dark
dark
dɑ:k
daak
parklarkmarknarc

"dark"kelimesinin İngilizce tanımı ve anlamı

dark
01

karanlık

having very little or no light 
dark definition and meaning
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
basit
niteliksel
üstünlük derecesi
darkest
karşılaştırma derecesi
darker
derecelendirilebilir
Örnekler
He walked down the dark alley, looking over his shoulder. 

Omuzunun üzerinden bakarak, karanlık sokakta yürüdü.

02

koyu

(of a color) having a deep or intense hue 
dark definition and meaning
Örnekler
She wore a dark blue dress to the event. 

Etkinlikte koyu mavi bir elbise giydi.

2.1

koyu

(of hair, skin, or eyes) characterized by a deep brown color that can range from light to very dark shades 
dark definition and meaning
Örnekler
He was a tall man with dark hair that complemented his sharp features. 

Keskin hatlarını tamamlayan koyu saçlı uzun boylu bir adamdı.

03

karanlık, şeytani

having evil or dishonorable qualities 
Örnekler
The dark deeds of the villain made the hero's task seem impossible. 

Kötü adamın karanlık işleri, kahramanın görevini imkansız gibi gösterdi.

04

karanlık, kasvetli

causing feelings of sadness or gloom 
Örnekler
The dark news about the company’s future left everyone feeling disheartened. 

Şirketin geleceği hakkındaki karanlık haberler herkesi moralsiz bıraktı.

4.1

kara mizah, karanlık

involving or characterized by black humor 
Örnekler
The comedian's dark jokes about death left the audience both laughing and uneasy. 

Komedyenin ölüm hakkındaki kara mizahı izleyicileri hem güldürdü hem de huzursuz etti.

05

kapalı, faaliyet dışı

(of theater) closed to performances, often for maintenance, renovations, or between seasons 
Örnekler
The theater was dark for the summer, undergoing renovations before the new season. 

Tiyatro yaz boyunca kapalıydı, yeni sezondan önce yenileme çalışmaları yapılıyordu.

06

bilgisiz, habersiz

uninformed or lacking knowledge in a particular area 
Örnekler
He was dark about the latest technological advancements, struggling to keep up with modern trends. 

Son teknolojik gelişmeler hakkında bilgisizdi, modern trendlere ayak uydurmakta zorlanıyordu.

07

karanlık, kasvetli

(of a period or situation) marked by significant unhappiness, distress, or unpleasantness, often associated with challenging events or experiences 
Örnekler
The organization worked to support families during the dark times following the tragedy. 

Organizasyon, trajediyi takip eden karanlık zamanlarda aileleri desteklemek için çalıştı.

08

karanlık, asık suratlı

(of an expression or look) conveying anger, often characterized by intensity or a brooding quality 
Örnekler
She noticed the dark expression on his face as he listened to the criticism. 

Eleştirileri dinlerken yüzündeki karanlık ifadeyi fark etti.

09

derin, kadifemsi

(of a voice) possessing depth and richness 
Örnekler
His dark voice filled the room, captivating everyone with its richness. 

Onun koyu sesi odayı doldurdu, zenginliğiyle herkesi büyüledi.

Dark
01

karanlık mekan

the state or quality of having no light 
dark definition and meaning
dil bilgisi bilgileri
canlılık durumu
soyut
biçimbilimsel yapı
basit
sayılamaz
Örnekler
The sudden dark made it hard to see anything in the dimly lit room. 

Ani karanlık, loş ışıklı odada bir şey görmeyi zorlaştırdı.

02

gece

the period of time when daylight fades and darkness takes over 
dark definition and meaning
Örnekler
The dark came quickly, leaving the hikers struggling to find their way back. 

Karanlık çabucak geldi, yürüyüşçülerin yolunu bulmak için mücadele etmesine neden oldu.

03

koyu, karanlık

a color that is characterized by low brightness and a deep, muted quality, often associated with colors like black, navy, or deep burgundy 
Örnekler
The artist preferred to work with darks to create a dramatic effect in his paintings. 

Sanatçı, resimlerinde dramatik bir etki yaratmak için koyu tonlarla çalışmayı tercih etti.

LanGeek
Uygulamayı İndir
langeek application

Download Mobile App

App Store