une partie de son argent afin de le conserver pour un usage futur
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
basit
eylem fiili
yardımcı fiil
avoir
1. tekil kişi
épargne
1. çoğul kişi
épargnons
gelecek zamanda 1. kişi
épargnerai
şimdiki zaman ortacı
épargnant
geçmiş zaman ortacı
épargné
imperfekt zamanda 1. çoğul kişi
épargnions
Örnekler
Il épargne chaque mois une partie de son salaire.
O her ay maaşının bir kısmını biriktirir.
02
bağışlamak, korumak
agir avec délicatesse envers quelqu' un , ne pas l'exposer à une souffrance , un effort ou un reproche inutile
Örnekler
Épargne -le , il est déjà très fatigué.
Onu bağışla, zaten çok yorgun.
03
tasarruf etmek, idareli kullanmak
limiter l'usage de quelque chose (temps, énergie, ressources, efforts) pour éviter le gaspillage ou l'usure
Örnekler
Il faut épargner l'eau pendant les périodes de sécheresse.
Kuraklık dönemlerinde suyu tasarruf etmek gerekir.
04
esirgememek, sakınmamak
ne pas s'arrêter, ne pas ménager ses efforts ou ses attaques ; parfois : ne pas faire de compromis
Örnekler
Il n'a épargné aucun effort pour réussir.
Başarılı olmak için hiçbir çabadan kaçınmadı.
05
bağışlamak, korumak
laisser la vie à quelqu'un, ne pas lui infliger un mal ou une peine qu'on aurait pu lui infliger
Örnekler
Le soldat a épargné son ennemi blessé.
Asker, yaralı düşmanını bağışladı.
06
kendini korumak, kendini kurtarmak
se dispenser de faire quelque chose de pénible ou désagréable
Örnekler
Je vais m'épargner ce long discours inutile.
O gereksiz uzun konuşmadan kendimi muaf tutacağım.



























