Ara
to sway
01
sallanmak, salınmak
to slowly move back and forth or from side to side
Intransitive
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
basit
hareket fiili
düzenli
şimdiki zaman
sway
3. tekil kişi
sways
şimdiki zaman ortacı
swaying
basit geçmiş zaman
swayed
geçmiş zaman ortacı
swayed
Örnekler
The branches of the willow tree swayed gently in the breeze.
Söğüt ağacının dalları rüzgarda nazikçe sallanıyordu.
02
sallamak, salınmak
to cause something to move gently back and forth or from side to side
Transitive: to sway sth
Örnekler
The rhythmic music swayed the crowd, encouraging everyone to move in harmony on the dance floor.
Ritmik müzik kalabalığı salladı, herkesi dans pistinde uyum içinde hareket etmeye teşvik etti.
03
etkilemek
to encourage someone to do or believe something
Transitive: to sway sb | to sway an opinion
Örnekler
The passionate speaker hoped to sway the audience with compelling arguments.
Tutkulu konuşmacı, ikna edici argümanlarla dinleyicileri etkilemeyi umuyordu.
Sway
01
etki, hakimiyet
the influence or control over someone or something
dil bilgisi bilgileri
canlılık durumu
soyut
biçimbilimsel yapı
basit
sayılamaz
çoğul biçim
sways
Örnekler
The politician's powerful speeches held considerable sway over voters.
Politikacının güçlü konuşmaları, seçmenler üzerinde önemli bir etki sağlıyordu.
02
sallanma, salınım
a movement from side to side, especially one that makes something lean or pitch dangerously
Örnekler
The sway of the ship made passengers feel sick.
Gemini yalpalaması yolcuların hasta hissetmesine neden oldu.
Leksikal Ağaç
swayer
sway



























