historicalhobnail boot
/ 26
historicalhobnail boot
historical[adj]

tarihi

historical dance[n]

tarihsel dans

historical drama[n]

tarihi dönem draması

historical fantasy[n]

tarihi fantezi

historical fiction[n]

tarihi roman

historical film[n]

tarihi drama

historical linguistics[n]

tarihsel dilbilim

historical romance[n]

tarihi romantizm

historically[adv]

tarihsel açıdan

historiography[n]

tarihyazım,tarih yazıcılığı

history[n]

tarih

history book[n]

tarih kitabı

histrion[n]

histriyon,tiyatro oyuncusu

histrionic[adj]

oyunculuğa ait

histrionics[n]

dramatik sanat,tiyatro oyunculuğu

hit[v][n]

vurmak,dövmek • en çok satanlar

hit a lick[phrase]
hit a nerve[phrase]

hassas bir konuya değinmek

hit a snag[phrase]
hit and run[n][adj]

arabayla çarpıp kaçma • kaza ve kaçma,hit and run

hit at[v]

vurmak,çarpma

hit back[v]

karşılık vermek,cevap vermek

hit big[phrase]

başarı sağlamak

hit different[phrase]
hit hard[phrase]
hit home[phrase]

içine işlemek

hit it off[phrase]

iyi geçinmek

hit like a ton of bricks[phrase]

tokat gibi çarpmak

hit on[v]

flört etmek,kur yapmak

hit out[v]

şiddetle vurmak,sözlü saldırmak

hit piece[n]

skandal (makale, yazı, haber)

hit point[n]

can puanı

hit rock bottom[phrase]

dibe vurmak

hit stix[n]

ritim çubukları

hit the airwaves[phrase]

yayına girmek

hit the big time[phrase]

büyük çıkış yapmak

hit the books[phrase]

ciddi ciddi ders çalışmak

hit the bottle[phrase]

içkiye vurmak

hit the buffers[phrase]

başarısızlığa uğramak

hit the ceiling[phrase]
hit the dirt[phrase]

yere atılmak

hit the ground running[phrase]

büyük bir şevkle kolları sıvamak

hit the hay[phrase]

yatağa gitmek

hit the headline[phrase]
hit the high street[phrase]
hit the jackpot[phrase]
hit the mac[phrase]
hit the mark[phrase]

turnayı gözünden vurmak

hit the nail on the head[phrase]

tam isabet etmek

hit the panic button[phrase]

paniğe kapılmak

hit the road[phrase]

yola çıkmak

hit the roof[phrase]

çileden çıkmak

hit the sack[phrase]

yatıp uyumak

hit the slopes[phrase]

kayak yapmaya gitmek

hit the spot[phrase]

ilaç gibi gelmek

hit the town[phrase]
hit upon[v]

üzerine düşmek,parlak bir fikir bulmak

hit-and-miss[adj]

rastgele

hitch[n][v]

aksilik • bağlamak,iple bağlamak

hitch wagon to a star[phrase]

başarılı birine yaslanmak

hitchhike[v]

otostop çekmek,otostop yapmak

hitchhiker[n]

otostopçu,çekici

hitchhiking[n]

otostop

hither[adv]

buraya,bu tarafa

hitherto[adv]

şimdiye kadar,bugüne dek

hitman[n]

tetikçi,paralı katil

hitter[n]

vurucu,sopalayıcı

hitting[n]

vuruş,darbe

hiv[n]

HIV

hive[n][v]

kovan • bir kovanda toplanmak,kovan oluşturmak

hive away[v]

bir kenara koymak,biriktirmek

hive off[v]

ayırmak,bölmek

hives[n]

ürtiker

hmong[n][adj]

hmong,hmong dili • Hmong,Hmong halkıyla ilgili

hmong language[n]

Hmong dili,Hmongca

hmong-mien languages[n]

Hmong-Mien dilleri

ho[n]

orospu,sürtük

ho mok[n]

Ho Mok yemeği

ho-hum[adj]

sıradan,ilgisiz

hoagie[n]

uzun sandviç

hoar[n][adj]

kırağı,beyaz don • ak saçlı,karla beyazlamış

hoard[n][v]

zula • gizli gizli biriktirmek

hoard up[v]

biriktirmek,stok yapmak

hoarded wealth[n]

birikmiş servet,biriktirilmiş hazine

hoarder[n]

istifçi,kompulsif biriktirici

hoarding[n]

reklam panosu,afiş tabelası

hoarfrost[n]

kırağı,don

hoarse[adj]

boğuk

hoary[adj]

ak saçlı

hoary fox[n]

brezilya dövüş tilkisi

hoax[n][v]

dümen • aldatmak,kandırmak

hob[n][v]

ocak rafı • bir dişli ile kesmek,dişli freze ile işlemek

hobbit[n]

hobbit

hobble[v][n]

topallamak • kelepçe

hobble skirt[n]

dizden dar etek

hobbledehoy[n]

becerikli olmayan genç,sakar ergen

hobby[n]

hobi

hobbyhorse[n]

sallanan at,oyuncak at

hobbyist[n]

hobi sahibi,meraklı

hobnail boot[n]

çelik burunlu çizme

LanGeek
Uygulamayı İndir