hairstylisthamburger steak
/ 26
hairstylisthamburger steak
hairstylist[n]

kuaför

hairy[adj]

kıllı

hairy at the heel[phrase]

terbiyesiz

hairy frog[n]

tüylü kurbağa

haitian creole[n]

Haiti Kreolü,Haitice

haka[n]

Haka dansı

hakama[n]

hakama, kimono üzerine giyilen geleneksel Japon pantolonu, genellikle aikido ve kendo gibi dövüş sanatlarında kullanılır,hakama, kimono üzerinde giyilen ve aikido ile kendo gibi savaş sanatlarında sıklıkla kullanılan geleneksel Japon pantolonu

hake[n]

barlam balığı

halal[adj][n]

helal • islami usullere göre kesilmiş et

halay[n]

halay dansı

halcyon[n][adj]

yalıçapkını,halcyon • durgun

hale[v][adj]

çekmek,sürüklemek • dinç

hale and hearty[phrase]

dinç ve sağlıklı

half[adv][n][det][pron][adj][v]

yarım • buçuk • yarı • yarısı,bir yarısı • yarım,buçuk • berabere kalmak,eşitlemek

half board[n]

yarım pansiyon

half boot[n]

yarım çizme,diz altı çizme

half brother[n]

üvey erkek kardeş,yarı kardeş

half dozen[adj]

yarım düzine,altı

half landing staircase[n]

yarım katlı merdiven

half marathon[n]

yarı maraton,yarım maraton

half mask[n]

yarım maske,üst yüz maskesi

half note[n]

yarım nota

half of it[phrase]

bu daha işin yarısı bile değil

half sister[n]

üvey kız kardeş,yarı kardeş

half step[n]

yarım ton

half the battle[phrase]

işin büyük kısmı

half volley[n]

yarı vole,yarı vuruş

half year[n]

yarıyıl

half-and-half[n][adv][adj]

süt ve kaymak karışımı • yarı yarıya,eşit parçalarda

half-ass[v]

üstünkörü yapmak,savsaklamak

half-assed[adj]

üstünkörü,yarım yamalak

half-baked[adj]

aptalca

half-brother[n]

üvey erkek kardeş

half-century[n]

yarım yüzyıl,elli yıl

half-court[n]

yarı saha,orta saha

half-cup[n]

yarım fincan,yarım bardak

half-day[adj]
half-dozen[adj]

yarım düzine,altı

half-eaten[adj]

yarısı yenmiş

half-heartedly[adv]

isteksizce,yarım yamalak

half-hour[n]

yarım saat,otuz dakika

half-inch[v]

çalmak,aşırmak

half-life[n]

yarı ömür,radyoaktif bozunma süresi

half-moon[n]

lunula,yarım ay

half-pint[n]

ufacık,minik

half-price[adj][adv][n]

yarı fiyatlı • yarım fiyatına,yarı fiyatına • yarı fiyat,fiyatın yarısı

half-sister[n]

üvey kız kardeş

half-slip[n]

yarım kombinezon,kısa kombinezon

half-term[n]

yarıyıl tatili,dönem ortası tatili

half-time[adv][adj][n]

yarı zamanlı olarak • yarı zamanlı,yarı süreli • devre arası

half-title[n]

yarım başlık

half-volley[n]

yarı vole,yarı vuruş

half-wit[n]

aptal,ahmak

half-witted[adj]

aptal,ahmak

half-zip[n]

yarım fermuarlı,yarım fermuar

halfback[n]

halfback,orta saha oyuncusu

halfhearted[adj]

isteksiz

halfling[n]

yarı cüce

halftime[n]

devre arası,yarı süre

halftone[n]

noktalı gravür

halfway[adv][adj]

ortasında • yarı yolda,yarıya kadar

halfway house[n]

sosyal rehabilitasyon merkezi

halibut[n]

trança balığı

hall[n]

koridor

hall of residence[n]

öğrenci yurdu

hall porter[n]

kapıcı,kale bekçisi

hallelujah[n]

şükür ilahisi,Tanrı'ya övgü

hallmark[n]

ayırt edici özellik,belirgin nitelik

halloumi[n]

hellim peyniri

hallow[v]

kutsallaştırmak

hallowe'en[n]

Azizler Günü arifesi,Cadılar Bayramı

hallowed[adj]

kutsal

halloween[n]

cadılar bayramı

hallstand[n]

portmanto

hallucinate[v]

halüsinasyon görmek,sanrılamak

hallucination[n]

halüsinasyon,sanrı

hallucinatory[adj]

evham verici

hallucinogenic[adj]

halüsinojenik

hallux[n]

halluks,ayak başparmağı

hallway[n]

koridor

hallway closet[n]

giriş dolabı

halo-halo[n]

Halo-halo, ezilmiş buz, tatlı malzemeler ve buharlaştırılmış sütle karıştırılan, genellikle ube veya leche flan ile süslenen bir Filipin tatlısıdır.,Halo-halo, sıcak Filipin yazları için mükemmel bir tedavi edicidir.

halogen[n]

halojen,halojen element

halt[v][n][adj]

durdurmak • durma,mola • topal,aksak

halter[n][v]

halter yakalı elbise • engellemek,kısıtlamak

halter top[n]

askılı üst,halter

halting[adj]

tereddütlü

haltingly[adv]

tereddüt ederek

halva[n]

helva

halve[v]

yarıya bölmek

ham[n][v]

jambon • abartılı oynamak,rolünü abartmak

ham hock[n]

domuzun ayağının hemen üstünden kesilen küçük et parçası

ham it up[phrase]

abartılı oynamak,fazla dramatize etmek

ham sandwich[n]

jambonlu sandviç

ham wallet[n]

am,vajina

hamantash[n]

hamantash

hamartia[n]

karakter zaafı

hamburg[n]

Hamburg,9. yüzyılda Şarlman tarafından kurulan ve bugün Almanya'nın en büyük limanı olan Elbe Nehri üzerinde kuzey Almanya'da bir liman şehri; 1241'de Lubeck ile Hansa Birliği'nin temelini oluşturan bir ittifak kurdu

hamburger[n]

hamburger

hamburger steak[n]

hamburger köftesi

LanGeek
Uygulamayı İndir