hardworkinghateration
/ 26
hardworkinghateration
hardworking[adj]

çalışkan

hardy[adj]

güçlü kuvvetli

hare[n][v]

yabani tavşan • hızla koşmak,çabucak gitmek

harebrained[adj]

kuş beyinli

harem[n]

harem

harem pants[n]

harem pantolon,şalvar

harira[n]

harira

hark[v]

dikkatle dinlemek,kulak vermek

hark back[v]

geri dönmek,dönüp bakmak

harken[v]

dikkatle dinlemek

harlem shake[n]

Harlem shake (dans)

harlequin[n][v][adj]

palyaço • beneklemek,lekelemek • harlequin yeşili

harlequin rasbora[n]

alacalı rasbora

harlequinade[n]

rekabet veya rekabetçilik içeren harlequinade,rekabetçi maskaralık

harm[n][v]

zarar • hasar vermek

harm's way[phrase]

tehlikeden uzakta

harmful[adj]

zararlı

harmless[adj]

zararsız

harmlessly[adv]

zararsız bir şekilde

harmonetta[n]

harmomika

harmonic[adj][n]

armoniye ait • harmonik

harmonica[n]

mızıka

harmonically[adv]

armonik olarak

harmonious[adj]

ahenkli,uyumlu

harmoniously[adv]

uyumlu bir biçimde

harmonium[n]

harmonyum

harmonization[n]

uyumlandırma

harmony[n]

uyum

harness[n][v]

kayış • koşum takmak

harness horse[n]

çeki atı,koşum atı

harness racing[n]

koşu yarışı,harness yarışı

harp[n][v]

arp • ısrar etmek,üzerinde durmak

harp on[v]

ısrar etmek,üzerinde durmak

harp seal[n]

arpalı fok

harper[n]

arpçı,arp çalan kişi

harpia harpyja[n]

harpia kartalı,harpy kartalı

harpist[n]

harpçı

harpsichord[n]

klavsen

harpsichordist[n]

klavsenci

harpy[n]

harpy,harpy kartalı

harpy eagle[n]

harpy eagle

harrier[n]

tuygun

harrowing[adj][n]

üzücü • tırmıklama,toprak işleme

harrumph[v][n]

boğazını temizleyerek dikkat çekmek • bir homurdanma,bir boğaz temizleme sesi

harry[v]

rahatsız etmek,taciz etmek

harry hoofter[n]

bir eşcinsel erkek,bir gay

harsh[adj]

sert

harshly[adv]

sert bir şekilde,kaba bir şekilde

hart[n]

erkek geyik

hartebeest[n]

inek antilobu

harvard university[n]

Harvard Üniversitesi,Harvard

harvest[v][n]

ekin biçmek • mahsul

harvest fly[n]

ağustos böceği

harvest gold[adj]

turuncumsu altın rengi

harvest mite[n]

hasat piresi

harvest salad[n]

hasat salatası

harvest time[n]
harvester[n]
harvester ant[n]

hasatçı karınca

harvesting[n]

hasat,toplama

harvestman[n]

uzunbacaklı örümcek

has-been[n]

geçmişte şöhret olan fakat artık gözardı edilen insan

hasbian[n]

eski bir lezbiyen,önceden lezbiyen olan kadın

hash[n][v]

bir tür kıymalı yemek • doğramak,parçalamak

hash browns[n]

hash browns

hash out[v]

tartışmak

hashimoto's disease[n]

Hashimoto tiroiditi

hashish[n]

kubar

hashtag[n]

heştek

hassle[n][v]

tartışma • huzursuz etmek

hassock[n]

dua minderi,diz çökme yastığı

hasta mañana[phrase]
haste[n]

telaş

hasten[v]

acele etmek,hızlanmak

hastily[adv]

aceleyle

hasty[adj]

aceleci,tezcanlı

hat[n][v]

şapka • şapka takmak,şapka giymek

hat in hand[phrase]

alçakgönüllülükle

hat manipulation[n]

şapka gösterisi

hat stand[n]

şapka askısı

hat tip[n]

saygı gösterme

hat trick[n]

arka arkaya elde edilen üç başarı

hatband[n]

şapka kurdelesi

hatch[v][n]

yumurtadan çıkmak • servis penceresi

hatch a plan[phrase]
hatchback[n]

arka kapı,eğimli arka kapı

hatchet[n]

küçük balta

hatchet wound[n]

balta yarası,küçük balta kesiği

hatchet-faced[adj]

ince ve sivri suratlı

hatching[n]

yumurtadan çıkma,doğum

hatchling[n]

yumurtadan yeni çıkmış yavru kuş

hatchway[n]
hate[v][n]

nefret etmek • nefret

hate guts[phrase]

birinden nefret etmek

hate mail[n]

kınama mektubu

hate the sight of[phrase]

birinden veya bir şeyden tiksinmek

hateful[adj]

nefret uyandıran,iğrenç

hatefully[adv]

nefretle,kinle

hater[n]

birine veya bir şeye karşı nefret duyan kimse

hateration[n]

sebepsiz düşmanlık,yersiz nefret

LanGeek
Uygulamayı İndir