Ara
to sway
01
sallanmak, salınmak
to slowly move back and forth or from side to side
Intransitive
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
basit
hareket fiili
düzenli
şimdiki zaman
sway
3. tekil kişi
sways
şimdiki zaman ortacı
swaying
basit geçmiş zaman
swayed
geçmiş zaman ortacı
swayed
Örnekler
The chimes on the front porch began to sway, producing a melodic sound with each movement.
Ön verandadaki ziller sallanmaya başladı, her hareketle melodik bir ses çıkarıyordu.
02
sallamak, salınmak
to cause something to move gently back and forth or from side to side
Transitive: to sway sth
Örnekler
The tour guide swayed the lantern, creating eerie shadows on the walls of the ancient cave.
Turist rehberi feneri salladı, antik mağaranın duvarlarında ürkütücü gölgeler oluşturdu.
03
etkilemek
to encourage someone to do or believe something
Transitive: to sway sb | to sway an opinion
Örnekler
The persuasive documentary aimed to sway viewers to reconsider their attitudes towards climate change.
İkna edici belgesel, izleyicilerin iklim değişikliğine karşı tutumlarını yeniden düşünmelerini sağlamayı amaçlıyordu.
Sway
01
etki, hakimiyet
the influence or control over someone or something
dil bilgisi bilgileri
canlılık durumu
soyut
biçimbilimsel yapı
basit
sayılamaz
çoğul biçim
sways
Örnekler
The media's coverage can sway public perception of important issues.
Medyanın kapsamı, önemli konular hakkında kamuoyunun algısını etkileyebilir.
02
sallanma, salınım
a movement from side to side, especially one that makes something lean or pitch dangerously
Örnekler
The tall tree showed a dangerous sway during the storm.
Uzun ağaç, fırtına sırasında tehlikeli bir sallanma gösterdi.
Leksikal Ağaç
swayer
sway



























